/ Devrimci Perspektif / 12 Eylül’ü Yanlış Tartışmak

12 Eylül’ü Yanlış Tartışmak

on 12 Eylül 2012 - 12:39 Kategori: Devrimci Perspektif
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
12.04.12
Geçtiğimiz hafta Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın 12 Eylül darbesi ile ilgili olarak yargılanmasının başlaması büyük bir şatafatla kamuoyunun gündemine getirildi. AKP hükümetinin demokratikleşme söyleminin inandırıcılığı açısından bu yargılamalar kuşkusuz önemliydi. Bu yüzden de AKP’nin güdümündeki medyanın üzerine düşeni yapmak için çırpındığını gözlemledik. Bu kesim medya yargılamaları “AKP hükümeti sayesinde Türkiye’de yeni bir sayfa açıldığının bir göstergesi daha” minvalinde verdi. AKP hatta hiç utanmadan, Abdülkadir Aksu gibi 12 Eylül valilerinin kendi hükümetlerinde bakanlık yaptığına bakmadan davaya müdahil olarak katılma başvurusu yaptı. Yaşı 100’e yaklaşan bu iki eski darbeci mahkemeye dahi gitmeden güya yargılanıyor. Güya 12 Eylül ile hesaplaşılıyor…
12 Eylül darbesi TSK, TÜSİAD, ABD, AB ve tetikçileri MHP eliyle gerçekleştirildi. Soralım, “herhangi bir düzen mahkemesinin bu güçleri yargılama şansı olabillir mi?” Elbette ki olamaz. Gerçekte 12 Eylül’ü sadece proleter bir devrim ve işçi iktidarı yargılayabilir. Yapılmaya başlanan sözde yargılamalarsa ancak bir orta oyunu olabilir. Sadece bu kadar da değil. AKP’nin demokrat makyajını tazelemesi için de bir araç olmuştur bu yargılamalar. Ama diğer taraftan 12 Eylül’ün esas darbeleneni sosyalistler bu gerçeklerden yola çıkarak meselenin üzerinden atlayamazlar. Mahkeme önlerinde eylemlerde 12 Eylül’ün arkasında hangi güçlerin olduğunu ve o dönem kimlerin 12 Eylül’e alkış tuttuğunu ortaya sermeye çalışmalıdırlar. AKP’nin tiyatrosunu izlemek yerine oyunu bozmaya çalışmak devrimci olan tavırdır. Ki 12 Eylülün sınıfsal mahiyeti devamlı olarak gözlerden kaçırılmak isteniyor. Belli ki ABD’nin TÜSİAD’ın MHP’nin o süreçteki rolü gizleniyor. Egemen sınıfın 12 Eylül’ü nasıl sunmak istediğini anlamak için alın size bir sahne:
“Ankara Adliyesi önünde yargılanmayı takip etmek için toplanan kalabalığın kıyısında 10 kişilik bir Mazlum Der grubu göze çarpıyor. Ellerindeki kocaman pankartları, kıyılır mı Erdal’a türküsünü çalan ses sistemleri ile medya ilgisinden paylarını ziyadesiyle alıyorlar. Pankartlarında iki büyük portre göze çarpıyor: Erdal Eren ve Balgat katliamının faili Mustafa Pehlivanoğlu.” İşte bizlere anlatılan hikâye bu. Sınıfsal içeriklerinden asla bahsedilmeyen kötü niyetli derin devlet, sağ-sol çatışması çıkararak askeri darbeyi gerçekleştirdi, olan hem sağcıya hem solcuya oldu. Bu ülkenin insanları birbirini vurdu. İşte sistemin en alçakça gerçekleri saptırma yöntemi bu. Şu eşitlemeye bir bakar mısınız? Bir tarafta 17 yaşında, tek “suç”u devrimci olmak olan bir genç, diğer tarafta ise bir kitle katliamcısı. Tabi ki “burjuva devlet ve emperyalist ortakları devrimci sınıf hareketinin önünü kesmek için faşist çetelere katliamlar yaptırttı, ortalığı kana bulayarak sınıf hareketini yordu ve neticede işçi emekçilere en ağır darbeyi 12 Eylül ile vurdu” demeyecekler. 12 Eylül sürecini sınıfsal içeriğinden soyutlayıp, meseleyi içi tamamen boşaltılmış bir insan hakları ve demokrasi söylemine hapseden ve faşist hareketle devrimcileri eşitleyen burjuva yorumcuların ağzının payının verilmesi gerekir.
Ne de olsa konunu birinci muhattabı sosyalistler olduğundan son süreçte medyada epey bir eski yeni sosyalist kendisine yer bulabildi. Ama onlar da 12 Eylül darbesini çok büyük çoğunlukla aynı pencereden- insan hakları, demokrasinin askıya alınması, insani dramlar vb- üzerinden anlattılar. 12 Eylül’ün esas faillerinin burjuvazi ve devleti olduğuna, ABD ve AB gibi uluslararası ortakların yönlendiriciliğine ve faşist hareket ile diğer sağ unsurların aslında darbecilerin tetikçileri olduğuna fazla girilmedi. Darbenin neyi hedeflediğine de genelde değinilmedi. Oysa 12 Eylül demek taşeronlaştırma demektir, özelleştirme demektir, ucuz iş gücü cennetine dönüşmek demektir, örgütsüzleştirmek demektir, Kürtleri ezmek demektir, sendikaların bitirilmesi demektir, bütün bunlar için de gerekli olan devlet terörü demektir… “12 Eylül ile hesaplaşmak mı” dediniz? 12 Eylül hesaplaşmak bu saydıklarımızla hesaplaşmak demektir. Gerisi ise laftan ibarettir.
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!