/ Devrimci Perspektif / CIA, MI6, Tudeh, KGB… Musaddık Darbesinde Roller – V. Umut Arslan

CIA, MI6, Tudeh, KGB… Musaddık Darbesinde Roller – V. Umut Arslan

on 19 Ağustos 2013 - 20:07 Kategori: Devrimci Perspektif
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
19 Ağustos, 2013

Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü (CIA), 60 yıl önce İran ‘da düzenlenen ve dönemin başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesi ile sonuçlanan darbedeki sorumluluğunu resmen kabul etti.” Ajanslara geçen bu haber, aslında malumun ilanından başka bir şey değil. Diğer taraftan İran tarihi özellikle de 1953 ve 1979 kırılmaları, çok önemli derslerle dolu ve Ortadoğu’nun yeniden sarsıldığı bu dönemde komşu ülke İran’ın emekçi halkının deneyimlerinden öğrenmek, bizler açısından çok önemli olmalı. Bu yüzden de CIA’nın malumu ilan etmesinin ötesine gitmek ve dönemi anlamak gerekli.Bu arada belirtmek gerekir ki1953 darbesinde İngiliz MI6 gizli servisi de en az CIA kadar rol almıştır. Britanya’da da ABD’dekine benzer bir yasa ile belirli bir yıldan itibaren arşivlerin açıklanması gibi bir uygulama olsaydı MI6’nın Musaddık’ın devrilmesindeki rolü de belgelerle açığa çıkabilirdi

Musaddık Kimdir?

Muhammed Musaddık, 1905/07 devrimine aktif olarak katıldı ve devrimin neticesinde ortaya çıkan İran parlamentosuna daha 24 yaşında milletvekili olarak seçildi. Kurulan hükümetlerde bakanlıklar yaptı, çeşitli vilayetlerde vali oldu. Modernleşme yanlısı Rıza Şah, Britanya’nın baskısıyla tahttan indirildiğinde (1941) Musaddık, modernleşmeci ve ulusalcı çizginin liderliğine soyunan İran Ulusal Cephesi’ni örgütledi. Aydınların yanı sıra yeni gelişen İran burjuvazisi ile İslami kesimin etkin olduğu geniş esnaf dokusu Bazaar, Ulusal Cephe’yi desteklemekteydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında İran, Stalin Rusyasının da arasında bulunduğu müttefik güçlerce İngiliz nüfuz bölgesi olarak saptanmıştı. Rıza Şah’ın devrilmesi doğrudan Britanya’nın işi idi. Ama Britanya emperyalizmine duyulan tepki büyüktü ve bunun birinci derecedeki ifadesi Musaddık’ın kazandığı toplumsal destekti. Özellikle İran’ın dev petrol kaynaklarının Britanyalı Anglo-İran Petrol Şirketi tarafından yağmalanması politik kampanyaların hedefi oluyordu. Musaddık bu şirketin tamamen millileştirilmesini savunuyor ve kamuoyunda beğeni kazanıyordu. Yükselen toplumsal muhalefetin enerjisini fark eden İran yönetici sınıfı ve Şah, Musaddık’ın 1953’te başbakan seçilmesine ses çıkarmayacaklardı. Musaddık, ulusal kalkınma etrafında bir sosyal reform programı uygulamaya başlamıştı ki kendisini Britanya’nın ablukası altında buldu. Çünkü Musaddık zor bela da olsa petrol şirketlerini devletleştirmişti. Britanya emperyalizmi buna cevap olarak Fars Körfezi’ni abluka altın almakla kalmadı, çek etkili bir ekonomik ambargoyla İran’ın petrol ihracatını yirmide birine düşürdü. Bu durumda Musaddık’ın reform hamlesi çökmekle kalmıyor, ülke kriz içerisine yuvarlanıyordu. Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt’teki işbirlikçi yönetimler, petrol üretimini arttırarak amborgonun dünya piyasalarındaki olumsuz etkisini azaltıyorlardı. Bu arada MI6 İran’da faaliyetlerini o kadar arttırmıştı ki saray çevresinde ve etkili yerlerdekileri satın almak için büyük miktarda para saçılıyordu. Bunun dışında Musaddık, toprak ağalarının ve emperyalizm yanlısı Şah ve adamlarının büyük muhalefeti ile karşılaştı. Mevcut krizle baş etmek için kendisine olağanüstü yetkiler verilmesinde ısrar eden Musaddık, muhalefetin girişimleri ile istediğine ulaşamayınca Temmuz 1952’de Şah’a istifasını sundu.

Yeni başbakanın ilk işi Britanya ile petrol gelirleri konusunda anlaşmaya çalışmak olunca toplumsal muhalefet bir kez daha ayağa kalkacaktı. 5 gün süren etkili genel grev hayatı durdurdu, yüz binlerin katıldığı eylemlerde 250 kişi can verdi. Ama egemenler bundan sonrasını göze alamadı, ordu geri çekilmek isteyecek ve Şah Musaddık’ı yeniden başbakan atamak zorunda kalacaktı. Her zamankinden daha güçlü olan Musaddık, Şah’ın yetkilerini sınırlandırdı, toprak ağalarının gücünü kırdı. Ama Britanya’nın dünya çapında uyguladığı ambargo altında ülke yoksullaşmaktadır. Bu koşullar altında Musaddık’ı destekleyen önemli Ayetullahlar Musaddık’tan desteklerini çekti. Musaddık’ın Britanya ile tüm diplomatik ilişkileri koparması ipleri kopma noktasına getirdi. Bu saatten sonra CIA da tüm ağırlığıyla İran’a yüklenip, darbenin gerekli şartları oluşturacaktı. Darbenin ayak seslerini işiten kitleler sokaktaydı ve durumu Musaddık da bilmekteydi. Ne var ki Musaddık, tıpkı yıllar sonra Allende’nin yapacağı gibi burjuva yasallığını çiğnemeyerek devlet adamı pozlarında kitle hareketini bizzat frenlemiş, emekçilere sokakları boşaltın çağrısı yapmıştı. Darbe, işçi hareketini acımasızca ezecekti.

Tudeh ve SSCB’nin Rolü

TUDEH, İran Komünist Partisi’nin sonradan (1941) legal gerekçeler nedeniyle aldığı isimdir. İran Komünist Partisi’nin önderliği Rusya’da Stalin elinde 1930’larda yok edildikten sonra parti diğer KP’ler gibi Stalinizasyona tabi kılınmış ve SSCB’nin dış politikasının bir eklentisine dönüşmüştür. Bu yüzden de SSCB’den gelen direktiflerle parti politikası bir dizi zikzakla ve türlü türlü tutarsızlıklarla bezelidir. İran tarihinin en önemli dönemeçlerinden birisi olan petrolün millileştirilmesi meselesinde Tudeh’in tutumu bu şekildedir. Parti, önceleri Musaddık’ı ABD ajanı olarak suçlamış ve millileştirilmeye karşı çıkmışken daha sonra pozisyon değitirerek Musaddık’a destek olmuştur. Bu arada partinin çok önemli bir güç olduğunu akılda tutmak gerekir. Tudeh, genel greve önderlik yapacak güçtedir (Temmuz 1952 genel grevi Tudeh’in önderliğindedir) ve işçi sınıfı içerisinde etkisi büyüktür. Bunun dışında Tudeh aydınlar ve öğrenciler için büyük çekim merkezidir. Ülkede sola ve sosyalizme kayan herkesin gideceği tek adres olan Tudeh aynı zamanda ordu içerisinde de büyük güce sahiptir (Askeri Örgüt). Partiye bağlı askeri örgüte 500 kadar subay üyedir. Bütün bunlar Tudeh’i İran’ın en önemli siyasi gücü yapmaktadır. Ama Tudeh darbeye karşı taraftalarına direnmeme çağrısı yapmıştır. Darbeyi günler öncesinde bildirerek Musaddık’ı uyaran Tudeh’in Askeri Örgütü’dür. Ne var ki işçi hareketinin yanı sıra Tudeh’in kendisini de yok edecek olan darbe karşısında hiçbir şey yapmaması kitlelerde derin hayal kırıklığı yaratmıştır. İhanetin boyutlarını anlatan önemli bilgilerden birisi de darbe için harekete geçirilen ordulardan birisinin başında bulunan generalin bizzat Tudeh’e bağlı Askeri Örgüt mensubu olmasıdır. Ama gerekli emir Parti merkezinden asla çıkmayacaktır. Askeri Örgüt’ün başı Khosrov Rozbeh, parti liderlerinin çağrısına uymaz ve teslim olmayarak yer altında mücadeleye devam eder. Rozbeh yakalandığında (1958) parti yönetimini ihanetle suçlayacaktır. Aynı zamanda çok iyi bir örgütçü, çok yönlü bir aydın, parlak bir askeri uzman olan Rozbeh, baş eğmezliğin sembolü olarak İran devrimci geleneğine adını yazdırır. Rozbeh, son anda kendisine sunulan pişmanlık açıklaması karşılığında af dilemesi talebini reddeder ve ertesi gün idam edilir.

Tudeh’in İhaneti Nasıl Açıklanır?

Tudeh’in kendisini de imha edecek olan darbeye karşı, üstelik gücü de rahatlıkla yetecekken, tepki vermemesi yani siyaseten intihar etmesi nasıl açıklanabilir? Konuya yabancı olanlar için anlaşılmaz olan bu durum tamamen SSCB ile ilgilidir. 2.Dünya Savaşı sonlarında SSCB-ABD-Britanya arasında yapılan anlaşmalarda (Yalta-Postnam-Tahran) İran, Britanya nüfuz bölgesi olarak kabul edilmiştir. SSCB, Batı Bloku alanına giren ülkelerdeki devrimleri açıkça engellemiştir. Bunun en acı örneklerinden birisi İran ise daha da acısı Yunanistan’da yaşanmıştır. Stalin’in bu anlaşmalara o derecede sadık kalmıştı ki yıllar sonra Churchill, anılarında Stalin’in bu tavrından şaşkınlık ve övgüyle bahsedecekti. Kısacası Tudeh’e düşen darbeyi kabullenmekti, ayni açıkça emekçiler adına ihanetçi bir tutum takınacaktı. Zaten İran gibi uluslararası siyaset ve ekonomi açısından belirleyici olan bir ülke ile ilgili kıyamet koparken SSCB hiçbir şekilde Musaddık lehine ya da başka türlü ağırlık koymamıştır. SSCB sınır komşusu olan İran’da olan bitenleri sadece izlemiştir. Hatta söylediğimiz gibi Tudeh millileştirmelere bir dönem karşı tavır almış, Musaddık’ı ABD ajanı ilan etmişti.

Sonuç

Darbenin ardından İran işçi hareketi ve devrimciler uzun bir baskı dönemi altında ezildiler. Uyanış 1960’ların ikinci yarısından itibaren yeniden başladığında 1953 ihanetinin anısı devrimci gençlerin hafızasında taze idi. Onlar Tudeh’e yaklaşmadılar. Tudeh’in kötü deneyimi, devrimci gençliği işçi sınıf perspektifli Leninist taktik ve stratejik derinlik yerine gerillacılığa savrulmasında önemli bir paya sahiptir. Tudeh 1970lerden itibaren yeniden toparlandığında bu sefer de Humeyni’nin karşı devrimine cephane taşıyacaktı. Buna göre Humeyni ve Mollalar, anti emperyalist ve ilericiydi… Emirler yine Moskova’dan geliyordu. Tudeh diğer devrimci gruplardan militanları Humeyni’nin cellatlarına ihbar edecek kadar ileri gidecekti…

20.yy anlaşılamadan 21.yy kazanılamaz. İran bu anlamda çok zengin deneyimlere sahip ve bu çerçevede Maziar Behrouz’un Epos Yayınları’ndan çıkan İran’da Nasıl Yapılamadı adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.

Rozbeh, idamından hemen önce

 

Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Josef Stalin

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!