/ Dünyadan / Pakistan: Sürekli Tehdit Altında Yaşam

Pakistan: Sürekli Tehdit Altında Yaşam

on 19 Nisan 2013 - 21:48 Kategori: Dünyadan
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
19 Nisan, 2013
socialistwold.net’te çıkan bu yazıyı okurlarımıza Pakistan’ın ve bölgenin ahvali hakkında daha fazla bilgi vermek için çevirdik . Dünyadaki etnik çatışmaların yoğun olduğu bölgelerden farklı olarak  Pakistan’da Marksizm kökenli hareketler mevcut. Bu bir avantaj olmakla birlikte böylesine sıcak bölgelerde etnik gerilimlerin ve özellikle azınlıklara yönelik kıyımların önüne geçebilmek için farklı savunma mekazlarının da tartışılması gerektiğini düşünüyoruz.

bolsevik.org


Çeviri: Tilbe Akan

Sosyalist hareket üyesi 3 Pakistanlı Quetta’da mezhepçi çatışmada katledildi.

Belucistan Quetta’da SMP(Pakistan Sosyalist Hareketi)  üyesi bir görgü tanığının raporu:

Pakistan son yıllarda farklı topluluklardan insanlar için bir ölüm sahası haline geldi. Ancak en çok acı çeken ve hedef alarak öldürmek için seçilen topluluk Şii Hazaralar.

SMP ve CWI (uluslararası işçi komitesi) adına SMP’nin katledilen üyelerinin ailelerini ziyaret etmek ve taziyelerimi sunmak için Quetta’daki hazara kasabasına girdiğimde, bir zamanların o huzurlu bölgesindeki ağır korku ve belirsizlik hissini sezdim. 2013’ün Ocak ve Şubat aylarında iki ayrı olayda üç yoldaşımız hayatını kaybetti. Bir acı ve hüzün havası hakimdi ve herkes PPP( Pakistan Halk Partisi) tarafından yönetilen eyalet hükümetine karşı öfke doluydu. Aileler, daha bir kaç gün önce katledilen sevdiklerinin bedenlerini anma nöbetini henüz sonlandırmıştı. Derin acıları ve üzüntüleri yüzlerinden okunuyordu.

El-Kaide ile bağlantılı radikal Sünni militan grubu Leşker-i Cengvi (LeJ) (Cengvi Askerleri) saldırıları üstlendi. Hazara topluluğu sürekli bir tehdit altında ve uzun yıllardır korku içinde yaşıyor. Üç SMP üyesi Ali Reza, Ali Hüseyin ve Hasan Abbas bu bombalı saldırılarda öldürülmüştü. Bu yoldaşlar özellikle politik düşünceleri veya eylemlerinden dolayı da öldürülmedi. Öldürüldüler, çünkü Şii Hazara Topluluğunun birer üyesiydiler ve saldırılar sırasında bombalanan alanda bulunuyorlardı. Bir intihar bombacısı işlek bir caddede pimi çektiğinde iki yoldaş, bir kafede oturuyorlardı. Üçüncü yoldaş ise ailesiyle birlikte oldukça kalabalık bir pazarda alışveriş yapıyordu. Pazarı ve kalabalığı paramparça eden çok güçlü bir bomba tarafından havaya uçuruldu. SMP, bizimle birlikte çok zor koşullarda direnen ve mücadele eden üç değerli üyesini kaybetti. Bu, Belucistan’daki SMP açısından büyük bir politik ve örgütsel gerilemedir.

Pakistan İnsan Hakları Komisyonu’nun araştırma raporuna göre, 1999’dan beri 800’den fazla Şii Hazara öldürüldü. 2008’den mayıs 2012’e kadar PPP hükümeti döneminde  en az 550 Hazara öldürüldü. 2013’ün ilk üç ayında üç büyük intihar saldırısında 200’den fazla insan öldürüldü ve yüzlerce kişi yaralandı. Bu sayılar Hazaraların yarım milyon civarındaki nüfusu göz önüne alındığında çok tahrip edici miktardadır. Binlerce insan yaralandı ve bunların yaklaşık yarısı kalıcı olarak sakatlandı. Mezhepçi saldırılar ve çatışmaların sayısı 2011 yılına kıyasla 2012’de %195 artış gösterdi . Bu saldırılardaki ölümlerin ve yaralanmaların oranı sırasıyla %62 ve %239’dur.

Hazaralar çoğunlukla Afganistan’da yaşayan özgün bir etnik grup, ancak Pakistan ve İran’da da hatırı sayılır bir varlığa sahipler. Son dönemde, Hazara toplumunda güvenlik ve geçinme kaygısıyla Batı ülkelerine yerleşenlerin sayısı arttı. Hazaralar bazı Afgan krallarının, yöneticilerinin ve özellikle Emir Abdurrahman Han’ın yönetimi altında geleneksel bir şekilde kıyımlara maruz kaldı; diğer etnik gruplar tarafından da mezhepçi ve etnik ayrımcılıkla karşılaştı. Anayurtları orta Afganistan olsa da, birçoğu mezhepçi saldırılardan kaçmak için İran ve İngiliz hâkimiyeti altındaki Hindistan’a göç etmek zorunda kaldı. Hazara topluluğu İngiliz ordusunda ve diğer zor işlerde görev alarak Quetta’da hatırı sayılır bir yer edinmiştir. Askerlik, Hazara hayatının bir parçası haline gelmiş, toplumun büyük bir kısmı hem Afgan hem de Pakistan ordusunda görev almıştır.

Quetta Kantonu, Hükümet Generali Musa kolejinin emekli başkanı ve akademisyen, Profesör Nazir Hüseyin’e göre “Son döneme kadar Hazaralar; Paştunlar, Beluciler ve diğer etnik gruplarla çok iyi ilişkiler içindeydi. Ayrıştırıcılık politikasının bu durumu değiştirmesi General Ziyaülhak döneminde oldu. Şimdi sosyal anarşiden muzdaribiz, özellikle Hazaralar ‘Yahudi tarzı’ gettolarda yaşıyor.” Hazara Demokratik Partisi başkanı Abdülhalik Hazara ile konuştuğumda durumu şöyle açıkladı:

“Bütün bunlar 2001’de başladı ve 2011-2012’de doruk noktasına ulaştı. Doktorlar, profesörler, öğrenciler,işadamları ve sporcular hedef alındı ve katledildi. Bu saldırıların ardındaki güdü çok basit: Quetta’yı mezhepçi bir çatışma cehenneminin içine itmek. Quetta’daki bütün Hazaralar Şii’dir. Şimdiye kadar binden fazla Hazara öldürüldü. Gençlerimizin çoğu eğitimden yoksun bırakıldı; bazıları umutsuzluğa kapılıp dini Şii gruplara katıldılar. İnsanlar işlerinden ve mesleklerinden oldu. Günümüzde kendi şehirlerinde özgürce hareket edemiyorlar. 30.000’den fazla Hazara genci ve meslek sahibi insan ülke dışına göç etti bile. Ebeveynler oğullarını ülkeyi terk etmeye zorluyor. Doktora sahibi ve diğer kalifiye insanlarımız Avustralya ve diğer Batı ülkelerinde  işçi olarak çalışıyor ve günlük işler yapıyorlar. Daha genç nesiller ise geleceğe dair umutlarını yitirmeye başladı.

Belucistan’da Şii karşıtı mezhepçi gruplar önemli bir yere sahip. Bu gruplar kendi fikirlerini   – ulusalcı direnişçiler ve Afgan Talibanı ile kıyasla göreceli bir özgürlükle – takip edebiliyorlar. Şii karşıtı gruplar iyi organize olmuş halde ve Tahrik-i Taliban Pakistan (Pakistan Taliban hareketi), El Kaide ve Leşker-i Cengvi dâhil olmak üzere diğer radikal dinci militan gruplarla bağlantıları var. Bunlar en aktif ve en ölümcül Şii karşıtı gruplar. LeJ, Quetta ve civarında örgütlenmiş bir yapıya sahip. Bu örgüt, ABD’nin Afganistan’ı 2001’de işgali sırasında Kabil ve Kandehar’daki terörist kampları imha edildikten sonra Belucistan ve Pakistan’ın diğer bölümlerinde yoğunlaşmaya gitti.

Cündullah (Allah’ın Ordusu) Belucistan’da aktif olan, dinci mezhepçi fikirleri milliyetçi ayrılıkçı bir ideolojiyle birleştiren bir diğer militan grup. Cündullah, -Pakistan’ın Çaği, Kharan, Pencgur, Keç ve Guadar bölgeleriyle sınır olan- İran’ın Sistan-Belucistan eyaletinde örgütlenmiş, Şii ve İran karşıtlığıyla biliniyor. Cündullah aktivistlerinin sayısının 800 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bu farklı Şii karşıtı radikal Sünni militan gruplar birbirleriyle işbirliği içindeler ve eylemlerinde birbirlerini destekliyorlar.  Bu işbirliği çok tehlikeli ve ölümcül çünkü -zaten şiddetin hakim olduğu- Belucistan’da daha çok istikrarsızlık ve kaos yaratıyor.

Ancak kıyımlar ve vahşet sadece Hazaralara karşı yapılanlarla sınırlı kalmayıp, Pencabiler de dâhil olmak üzere diğer etnik gruplardan gelen halkları da hedef alıyor. Binlerce Pencabi, ayrılıkçı silahlı Beluci militanları tarafından Quetta’yı ve Belucistan’ı terk etmeye zorlandı. Bir Pencabi için eyaletin birçok bölgesine gitmek güvenli değil. Hatta Belucistan’ın farklı bölgelerinde Hindular, Sindliler ve Peştunların hedef alındığı da oluyor. Öyle ki bazı durumlarda insanlar neden öldürüldü ya da onları kim öldürdü hiç kimse bilmiyor. Farklı silahlı gruplar, sıradan insanların hayatını mahveden bir hâkimiyet savaşında tamamen birbirlerine düşürülmüş durumda. Yasal yaptırımlar ve devlet, masum insanları hem ulusalcı hem dinci mezhepçi güçlerden korumakta yetersiz. Belucistan’daki durum çok istikrarsız ve değişken. Son yıllarda içsavaşvari bir ortam ortaya çıkmış bir durumda.

Quetta’daki sendikal hareket hala bir bütün; mezhepçi ve ulusalcı bölünmelere karşı mücadele veriyor. Değişik silahlı gruplardan gelen ciddi tehditlere rağmen, sendikalar geçen yıl 1 Mayıs’ta birleşerek toplu eylem yaptılar. Bu eylemde değişik etnik, dini ve ulusal gruplar birlikte Quetta’nın sokaklarında birlikte yürüyüş yaptılar. Bu açıkça işçi sınıfının birlikteliğinin göstergesiydi. Bir sendika lideri bana şöyle söyledi “Böyle kaotik durumlarda işçileri bir arada tutmak ve bunu sürdürmek kolay değildir. Taraf tutmamız ve bu çatışmada öne çıkmamız için mezhepçi, etnik ve ulusalcı temelde her taraftan oldukça yoğun bir baskı altındayız. İşçi sınıfı içinde birliği koruyabilmek için mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Durum kötüleştikçe  güç kaybedebiliriz ancak kaybetsek de mücadeleyi bırakmayacağız.”

http://www.socialistworld.net/doc/6239

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı