/ Devrimci Perspektif / Domuz Gribi Üzerine

Domuz Gribi Üzerine

on 13 Eylül 2009 - 12:05 Kategori: Devrimci Perspektif
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bir garip grip hikayesi

            kar hırsıyla doğdu
emekçileri soydu
emekçileri öldürdü

Nedir domuz gibi?
Domuz gribi domuzlar arasında yaygın olan ve normal mevsimsel gribe benzeyen bir griptir. Hastalığa sebep olan mikrop bir çeşit grip virüsüdür. Bir takım değişimlere uğrayarak insana bulaşma özelliğine sahip olmuştur. Rahatsızlık belirtileri bildiğimiz grip ile hemen hemen aynıdır, ek olarak solunumda farklı bir sorun görülebilir. Bulaşma hızı normal gripten daha fazladır ancak ölüme yol açma oranı daha azdır. Domuz gribinin normal bir gripten daha az öldürme riskinin olduğu ABD’de haftada 800 kişinin normal gripten ölürken şimdiye kadar sadece 522 kişinin domuz gribinden öldüğü gerçeğiyle açıkça görülebilir.

Bu gribin bir geçmişi var mı?
Domuz gribi 1918’den beri dünyanın pek çok yerinde hem domuzlarda hem insanlarda ortaya çıktı. En çok 1918 salgını ölüme yol açtı. Salgınlar içinde 1976’da Amerika’da yaşanan en olaylı olanı. Yalnız olaylı olması hastalığın çok kişinin hayatına sebep olması değil. Olaylar, domuz gribine karşı yapılan aşıların hastalığın kendisinden daha fazla insanı öldürmesi yüzünden ortaya çıktı. En son salgın 2009 salgını. Bugünkü virüs eskilerinden farklı olarak kuş gribi ve normal mevsimsel insan gribinin özelliklerinden bazılarını da taşıyor.

Nereden çıktı bu salgın?    
Domuz gribinin kökeni tahmin edilebileceği üzere domuz çiftlikleri. Normal koşullarda bu hastalık insana geçmezken değişime uğrayarak insanlara bulaşır hale gelebiliyor. Nitekim geldi de. Hastalığın değişmesine ve insanlara bulaşmasına neden olan nedir? Tıklım tıkış pis çiftlikler ve sağlığı hiçe sayılan ucuz iş gücünden başka bir şey olarak görülmeyen işçilerin bu ortamlarda çalışması.
Salgın hastalıklara yol açan virüslerin sağlıksız ve pis ortamlarda değişime uğradıkları ve yeni tehlikeleriyle yeni hastalıklar ürettikleri bilinen bir gerçek. Ama hiç şaşırmıyoruz ki bu gerçek, gözünü kar hırsı bürümüş patronların üzerinde duracağı bir gerçek değil.
Bugünkü domuz gribi Meksika’nın Perote kasabasında ortaya çıktı. Peki Meksika’daki bu sağlıksız domuz çiftlikleri nereden çıktı?
ABD 1918’den beri domuz üretme sanayisini geliştiriyor. Mega domuz çiftlikleri gittikçe ekonomiden daha büyük paylar alıyor. Pek çok alanda olduğu gibi, bu alanda da merkezileşme yaygın. Örneğin, 1965’te ABD’de 53 milyon domuz ve 1 milyon domuz çiftliği varken bugün 65 milyon domuz ve 65 bin çiftlik var. Tekelleşme, patronların istediği gibi kafasına göre at koşturmalarını da sağlamış gibi.
ABD domuz sanayinde tekelleşedursun, biz de Meksika’ya bakalım. 1980’lerde neoliberalizme açılan Meksika, 1994’te büyük bir kriz yaşadı. İş gücü iyice ucuzladı, en ufak bir yatırıma sorgusuz sualsiz sarılındı; yani yatırımcılara her alanda kolaylık sağlandı. ABD domuz endüstrisi de bu fırsatı kaçırmadı tabi. Ucuz işgücünden, yabancı sermaye teşviklerinden yararlanmak ve çevre-sağlık koruma kurallarından kurtulmak için Meksika’ya taşındı. Tesadüftür ki(!) domuz gribi salgınının çıktığı kasaba işte bu dev domuz üretme çiftliklerinden birine ev sahipliği yapıyor. Kasabalıların uzun zamandır nezle, zatürree ve bronşitten şikayetçi olmaları da ayrı bir tesadüf. Karnını bile doyuramayacak ücretlerle çalışan işçilerin sürekli rahatsızlandığını söylemek yersiz. İşin acı yanı, tüm bu sorunlar basit sağlık önlemleri alınarak engellenebilirdi; ancak kar hırsı bunu yapmayı önlüyor. Yani hikayenin ilk kısmı: domuz gribi kar hırsıyla doğdu.

Peki tedavi ve korunma için neler yapılıyor?
Domuz gribinin tedavisi için Tamiflu gibi anti-viral ilaçlar kullanılıyor. Tahmin edileceği üzere bu ilaçlar Roche gibi büyük ilaç firmalarına ait. Kriz döneminin üstüne, bu ilaçlardan elde edilen karlar firmalara “ilaç” gibi gelmişe benziyor. İlaçlar sadece hasta olanlara tedavi amacıyla verilmiyor, sonradan yapılan bir açıklamayla ilaçların koruyucu etkisi olduğu belirtildi ve hasta olsun olmasın insanlar bu ilacı tüketiyor.
Gribin yayılmasına önlem olarak yeni aşı da geliştirildi. Yakında aşılama pek çok ülkede uygulanmaya başlanacak. Büyük ilaç firmalarının bu aşıdan da büyük karlar elde ettiğini söylemeye gerek yok. Bu aşı kampanyasından Türkiye de nasibini aldı. 30 milyona yakın kişinin ücretsiz aşılanması gündemde. Devlet aşıları çoktan aldı ve şimdi bunları uygulamak zorunda, böylece aşıların masrafını sosyal fonlardan alacak. Peki bu sosyal fonlar nereden geliyor? Emekçinin verdiği vergilerden, yani yine onun cebinden.
İlaçdır aşıdır derken şirketlerin cebi şişti, emekçilerinki hafifledi. Yani hikayenin ikinci kısmı: domuz gribi emekçileri soydu.

Domuz gribi kimler için daha tehlikeli?
Hastalar, yaşlılar, gebeler ve çocuklar her hastalıkta olduğu gibi domuz gribinde de daha fazla tehlike altında. Ha bir de tüm yoksullar.
Domuz gribi ölümlerinin çoğu Meksika’da görüldü. Sosyal güvencenin yokluğu ve halkın yoksulluğu en büyük neden. Meksikalıların sadece %1’i sağlık hizmetlerini özel hastanelerden karşılayabiliyor. Kamuya ait sağlık hizmetleri yeterli kaynağa sahip değil. Eczanelerde satılan ilaçlar Meksika halkının gelir düzeyine göre çok pahalı. Güvencesiz çalışma çok yaygın. Nüfusun %60’ı sosyal güvenceden mahrum. Hal böyle olunca, pek çok kişinin basit grip ilaçları ve sağlıklı beslenmeyle yenebileceği bir hastalık olan domuz gribi toplumsal felaketlere yol açabiliyor. Yani hikayenin üçüncü ve son kısmı: domuz gribi emekçileri öldürdü.

Tüm bunlar ne demek oluyor?
Hastalıklar tıklım tıkış ve sağlıksız hayvan üretim çiftliklerinden çıkıyor. Daha küçük işletmeler yok oluyor, tekeller güçleniyor. Patronlar kar ediyor. Hastalık sağlıksız koşullarda çalışan emekçilere geçiyor. Yetersiz beslenme ve tedavi olanakları nedeniyle öldürücü salgınlar ortaya çıkıyor. Hastalığı tedavi etmek için ilaçlar, aşılar üretiliyor ve tüketiliyor. İlaç firmaları zenginleşiyor. Patronlar kar ediyor.
Yani her durumda, patronlar kar ediyor.

Salgın hastalıklarla nasıl mücadele edeceğiz?
Salgın hastalıklarla mücadele, kapitalizmle mücadeleden geçiyor.
Salgınların ortaya çıkmaması için çevrenin, insanın ve diğer canlıların rant kapısı halinden çıkması gerekiyor. Bu da köhnemiş sömürü düzeninde mümkün değildir.
Dünya halklarını kapitalizmin her türlü hastalığından kurtaracak olan sömürüsüz, eşitlikçi bir düzeni ören sosyalizm mücadelesi olacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı