/ Devrimci Perspektif / Hepimiz Charlie Miyiz? (Güneş Gümüş)

Hepimiz Charlie Miyiz? (Güneş Gümüş)

on 11 Ocak 2015 - 22:53 Kategori: Devrimci Perspektif, Güneş Gümüş
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

7 Ocak günü Paris’te haftalık karikatür dergisi Charlie Hebdo’nun bürosuna El-Kaide tarafından silahlı baskın yapılmış; saldırının ertesinde ise IŞİD’a bağlantılı şekilde Yahudi gıda marketine yönelik bir saldırı gerçekleşmişti. Bu yaşananlar şok edici bir gaddarlık içeriyor ancak bu durum, konuya dair birçok hayati noktanın gümbürtüye gitmesine engel olmamalı; saldırının faturası sadece cihatçı teröristlere kesilerek konu kapanmamalı.

Fransa’nın 11 Eylül’ü olarak geçen Charlie Hebdo baskını sonrasında Avrupa çapında bir eylem dalgası başladı. “Je Suis Charlie (Hepimiz Charli’yiz)” şiarlı eylemlerin sonuncusu ise bugün gerçekleşti. Paris’te 50’den fazla ülke liderinin öncülüğünde gerçekleşen “Cumhuriyet Yürüyüşü”ne 1 milyondan fazla insan katıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın katılım için çağrı yaptığı yürüyüş, “Yaşasın Fransa” sloganlarının sokakları inlettiği bir ulusal birlik havasında geçti. Charlie Hebdo’nun da bir parçası olduğu Fransız solunun Ortadoğu “diktatörleri”ne karşı savaşta kendi egemen sınıflarına destek veren tavrı saldırı sonrasında da devam etmekte.Yürüyüşün en önünde yürüyen emperyalist akbabaların bazıları şunlardı: Fransa eski ve yeni devlet başkanları, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı David Cameron, İtalya Başbakanı Matteo Renzi, İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Belçika Başbakanı Charles Michel, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ABD’nin Adalet Bakanı Eric Holder, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Ürdün Kralı Abdullah… Kol kola girerek yürüyüşe önderlik eden bu akbabalara bir daha bakın. İşte bunlar bu saldırının asıl sorumluluları. İşte bunlar cihatçı teröristleri yetiştirip Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın başına musallat edenler. İşte bu yüzden bu emperyalist akbabalarla birlik olmak mümkün değil.

Fransa ve onun içinde bulunduğu emperyalist bloğun egemenleri kendi halklarını “terörizme karşı savaş” adı altında Ortadoğu’daki kanlı stratejilerini, savaşlarını sürdürmeye ikna ekmek için Charlie Hebdo saldırısını fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Bu saldırıdan kim karlı çıktı diye sorduğumuzda Irak’ı, Suriye’yi cehenneme çeviren cihatçı terör gruplarıyla Avrupa ve ABD’li egemenlerin birlikte kazandığını görüyoruz.

Fransa’da Yahudi gıda marketini basarak çok sayıda insanın ölmesine neden olan IŞİD bağlantılı saldırganın suç ortağı Türkiye üzerinden Suriye’ye kaçıyor. Daha fazla söze gerek var mı? Fransa’daki saldırılarda kullanılan silahların parası bugün saldırılar için timsah gözyaşları dökerek ulusal birlik havası yaratmaya ve dünya çapında yeni kanlı saldırılara girişmek için halk desteği kazanmaya çalışan bu leş kargalarının cebinden çıktı. Eğer Fransa halkı yeni katliamlar yaşamak istemiyorsa Suriye’de Esad rejiminin düşmesi için canhıraş ABD ile birlikte uğraşan Fransa egemenlerine karşı “ARTIK YETER! Ortadoğu’dan Elinizi Çekin! Cihatçı Teröristlere Desteği Kesin!” demeli; bunun için egemen sınıflarıyla değil Fransa’nın ezilen Müslüman halkıyla birlik olmalı.

Charlie Hebdo saldırısı için Fransa’nın 11 Eylül’ü nitelemesi yapılıyor. 11 Eylül saldırısını hatırlayın. ABD, bu saldırıları kullanarak Afganistan müdahalesi için gerekli halk desteğini kazanmıştı. Sonraki süreçte 11 Eylül saldırısının büyük şaibeler barındırdığı, arkasında ABD egemenlerinin olduğu açığa çıkmıştı. Bugün baktığımızda da daha önce defalarca ölüm tehditleri almalarına, petrol bombasıyla Paris’teki ofislerinin mahvedilmesine rağmen -yani olası bir saldırının ilk hedeflerinden olacakları aşikar olmasına rağmen- Charlie Hebdo’ya yönelik bir saldırının bu kadar kolaylıkla gerçekleşmesine ne demeli?

Sonuç olarak Fransa başta olmak üzere emperyalizmin ağababalarının Ortadoğu’daki kanlı siyasetlerine halkı ikna etmek için kendilerinin doğrudan(!) ya da dolaylı olarak yol açtıkları Charlie Hebdo saldırısını kulanmalarına izin vermeyelim. Bugün her zamankinden daha güçlü şekilde şu şiarı haykırmak gerekiyor: “Asıl Düşman İçerdeBitirmeden önce Türkiye’de Paris’taki eylemle aynı gün gerçekleştirilen, çeşitli sol grupların katıldığı “Charlie Hebdo” eylemlerine dair de bir şeyler söylemek gerekiyor. Muhalif karikatür dergisi Charlie Hebdo saldırısı karşısında tavır almak devrimci sorumluluktur; ancak emperyalistlerin manipülasyonlarıyla şekillenen içerik, söylem ve günlerde değil. Bu eylemin dünyanın emperyalist ağababalarının (ki Davutoğlu’nun da katıldığı) buluştuğu bir yürüyüşle aynı günde örgütlenmesi ortak bir ruh hali yaratılmasına hizmet ederek başta hata yapmıştır. Üstüne bir de uluslararası bir söylem olarak öne çıkan ama saldırının gerçekleşmesine neden olan asıl hedefi gözlerden saklayan “Je Suis Charlie (Hepimiz Charli’yiz)” sloganıyla eylem yapmak kabul edilir gibi değildir. Devrimcilerin kendi gündem ve söylemleriyle harekete geçerek emperyalistler tarafından manipüle edilmeye çalışan kitlelere devrimci bir strateji sunması gerekir. İşte böyle bir stratejiniz yoksa savrulup gidersiniz.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!