/ Devrimci Perspektif / Sahte Kabadayının Yeni Şovu Almanya – V.U.Arslan

Sahte Kabadayının Yeni Şovu Almanya – V.U.Arslan

on 24 Temmuz 2017 - 12:23 Kategori: Devrimci Perspektif, V. U. Arslan
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

“Amacımız doğruları söylemek değil, insanları etkilemek”

Hakkını teslim etmek lazım… Führer’liğe soyunanlar işin propaganda kısmında Nazi’lerin şefi Goebbels‘i kıskandıracak işlere imza atıyor.

“Yalan ne kadar büyükse ve ne kadar ısrarla dillendirilirse o kadar inandırıcıdır.” Yalanın eşlenikleri de müthiş bir uyumla kullanımda: İftira at, korkut ve sustur; gerçeklerin sesinin kıs, sansürle, olmadı hapse at.. Goebbels’in yaptığı işin günümüzdeki popüler kullanımı “algı operasyonu”. Bu işte TV’lerin rolü büyük. Çok TV izleyen ve TV’lerden etkilenen bir toplumuz zira… Hiç okumayan, sosyal medyayı kullanmayan, çok TV izleyip gazete manşetlerini TV’lerden ‘dinleyen’ geniş bir kitle, en kolay hedef. İşlenen ana tema şu: “Güçlü Türkiye Osmanlı’yı diriltiyor, yabancı güçler bunu kıskanıyor, muhalefet edenler hainlik ediyor.” 

İçeride bu kanıyı hakim kılmak için algı operasyonlarına malzeme lazım. Zamanında “one minute” ile İsrail’e posta konmadı mı! Seçimlerde her türlü gideri vardı… İşin şov kısmı iyi, ama meselenin yan etkileri de var, hele işin ayarını kaçırırsanız. Mavi Marmara gemisiyle gaz verdiğin insanları gönder ölüme, milletvekillerin son anda insin gemiden… Unutulur nasıl olsa, sonra İsrail ile arayı yapınca giderken bana mı sordular dersin, olur biter. Filistin gazını gasp eden İsrail’e boru hattı döşersin, ama Filistin davasını da istismar etmeye devam edersin..Bu işler böyle. Sorsan İslam aleminin ve bu arada Filistin davasının büyük lideri… Mescid-i Aksa diyip numaradan veryansın eden AKP yandaşları da nedense damat Bayraktar’ın İsrail’e peşkeş anlaşmasını görmezden gelirler. Başka bir iktidar iş başında olsa ortalığı ayağa kaldırır, cuma namazı çıkışlarında yürüyüşe geçerlerdi. Ama ne gam. Bizim cephemizde cesaret bulaşıcı, bunların cephe de ise ikiyüzlülük bulaşıcı…

Sonra güçlü Türkiye’nin bir başka güç gösterisi(!) olan Rusya ile kapışma meselesi var. Putin Suriye’de ağırlığını koyunca Şam’da namaz kılmak yerine ancak Hatay’da künefe yiyebilenler, gidip Rus uçağını düşürmesinler mi? Türkmen kardeşlerimizi bombalıyorlar diye fazla gaza gelip baltayı taşa vurunca Putin’den bir araba dayak yediler. Özürler, tazminatlar, yenen ekonomik kazıklar bir yana “Suriye’de Putin ne derse o” noktasına tıpış tıpış geldiler. Rus uçağını düşüren TSK pilotları da meğerse FETÖistmiş. Dönemin başbakanı Davutoğlu “emri ben verdim” dememiş olsaydı iyiydi, ama salla! FETÖ işte, Davudoğlu da zaten boşuna şutlanmadı!

Derken RTE, Putin’in isteği doğrultusunda koca Halep’i Suriye ordusuna bırakıverdi, karşılığında Al Bab‘taki minik cebi ancak aldı. O da 6 aylık uğraştan, Al Bab’ı gelişigüzel bombalayıp yüzlerce sivili öldürdükten ve 70’ten fazla kayıp verdikten sonra. Askeri açıdan da dünyaya rezil olundu, bu da cabası. İşin şov kısmına gelince… Halep’i altın tepside Esad’a verenler yandaşlarını sokağa salmakta tereddüt etmediler. “Şiiler-Aleviler Halep’te soykırım yapıyorlar” hezeyanları içinde. Bu ajitasyondan etkilenen ve muhtemelen cihatçılarla bağları olan İslamcı bir polis gidip Rusya’nın Ankara büyükelçisini vurunca al sana koca bir rezillik daha. Katil polisin bağlantıları mı? Unut gitsin!

Bir de Al Bab’tan sonra sağa, sola, aşağıya hiç bir yere kıpırdayamamak durumu var. YPG-PKK terörü ile yatıp kalkanlar, sağa sola efelenenler burunların dibindeki izole olmuş Afrin’e bile saldırmaya cesaret edemiyor. Ancak laf salatası. Sorsan büyük Türkiye! Laf salatalarını saymaya kalksan bitmez. “Irak ordusu Musul’a biz olmadan giremez” di hani! Irak Başbakanı İbadi’ye  “Musul’da yapılacak operasyonlara aynı anlayışla, nasıl Cerablus’ta katıldıysak, nasıl Rai’de katıldıysak, evet şimdi yine söylüyorum. şahsıma hakaretler ediyor, sen benim zaten muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin, Irak’tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız, bunu böyle bilesin”  diye efelenenler Musul’u da öylece izlediler. Zaten ne yapabilirlerdi ki laf salatasından başka!

Laf salatası bile yapamadıkları durumlar da var. Gel de şimdi Trump‘a efelen bakalım. Adam senin terörist ilan edip uğruna ortalığı velveleye verdiğin YPG’ye cayır cayır ağır silahlar veriyor. Sızlanmak dışında bir şey yapabiliyor musun? Trump, ABD’deki Müslüman azınlığı baskı altına alıyor, Müslüman ülke vatandaşlarına potansiyel terörist muamelesi yapıyor; ama “İslam aleminin liderinden” ses yok. FETÖ dosyasını saymıyorum bile. Ee deli dolu Trump’ı kızdırmaya gelmez. Sahte kabadayılık burada sökmez.

Bu işin membası ABD’ye ise sus pus ol, ama “PKK’ye, FETÖ’ye destek oluyor” diye Almanya ile dalaş dur. Gayet gideri var. 3-5 kayıp da bu malzeme için feda edilir. Avrupalılar daha farklı tipte politikacılar tabi. Bunlarla didişmek kolay. E getirisi de var. Referandum öncesi Hollanda ile çıkarılan kriz de işlerine gelmişti. O zaman ey Almanya haddini bil! 

Son söz de AKP karşıtı olup Almanya’dan ümitlenenlere gelsin. AKP’yi başımıza peyda eden ABD-AB’den boşuna ümitlenmesinler. Onlar “fıtratları gereği” Türkiye pazarında sattıkları mallarına ve gelen paralara bakarlar. Unutmayalım kestirme bir çözüm yolu yok. Mücadele etmek, bu topraklara güvenmek ve kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!