/ Devrimci Perspektif / Suriye’ye Emperyalist Saldırıya Karşı Görev Başına

Suriye’ye Emperyalist Saldırıya Karşı Görev Başına

on 27 Ağustos 2013 - 10:15 Kategori: Devrimci Perspektif
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
27 Ağustos, 2013

 Suriye’ye NATO müdahalesi için yanıp tutuşanlar, şimdilerde heyecanlı bir bekleyiş içerisindeler. Saldırı, an meselesi! ABD’nin yanı sıra Britanya ve Fransa da işin içinde, ama “büyük birader” Obama’nın önden gitmesi gerekiyor. Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov da bir Rus klasiği olarak son saniye satışıyla “Suriye için kimseyle savaşmayacaklarını” açıkça dile getirdiğine göre saldırının eli kulağında demektir. Güya İslam alemi için ağlayıp zırlayanlar sevinç içerisinde. “Suriye Devrimi” diye hop oturup hop kalkan (sözde) solcular, faydalı salaklar olarak, kendi misyonlarının emperyalist müdahaleyi meşrulaştırmak olduğunu anlarlar mı? Sanmıyoruz. Tahminimize göre Suriye’de emperyalist müdahale sonrası Irak’taki gibi milyon kişi de ölse, etnik temizlik ve hatta yeni bir Ruanda (“devrimciler” tarafından) hayata geçirilse bile faydalı salaklar olmaya devam edeceklerdir.

 

Kimyasal Saldırı Anı İtibariyle Suriye

Suriye’de iç savaş 2.5 yılını geride bırakırken başlangıçta rahatça devrileceği düşünülen Esad yönetimi ülkenin belirli bölümlerinin kontrolünü yitirse de bir noktada tutunmayı başarmıştı. Hatta geçtiğimiz aylar boyunca savaş sahasındaki üstünlüğün bariz bir şekilde Suriye ordusuna geçtiği ortaya çıkmıştı. Hatta Esad TV’lere verdiği mülakatlarda 2013 sonuna kadar temizliği büyük oranda bitirebileceklerini iddia etmişti. Sayıları 100 bin civarında olduğu düşünülen isyancı güçler karşısında Suriye ordusunun bu hızla ilerlemesinin hiç de kolay olmadığı gözükse de artık kimse Esad’a ömür biçen demeçler veremiyordu…

Esad yönetimi birliğini korumuş, Hizbullah gibi etkili bir gücü bizzat sahaya sürmüş, sahada tutanabilecek koruculuk benzeri bir uygulama olan Halk Komiteleri’ne geçiş yapmış ve isyancıların caniyane infazlarını içeride ve dışarıda etkili bir şekilde kullanmayı başarmıştı.

Derken geçtiğimiz hafta Şam’ın isyancıların elinde olan başkente 5 km mesafedeki banliyösüne kimyasal silahlarla bir saldırı düzenlendi. Saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 355 olarak açıklandı. Batı medyasındaki yaygın dezenformasyon nedeniyle başlangıçta internette yayınlanan videoların otantikliği sorgulandı, ama daha sonra tartışmalar kimyasal saldırıları kimin yaptığı sorusuna kilitlendi. AKP, Körfez medyası ile Batılı emperyalist güçler derhal saldırının Esad güçleri tarafından yapıldığını ilan ederek Suriye’ye askeri müdahale çağrısında bulundu. Şam yönetimi ise bu iddiayı kesin bir dille yalanladı. Saldırıyı yapanlar, Suriye’ye uluslararası müdahale gerçekleşmesini isteyen isyancılardan başkası değildi…

Sadece AKP ve şakşakçısı Türkiye medyası değil, emperyalist güçler de bu katliamı bir fırsat olarak gördüler. Artık, Suriye’ye saldırı düğmesine neden basılmıyordu? Kimyasal saldırı, insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suçtu, bu yüzden de bu katliamı izlemek söz konusu olamazdı…

Aynı Sahtekarlık

Bizler bu sahtekarlığı yakın tarihten iyi biliyoruz. 1 milyon cana mal olan ABD’nin Irak işgali de kitle imha silahları gerekçesiyle yapılmamış mıydı? Peki, bugün davulla zurnayla savaşı karşılamaya hazırlananlar, aynı Saddam bir zamanlar ABD maşası iken, ABD’nin verdiği kimyasal silahları bizzat ABD’nin bilgisi ve gözetimi dahilinde İran’a karşı kullandığı gerçeğine ne diyecekler? ABD’de çıkan Foreign Policy dergisi, gizliliği kaldırılmış CIA belgelerinde 1981-88 yılları boyunca devam eden İran-Irak Savaşı’nın en karanlık sayfaları olan sarin ve hardal gazları kullanımına ışık tutuyor ve ABD’nin rolünü belgelendiriyor. ABD’nin müttefiki olan Saddam buradan aldığı güçle 16 Mart 1988’de Halepçe’de aynı kimyasal silahları bu kez Kürt sivillere karşı kullanmıştı. Sadece Halepçe değil tabi ki. 1986-89 yılları arasında kimyasal silahların kullanıldığı Enfal Katliamı boyunca bağımsız kaynaklara göre 100 ila 180 bin arasında sivil katledilmişti. ABD bu katliamlara karşı harekete geçti mi? Elbetteki hayır. Gerçekteyse Saddam her şekilde desteklendiğinden (en başta da kimyasal silah temininde) bu katliamlarda ABD sorumluluğu birinci derecedendir. Şimdi aynı ABD bir kez daha “insanlık namına” bir ülkeyi bombalamaya hazırlanıyor. Bizlere düşen emperyalist saldırganlığa karşı ayağa kalkmaktır. NATO’ya bağlı çeteler Suriye’de her gün onlarca ve yüzlerce sivili vahşice katlederken bu insanlık savunucuları neredeler? Lazkiye kırsalında daha yeni yüzlerce Nusayri yüzlercesiyle öldürülüp toplu mezarlara konmadı mı, ya da Rojava’da yüzlerce Kürt sivil daha yeni boğazlanmadı mı? Üstelik bu insan bozması kitle kırımcıları yaptıkları katliamları reddetmiyorlar, aksine övünmek için bizzat videoya kaydedip internette yayınlıyorlar. ABD ve ortakları, bu katliamlar ses çıkarmıyorlar tabi ki, zira bu katliamcılara silahları bizzat kendileri veriyor.

 

PYD Lideri Müslim’in Hatırlattıkları

PYD lideri Salih Müslim, Şam’daki kimyasal saldırıyı Esad’ın gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını vurguluyor. Müslim, Şam yönetiminin, BM temsilcileri ülkedeyken Şam’ın bir semtine kimyasal saldırı yapacak kadar aptal olmadığını belirterek saldırıyı yapanların Suriye’ye uluslararası müdahale isteyen muhalifleri sorumlu tutuyor ve soruyor: “BM gözlemcileri saldırıyı muhaliflerin düzenlediği sonucuna vardığında ABD ve ortakları kimden hesap soracak? Suudi Arabistan’dan mı Katar’dan mı yoksa Tayyip Erdoğan’dan mı?” Cevabı da kendisi veriyor: “Bu saldırı unutulacaktır.”

Müslim’in açıklamaları zaten herkesin malumu ama tahmininin tutması zor görünüyor, zira an itibariyle saldırı için hazırlıklar tamamlanıyor. Bizler, emperyalizmin ve işbirlikçisi AKP iktidarının Suriye’de bir kez daha yenilgisi için mücadele etmeliyiz. Sıcak bir sonbahara girerken bizleri bir başka acil görev daha bekliyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!