/ Devrimci Perspektif / Seçimler Yaklaşırken: Sosyalist Sol Kendi Alternatifini Yaratmalıdır!

Seçimler Yaklaşırken: Sosyalist Sol Kendi Alternatifini Yaratmalıdır!

on 7 Ekim 2013 - 16:27 Kategori: Devrimci Perspektif
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

7 Kasım, 2013
Türkiye seçim virajına girerken işçi sınıfı ve gençliğin seçimlerde nasıl bir tavır alması gerektiği bir hayli tartışılıyor. Bir tarafta, AKP’ye karşı CHP’nin desteklenmesi gerektiğini savunan yaygın bir görüş var. Bu görüşü savunanlar, ya gelişmekte olan toplumsal muhalefetin derinliğini kavrayamıyorlar ya da muhtemel radikal senaryolara zaten karşılar. Sokaklarda ortaya çıkmakta olan ve milyonları kapsamına alan enerjiyi CHP’nin arkasına yedeklemek, emekçi halka yapılacak çok büyük bir kötülüktür. Radikalleşen gençliğin AKP karşıtlığı dışında çok daha büyük idealleri ve meseleleri olmalıdır. Eskimiş, köhnemiş, çok büyük çoğunluğu kariyerist makam-mevki politikacılarından oluşan CHP’nin ısrarla öne çıkartılması, gençliğin ufkunu daraltmaktan başka bir şey değildir.

“Peki AKP’den nasıl kurtulacağız” diye soran itirazları duyar gibiyiz. AKP’nin gidişi, belki zahmetli olacaktır, belki bunun için bedeller ödenecektir; ama unutmamak gerekir ki kolay zaferler, aslında gerçek zaferler değildir. Mücadele, ne kadar derinleşirse, ne kadar emekçi halkın dişiyle tırnağıyla yürüttüğü bir şekle bürünürse işte o zaman gerçek zaferlerden bahsedebiliriz.

AKP’nin gidişi sokaktan olacaktır ve sokak, içerisinden çok daha köklü dönüşümler çıkartmaya adaydır. CHP’ye gelirsek karşımıza emperyalist kapitalist sermayeye göbekten bağımlı bir parti çıkıyor. ABD’ye heyetler gönderen, TÜSİAD’dan icazet almaya çalışan; içerisinde, baştan aşağı, kökten milliyetçilerle süzme liberalleri barındıran CHP, kendi içerisindeki çelişkiler bir yana emperyalist kapitalist sisteme kendisini bir alternatif olarak pazarlamak derdindedir. Bu çizginin en açık ifadesi, hızla yükselen Mustafa Sarıgül’dür ve o Sarıgül ki böyle giderse CHP’nin yeni lideri olma yolundadır. Emperyalist kapitalist sistemle tam uyumlu, egemen sınıf içerisindeki çatışmayı yumuşatacak ve bu haliyle emperyalist kapitalist sistem için AKP’nin alternatifi olacak Sarıgüllü CHP, hakim sınıflardan destek almayı başaracaktır. Böyle bir CHP’nin temel politikalar anlamında AKP’den pek fazla farkı olmayacaktır.

HDP Yeterli Bir Alternatif Değil

HDP’nin bel kemiği ve aslında daha da fazlası Kürt Hareketi’dir. Kürt Hareketi’nin beyni de Abdullah Öcalan’dır. Öcalan geçtiğimiz haftalarda düzenlenen HDP Kongresi’ndeki “1971 devrimciliği devlete isyan devrimciliğidir. 40 yıldan sonra artık devletle müzakere önemlidir. Zira devrimci mücadele ancak nitelikli bir müzakere süreciyle kalıcı bir insanlık kazanımına dönüşebilir.”şeklindeki mesajı durumu açıklamaya yetiyor. Kürt Ulusal Hareketi, devletle müzakere edebilir ve uzlaşabilir. Marksistler, ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde bu konuda alınan kararlara saygı duyacak ve ulusal sorunda ezilen halkın yanında olacaktır. Diğer taraftan devrimcilerin devletle uzlaşma şansı yoktur, uzlaşırlarsa devrimciliklerini kaybetmiş olurlar. Buradan şu sonuç çıkar: Devrimci gençlik ve sınıf hareketi, Kürt Ulusal Hareketi’nin bir eklentisi durumuna düşerse bütün orjinalliğini kaybedecektir. Böyle bir durumda kendisine faydası olmayan bir hareketin Kürt Hareketi’ne de faydası olmayacaktır. Son yıllarda biraz daha sağa kaymış, kendisinden çok daha güçlü bir hareketle ittifaka girmek, sosyalist sol için baştan aşağı büyük çelişkileri beraberinde getirmektedir. Örneğin Gezi Direnişi’nin en hayati günlerinde BDP, sonradan tavır değiştirse de, bariz bir şekilde sokak hareketine karşı bir tavır almıştır. Türkiye tarihine damgasını vuracak devasa bir sokak hareketi karşısında alınan bu tutum, HDP içerisindeki sosyalist oluşumlar için de ciddi bir çelişki zemini yaratmıştır. Bugün Gezi Direnişi’nin sahiplenilmesi elbette önemli ama kasırganın dinmesinin ardından gelen bu değişiklik aslında durumu kurtarmaya yetmemektedir. Soru işaretleri olduğu gibi yerinde durmaktadır. Örnekler çoğaltılabilir, ama şöyle ciddi bir soru daha var: BDP ve öncelleri, 1999’dan beri Diyarbakır ve daha bir sürü yerelde yönetimdeler. Ama emek cephesinden bakıldığında ortada ciddi bir anlam yitiminin olduğu tartışılmaz, kaldı ki bir kısım yerelde taşeron uygulamaları gibi neoliberal uygulamaların BDPli belediyelerce kullanıldığı da bilinmektedir. Belediyelerde yıllardır sergilenen performans buyken yerel seçimlerde HDP çatısı altında buluşmak, Marksistler için ne kadar mümkün olabilir?

Diğer taraftan HDP’nin İstanbul adayının Sırrı Süreyya Önder olması kesinleşirse Marksistlerin tutumu farklı olmalıdır. Bu daha çok Sırrı Süreyya Önder’in emekçi halktan destek gören sol çizgisiyle alakalıdır. Yerel seçimlerin en kritik noktası olacak olan İstanbul’da S.Süreyya Önder, sol söylemi ile burjuva partileri teşhir edebilir, halktan yana olan tavrıyla ayrıştırma yaratabilir ve yol açtığı heyecanla enerjik bir kampanya yürütebilir. Marksistler bu yüzden Sırrı Süreyya Önder’i desteklemeli ve seçim kampanyasının bir parçası olmalıdır.

Seçimlerdeki Genel Tavır Ne Olmalıdır?

HDP’nin solundaki sosyalist güçlerin (ki bu gruba ÖDP ve hele hele TKP girmemektedir) evvela oturup belirli ortak bir taktik üzerine tartışması gerekmektedir. HDP adaylarının tatmin edici olmadığı yerellerde sosyalist solun ortak bağımsız adaylar etrafında bir araya gelmesi, belki yerleşik dar anlayışlar nedeniyle zor gözükmektedir, ama doğru olan budur ve istenildiği takdirde böyle bir birlik gayet de sağlanabilir. Seçimlerdeki bağımsız sınıf çizgisi bu noktada başlar. Buna göre çıkartılan ortak aday etrafında her siyaset, çalışma yaptığı, güçlü olduğu alan veya alanlarda seçim kampanyasını yürütür. Ortak bir seçim bildirgesi genel çerçeveyi belirler ve siyasi oluşumlar bunun altını doldurmakta ve kendi yayınlarını kullanmakta serbest olurlar. Bu şekilde Haziran Günleri’nde barikatın en önlerinde bulunmuş olan sosyalistler, en ileri sınıf çıkarlarının taşıyıcısı olabilir ve devrimci siyaset yapma imkanına erişmiş olurlar. Aksi takdirde siyasetsiz bir şekilde ülkenin seyrini izleyen seyirci rolü egemenlik kazanmış olur. Böyle bir ittifak, şüphesiz, sosyalistleri kitlelerin gözünde daha ciddi bir unsur haline getirecek ve ileriki süreçte de verimli çalışmaların önünü açacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!