/ Güncel / 2014 Türkiyesi; Açlık, Yolsuzluk, Cinayet, Zulüm (Serkan Üstün)

2014 Türkiyesi; Açlık, Yolsuzluk, Cinayet, Zulüm (Serkan Üstün)

on 13 Ocak 2015 - 02:03 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Türkiye sınıf mücadelesi ve onun çıkarları açısından 2014 yılının başlıca olaylarını ve sınıf mücadelesi açısından anlamını tartışacağız.

2014 yılı AKP’nin ardı ardına iki seçim kazandığı ve yaşadığı büyük sarsıntıları tamamen aşamasa da ertelediği bir yıldı. Özelleştirme karşıtı direnişlerin, işçi mücadelelerinin, sendikal kavgaların büyük zafer ve kazanımlar elde edemediği 2014 yılında Türkiye siyaseti AKP-Cemaat savaşına ve sosyal, dini, ulusal kutuplaşmalara kilitlendi. Bunların neticesinde sol açısından da pek parlak bir senenin geçtiğini söylemek zor. Gezi’nin yıldönümü gerçekten de bir dönemin kapanışı oldu ve eylemler kesildi.

Yazıda olaylar kronolojik olarak ele alınacak ve hakkında kısaca siyasi değerlendirmeler yapılacaktır. Türkiye siyasi gündemin çok hızlı ve akışkan olduğu bir yer olduğu için üzerinden atladığımız ya da yeterli yer ayıramadığımız noktalar olacaktır. Bu nedenle elimizden geldiğince dolu bir yıl değerlendirmesi yapmaya çalışacağız.

2013 Aralık ayında tüm ülkeyi sarsan yolsuzluk ve rüşvet skandallarının etkisi ile 2014’e girildi. Cemaatin bu tarihlerden sonra seçimlere kadar aralıksız bir şekilde sürdürdüğü tape yayını ve sosyal medyadaki sansasyonel çalışmalar, seçimlere kadar ülke gündemine oturdu. Seçimlere kadar süren tüm bu yayınlarda AKP’nin çok büyük pislikleri ortaya döküldü, bir dizi bakan görevden alındı.

2014 Başı: AKP-Cemaat Gerilimi ile Girilen Seçim Atmosferi

Ocak

AKP-Cemaat geriliminin önemli bir ayağı da Suriye iç savaşı başlığında oldu. Özellikle AKP’nin agresif dış politikasına yönelik bir uluslararası tepki bağlamında da inceleyeceğimiz bu olayların sonucunda MİT tırlarının aranması neticesinde Suriye’ye çok büyük çapta silah taşındığı iddia edilmişti. AKP’nin Suriye’deki cihadist şebekelere yasadışı bir şekilde parasal, askeri ve lojistik yardım yaptığı biliniyordu. Ancak Cemaatin bunları ortaya çıkarması, emperyalist güçlerin AKP’nin başına buyruk-saldırgan tavrından rahatsız olduğunu ve cihadist şebekelerin gelecekteki potansiyelinden endişe ettiklerini gösteriyordu.

Ocak ayının sonlarına gelindiğinde ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgütsel yapı tarafından organize edildiği” iddiası ile 17 ve 25 Aralık operasyonunu yapan polisler hakkında soruşturma başlatıldı. Bu olay, hem 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk skandalının üzerini örtmek, hem de AKP’nin seçim öncesi belirsiz konjonktürde cemaatin devlet içindeki şebekelerini tasfiye etmek amacını taşıyan operasyon dalgasının başlangıcıydı. Operasyonlar yıl içinde yargıya ve basına uzanacaktı.

Şubat

Şubat ayına gelindiğinde Cemaat-AKP savaşı daha da alevlendi. Şubat ayında cemaate yönelik operasyonlar yargı alanına sıçradı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararnamesine göre 43’ü idari hakim olmak üzere olmak üzere toplam 166 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Ayrıca Ergenekon Davası’ndan hatırlanan ve 17 Aralık Operasyonları’na da imza atan Savcı Zekeriya Öz de görev yeri değiştirilen personeller arasındaydı. AKP-Cemaat savaşı seçime yaklaşıldıkça iyice kızışıyordu.

Şubat ayında kamuoyunda Alo Fatih olarak bilinen tapeler internette yayınlandı. Bu tape AKP’nin ana akım dahil tüm medyayı ne şekilde bir tahakküm altına aldığını, Tayyip Erdoğan’ın bizzat bir altyazıya dahi nasıl müdahale ettiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Bu tahakküm aynı zamanda AKP’nin en önemli başarı sırlarından birisi. Alternatif medya araçları kullanımının artmaya başladığı zamanlarda olsak bile halkın büyük çoğunluğu hala esas olarak televizyon ve gazete üzerinden gündemi takip ediyor. Bu nedenle bu araçlara yönelik büyük manüplasyonlar, AKP’nin başarısının önemli bir eksenini oluşturuyor. Ayrıca alternatif medyaya yönelik baskı ve sansür yasaları tam da bu dönemde hayata geçiriliyordu. 18 Şubat tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, internet yasasını onayladı. Öncesinde herhangi bir sayfanın engellenmesi için yargı kararı gerekirken bu yasa TİB Başkanlığı’nın internet sayfaları üzerindeki keyfi engellemelerini içeriyordu.

Ayrıca 24 Şubat Günü Tayyip Erdoğan’ın Bilal Erdoğan’la 17 Aralık gününe ilişkin sıfırlama tapeleri ortaya çıkarken CHP ve MHP, 24 Şubat gecesinde acil toplantı aldı. ODTÜ’de Malazgirt Bulvarı’nın açılışı nedeniyle yaşanan protestoya yolsuzluk skandalları damgasını vurdu ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde protestolar düzenlendi.

Mart

Mart ayında yerel seçimlere iyice yaklaşırken ülkede siyasi gündem tarihinin en gergin günlerini yaşıyordu. CHP’nin Mansur Yavaş ve Sarıgül tercihleri sol kesimden tepki görürken özellikle Ankara’da girilen seçim süreci CHP tabanı açısından büyük heyecan yarattı. HDP’nin Sırrı Süreyya Önder hamlesi ise beklenen ilgiyi bulamadı. Bu sırada yaşanan siyasi gerilimler ve tapeler, AKP’nin kutuplaştırma ve gerginlik siyasetinin dozajını artırmasına neden oldu.

Mart ayında Haziran isyanı sırasında Okmeydanı’nda ekmek almaya giderken kafasından biber gazı fişeğiyle vurulan Berkin Elvan 11 Mart günü 269 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayata gözlerini yumdu. Berkin için ülkenin dört bir yanında milyonlarca kişi üniversitelerde, liselerde ve meydanlarda protestolar düzenledi. Ülkenin dört bir yanında polis saldırıları yaşandı. Cenazeden bir gün sonra ise AKP’nin provokasyonları sonucunda Okmeydanı’nı basmaya çalışan bir grubun içinden Burak Can adlı genç öldürüldü. Tayyip Erdoğan, Berkin’e ve ailesine hakaretler yağdırmayı sürdürürken Burak Can’ı sahiplendi. Kışkırtma ve kutuplaştırma dersi verdi.

21 Mart günü Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa mitinginde sarfettiği “Twitter falan hepsinin kökünü kazıyacağız. “Efendim işte uluslararası camia şöyle der, böyle der’ hiç beni ilgilendirmiyor” sözlerinin ardından Twitter’a erişim engellendi. Alternatif medyaya yönelik sansür ulusal ve uluslararası kamuoyunda büyük tepki görürken halk Twitter’a erişebilmek için alternatif yollar bulmaya başladı. Twitter’ın kapatıldığı gece Türkiye’den rekor sayıda tweet atıldı.

30 Mart gününe gelindiğinde ise Türkiye, tarihinin rekor katılımlı seçimlerine sahne oldu. Siyasi kutuplaşmanın bu kadar yüksek olduğu ortamda AKP’ye karşı neredeyse ilk defa bir seçimi kazanma umudu besleyen muhalefet hayal kırıklığına uğradı. Ankara başta olmak üzere çeşitli seçim merkezlerinde yaşanan hile iddiaları seçim gündeminin ana konusu oldu. Seçimlere bolsevik.org’da ve Marksist Bakış’ın Nisan sayısında ayrıntılı değerlendirmeler bulunmakla birlikte özellikle CHP’nin sağa kayma hamlelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını ve HDP’nin ülkenin batısında kendi beklentilerinin çok altında büyük bir hezimetle karşılaştığını yazmıştık. Özellikle Sırrı Süreyya Önder’in AKP’den çok CHP’ye yüklenen kampanya süreci, yoğun kutuplaşma ortamında toplumsal muhalefetin esas olarak AKP’ye karşı bilendiği bir ortamda büyük tepki ile karşılaştı. AKP, Ankara’yı kaybetme noktasına gelmişken Melih Gökçek’in bütün hile iddiaları eşliğinde durumunu kurtarması neticesinde bir kez daha mutlak bir zafer elde etti. Cemaati de köşeye sıkıştırmaya başlayan AKP böylelikle 2014’ün geri kalanından itibaren bütün ipleri yeniden eline almış oldu. Bu saatten sonra AKP, baskı politikalarını ve muhafazakarlaştırma dayatmalarını daha fazla devreye sokacaktı.

Nisan

Nisan ayına 30 Mart seçimlerindeki skandallarla girilirken Ağrı ve Yalova başta olmak üzere bir çok seçim merkezinde seçimler iptal edildi ve bir çoğunda AKP seçimleri kaybetti.

Nisan ayında Yatağan işçileri direnişlerini Ankara’ya taşıdı. İşçiler Nisan ayının başında Ankara’da Özelleştirme İdaresi’nin karşısındaki Kurtuluş Parkı’nda eylemlerine başladı. Burada zaman zaman polis şiddetine maruz kalan Yatağan işçileri özelleştirme sürecinin tamamlanmasının ardından mücadelelerini Yatağan’da devam ettireceklerini söyleyerek Ankara’dan ayrıldılar.

Mayıs

Gezi’den sonraki ilk 1 Mayıs olması vesilesi ile beklentilerin yüksek olduğu günde İstanbul’da yoğun polis şiddeti yaşandı. Çok sayıda insan yaralandı ve polis tarafından gözaltına alındı. Ancak katılımın İstanbul’daki geçmiş yasaklı 1 Mayıslara göre daha zayıf olduğu yorumları yapıldı. Bu da daha önce bu sayfalarda yazmış olduğumuz gibi solun 1 Mayıs’ı ortak ve etkili bir kampanyayla AKP’ye karşı bir mücadele gününe dönüştürememesinden kaynaklandı. Ankara’da geçmiş yıllara nazaran daha kalabalık geçen 1 Mayıs eylemlerine asıl damgasını vuran ise Yatağan’daki özelleştirme karşıtı miting oldu.

Türkiye Mayıs ayında Soma’dan gelen felaketle sarsıldı. 301 işçinin hayatını kaybettiği facia, Türkiye’nin en büyük iş felaketi olarak tarihe geçti. Soma katliamı, Türkiye’de özellikle maden gibi tehlikeli iş kollarında çalışan işçilerin hayatlarının ne kadar ucuz olduğunun kanıtı oldu. Tayyip Erdoğan Soma’ya gittiğinde protestolar yaşandı, Erdoğan’ın bir madenci yakınını yumrukladığı iddia edildi. Ayrıca Başbakanlık danışmanının Somalı bir protestocuyu tekmelemesi, yılın bir sürü skandalından sadece birisiydi. İşçilerin anlatımları taşeron zulmünü ve maden sektöründeki can pahasına çalışmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Mayıs ayının sonunda ise Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm ülkeye yayılan Haziran İsyanı’nın başladığı gün olan 31 Mayıs’ta Taksim ve Kızılay başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında hükümet karşıtı protestolar düzenlendi. Eylemlere dönük yoğun polis saldırısı yaşanırken ülkenin dört bir yanında onlarca kişi yaralandı ve gözaltına alındı.

Haziran

Haziran ayında Lice’de yapılan kalekolları protesto eden halka ateş açıldı. 3 kişi hayatını kaybetti. Bu olay AKP’nin Kürt sorununa yönelik çözümünün katliam olduğunu ve çözüm sürecinden ne anladığını net bir şekilde ortaya koydu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşılırken AKP’nin adayı Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP’nin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş olarak açıklandı.

Balyoz Sanıkları bu ayda tahliye oldular ve haklarında AYM tarafından hak ihlali kararı verildi. Mart ayında tahliye olan Ergenekon sanıklarının ardından Balyoz sanıkları da Haziran 2014’te tahliye oldular. Cemaat AKP savaşının bir parçası da aslında geçmişte birlikte düzenledikleri bu siyasi davaların nasıl sonuçlanacağı olacaktı. RTE, topu cemaate atıyor, kendisine ulusalcı kanattan yeni ittifaklar yaratıyordu.

Temmuz

Aralarında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 115 emniyet görevlisi operasyonla gözaltına alındı. AKP’nin Gülen cemaatinin emniyet içindeki tartışmalı isimlere yönelik operasyonu, hem algı yönetiminin hem de intikam operasyonlarının önemli bir parçası oldu.

Ağustos

10 Ağustos’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başbakan Erdoğan ilk turda 12. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Üç adayın yarıştığı seçimlerde Erdoğan yüzde 51.79; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38.44, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ise yüzde 9.76 oy aldı.

Seçimin ardından AKP’de yeni genel başkanın seçimi için olağanüstü kongreye gidildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yeni Genel Başkan ve Başbakan oldu.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması öncelikle Türkiye’de tartışılan başkanlık sistemi ve tek adam modelinin fiili olarak hayata geçirilmesinin önünü açacak ilk adım oldu. Ayrıca CHP’nin sağa göz kırpma politikaları bir kez daha hezimete uğrarken Demirtaş’ın 30 Mart’ın aksine AKP’ye yüklenen ve sol vurgularla ilerleyen seçim kampanyası HDP’nin oylarını önemli oranda artırmasını sağladı. Bu da AKP karşıtlığının sol- sosyalist söylemle buluştuğunda ciddi bir alıcı kitlesinin olduğunu kanıtladı.

Eylül

Eylül ayında Ethem Sarısülük’ü Gezi eylemleri sırasında Kızılay meydanında vuran polis Ahmet Şahbaz 7 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1 yıla yaklaşan dava sürecinde hukuk skandallarıyla cinayet örtülmeye çalışıldı. Hakim kasıtlı insan öldürme suçundan ceza verse de haksız tahrik olduğuna kanaat getirdi ve ceza 7 yıl 9 ay ile sınırlı kaldı. Bu ceza bile ciddi kamuoyu tepkisi sayesinde mümkün olabildi

Eylül ayında Kobane’de IŞİD’in saldırılarını artırmasının ardından ülkenin çeşitli yerlerinde protestolar düzenlendi.

Ekim

Ekim ayına Kobane’de yaşananlar ve Türkiye’de düzenlenen büyük eylemler ve çatışmalar damgasını vurdu. Kobane’ye yönelik IŞİD saldırılarının artması, Kobani’nin tamamen kuşatılması ve kent savaşının başlaması üzerine HDP acil eylem çağrısında bulundu. 6-7 Ekim tarihlerinde Türkiye Kürdistan’ının tüm merkezlerinde ve ülkenin dört bir yanında büyük eylemler yaşanırken olaylar, bir etnik çatışma boyutuna sürüklendi. Özellikle İstanbul’da HDP binalarına saldırılar olurken Kürt illerinde Hizbullah ve Hüda-Par destekçileri ile HDP’liler arasında büyük silahlı çatışmalar yaşandı. Olayların ardından toplam 40’dan fazla insan hayatını kaybetti.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde sınır nöbetinde Kobane direnişine destek verilirken Batı’da da direnişe destek veren çeşitli eylemler düzenlendi.

Ekim ayı içerisinde Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında bir göçük meydana geldi. 18 işçinin cansız bedenine günler sonra ulaşıldı. İşçilerin yine yok pahasına hayatını hiçe sayarak çalıştığı ve daha 6 ay önce yaşanan yüzlerce kişinin öldüğü faciadan hiç ders çıkartılmadığı ortaya çıkmış oldu.

17 Ekim tarihinde Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda soruşturulanlar hakkında takipsizlik kararı verildi.

22 Ekim tarihinde çeşitli sol partilerin ve aydınların bir araya gelerek oluşturduğu Birleşik Haziran Hareketi kuruldu.

Ayrıca Ekim ayında HSYK seçimleri AKP’nin zaferi ile sonuçlandı. Kamuoyunda Kaçak Saray olarak da bilinen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yapımı tartışmalarla birlikte tamamlandı.

Kasım

TBMM’de, geçen yıl 17 ve 25 Aralık’ta yaşananlar sonrası “rüşvet ve yolsuzluk” iddiaları çerçevesinde oluşturulan ve dört bakanın soruşturulduğu komisyonun çalışmalarına yayın yasağı getirildi. Çok sayıda yayın kuruluşu, yasağa uymayacağını ilan etti.

Kasım ayında Manisa’nın Soma ilçesi Yırca Mahallesi’nde, Kolin Grubu tarafından yapılmak istenen termik santrale karşı nöbet tutan köylülere, şirketin özel güvenlik birimleri saldırdı. Köylüler kelepçelenerek darp edildi. Şirketin dozerleri ise tam 6 bin zeytin ağacı kesti. AKP diktatörlüğü, sermayenin çıkarları uğruna, rant için her türlü eziyeti yapabileceğini bir kez daha kanıtladı.

Aralık

450 gün süren Yatağan direnişi 5 Aralık’ta sona erdi. Sendikanın işverenle anlaşması sonucunda özelleştirme durdurulamasa da direniş hakların kısmi olarak elde edilmesTürkiye sınıf mücadelesi ve onun çıkarları açısından zorlu bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girerken 2014 yılının başlıca olaylarını ve sınıf mücadelesi açısından anlamını tartışacağız.

2014 yılı AKP’nin ardı ardına iki seçim kazandığı ve yaşadığı büyük sarsıntıları tamamen aşamasa da ertelediği bir yıldı. Özelleştirme karşıtı direnişlerin, işçi mücadelelerinin, sendikal kavgaların büyük zafer ve kazanımlar elde edemediği 2014 yılında Türkiye siyaseti AKP-Cemaat savaşına ve sosyal, dini, ulusal kutuplaşmalara kilitlendi. Bunların neticesinde sol açısından da pek parlak bir senenin geçtiğini söylemek zor. Gezi’nin yıldönümü gerçekten de bir dönemin kapanışı oldu ve eylemler kesildi.

Yazıda olaylar kronolojik olarak ele alınacak ve hakkında kısaca siyasi değerlendirmeler yapılacaktır. Türkiye siyasi gündemin çok hızlı ve akışkan olduğu bir yer olduğu için üzerinden atladığımız ya da yeterli yer ayıramadığımız noktalar olacaktır. Bu nedenle elimizden geldiğince dolu bir yıl değerlendirmesi yapmaya çalışacağız.

2013 Aralık ayında tüm ülkeyi sarsan yolsuzluk ve rüşvet skandallarının etkisi ile 2014’e girildi. Cemaatin bu tarihlerden sonra seçimlere kadar aralıksız bir şekilde sürdürdüğü tape yayını ve sosyal medyadaki sansasyonel çalışmalar, seçimlere kadar ülke gündemine oturdu. Seçimlere kadar süren tüm bu yayınlarda AKP’nin çok büyük pislikleri ortaya döküldü, bir dizi bakan görevden alındı.

2014 Başı: AKP-Cemaat Gerilimi ile Girilen Seçim Atmosferi

Ocak

AKP-Cemaat geriliminin önemli bir ayağı da Suriye iç savaşı başlığında oldu. Özellikle AKP’nin agresif dış politikasına yönelik bir uluslararası tepki bağlamında da inceleyeceğimiz bu olayların sonucunda MİT tırlarının aranması neticesinde Suriye’ye çok büyük çapta silah taşındığı iddia edilmişti. AKP’nin Suriye’deki cihadist şebekelere yasadışı bir şekilde parasal, askeri ve lojistik yardım yaptığı biliniyordu. Ancak Cemaatin bunları ortaya çıkarması, emperyalist güçlerin AKP’nin başına buyruk-saldırgan tavrından rahatsız olduğunu ve cihadist şebekelerin gelecekteki potansiyelinden endişe ettiklerini gösteriyordu.

Ocak ayının sonlarına gelindiğinde ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgütsel yapı tarafından organize edildiği” iddiası ile 17 ve 25 Aralık operasyonunu yapan polisler hakkında soruşturma başlatıldı. Bu olay, hem 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk skandalının üzerini örtmek, hem de AKP’nin seçim öncesi belirsiz konjonktürde cemaatin devlet içindeki şebekelerini tasfiye etmek amacını taşıyan operasyon dalgasının başlangıcıydı. Operasyonlar yıl içinde yargıya ve basına uzanacaktı.

Şubat

Şubat ayına gelindiğinde Cemaat-AKP savaşı daha da alevlendi. Şubat ayında cemaate yönelik operasyonlar yargı alanına sıçradı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararnamesine göre 43’ü idari hakim olmak üzere olmak üzere toplam 166 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Ayrıca Ergenekon Davası’ndan hatırlanan ve 17 Aralık Operasyonları’na da imza atan Savcı Zekeriya Öz de görev yeri değiştirilen personeller arasındaydı. AKP-Cemaat savaşı seçime yaklaşıldıkça iyice kızışıyordu.

Şubat ayında kamuoyunda Alo Fatih olarak bilinen tapeler internette yayınlandı. Bu tape AKP’nin ana akım dahil tüm medyayı ne şekilde bir tahakküm altına aldığını, Tayyip Erdoğan’ın bizzat bir altyazıya dahi nasıl müdahale ettiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Bu tahakküm aynı zamanda AKP’nin en önemli başarı sırlarından birisi. Alternatif medya araçları kullanımının artmaya başladığı zamanlarda olsak bile halkın büyük çoğunluğu hala esas olarak televizyon ve gazete üzerinden gündemi takip ediyor. Bu nedenle bu araçlara yönelik büyük manüplasyonlar, AKP’nin başarısının önemli bir eksenini oluşturuyor. Ayrıca alternatif medyaya yönelik baskı ve sansür yasaları tam da bu dönemde hayata geçiriliyordu. 18 Şubat tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, internet yasasını onayladı. Öncesinde herhangi bir sayfanın engellenmesi için yargı kararı gerekirken bu yasa TİB Başkanlığı’nın internet sayfaları üzerindeki keyfi engellemelerini içeriyordu.

Ayrıca 24 Şubat Günü Tayyip Erdoğan’ın Bilal Erdoğan’la 17 Aralık gününe ilişkin sıfırlama tapeleri ortaya çıkarken CHP ve MHP, 24 Şubat gecesinde acil toplantı aldı. ODTÜ’de Malazgirt Bulvarı’nın açılışı nedeniyle yaşanan protestoya yolsuzluk skandalları damgasını vurdu ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde protestolar düzenlendi.

Mart

Mart ayında yerel seçimlere iyice yaklaşırken ülkede siyasi gündem tarihinin en gergin günlerini yaşıyordu. CHP’nin Mansur Yavaş ve Sarıgül tercihleri sol kesimden tepki görürken özellikle Ankara’da girilen seçim süreci CHP tabanı açısından büyük heyecan yarattı. HDP’nin Sırrı Süreyya Önder hamlesi ise beklenen ilgiyi bulamadı. Bu sırada yaşanan siyasi gerilimler ve tapeler, AKP’nin kutuplaştırma ve gerginlik siyasetinin dozajını artırmasına neden oldu.

Mart ayında Haziran isyanı sırasında Okmeydanı’nda ekmek almaya giderken kafasından biber gazı fişeğiyle vurulan Berkin Elvan 11 Mart günü 269 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayata gözlerini yumdu. Berkin için ülkenin dört bir yanında milyonlarca kişi üniversitelerde, liselerde ve meydanlarda protestolar düzenledi. Ülkenin dört bir yanında polis saldırıları yaşandı. Cenazeden bir gün sonra ise AKP’nin provokasyonları sonucunda Okmeydanı’nı basmaya çalışan bir grubun içinden Burak Can adlı genç öldürüldü. Tayyip Erdoğan, Berkin’e ve ailesine hakaretler yağdırmayı sürdürürken Burak Can’ı sahiplendi. Kışkırtma ve kutuplaştırma dersi verdi.

21 Mart günü Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa mitinginde sarfettiği “Twitter falan hepsinin kökünü kazıyacağız. “Efendim işte uluslararası camia şöyle der, böyle der’ hiç beni ilgilendirmiyor” sözlerinin ardından Twitter’a erişim engellendi. Alternatif medyaya yönelik sansür ulusal ve uluslararası kamuoyunda büyük tepki görürken halk Twitter’a erişebilmek için alternatif yollar bulmaya başladı. Twitter’ın kapatıldığı gece Türkiye’den rekor sayıda tweet atıldı.

30 Mart gününe gelindiğinde ise Türkiye, tarihinin rekor katılımlı seçimlerine sahne oldu. Siyasi kutuplaşmanın bu kadar yüksek olduğu ortamda AKP’ye karşı neredeyse ilk defa bir seçimi kazanma umudu besleyen muhalefet hayal kırıklığına uğradı. Ankara başta olmak üzere çeşitli seçim merkezlerinde yaşanan hile iddiaları seçim gündeminin ana konusu oldu. Seçimlere bolsevik.org’da ve Marksist Bakış’ın Nisan sayısında ayrıntılı değerlendirmeler bulunmakla birlikte özellikle CHP’nin sağa kayma hamlelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını ve HDP’nin ülkenin batısında kendi beklentilerinin çok altında büyük bir hezimetle karşılaştığını yazmıştık. Özellikle Sırrı Süreyya Önder’in AKP’den çok CHP’ye yüklenen kampanya süreci, yoğun kutuplaşma ortamında toplumsal muhalefetin esas olarak AKP’ye karşı bilendiği bir ortamda büyük tepki ile karşılaştı. AKP, Ankara’yı kaybetme noktasına gelmişken Melih Gökçek’in bütün hile iddiaları eşliğinde durumunu kurtarması neticesinde bir kez daha mutlak bir zafer elde etti. Cemaati de köşeye sıkıştırmaya başlayan AKP böylelikle 2014’ün geri kalanından itibaren bütün ipleri yeniden eline almış oldu. Bu saatten sonra AKP, baskı politikalarını ve muhafazakarlaştırma dayatmalarını daha fazla devreye sokacaktı.

Nisan

Nisan ayına 30 Mart seçimlerindeki skandallarla girilirken Ağrı ve Yalova başta olmak üzere bir çok seçim merkezinde seçimler iptal edildi ve bir çoğunda AKP seçimleri kaybetti.

Nisan ayında Yatağan işçileri direnişlerini Ankara’ya taşıdı. İşçiler Nisan ayının başında Ankara’da Özelleştirme İdaresi’nin karşısındaki Kurtuluş Parkı’nda eylemlerine başladı. Burada zaman zaman polis şiddetine maruz kalan Yatağan işçileri özelleştirme sürecinin tamamlanmasının ardından mücadelelerini Yatağan’da devam ettireceklerini söyleyerek Ankara’dan ayrıldılar.

Mayıs

Gezi’den sonraki ilk 1 Mayıs olması vesilesi ile beklentilerin yüksek olduğu günde İstanbul’da yoğun polis şiddeti yaşandı. Çok sayıda insan yaralandı ve polis tarafından gözaltına alındı. Ancak katılımın İstanbul’daki geçmiş yasaklı 1 Mayıslara göre daha zayıf olduğu yorumları yapıldı. Bu da daha önce bu sayfalarda yazmış olduğumuz gibi solun 1 Mayıs’ı ortak ve etkili bir kampanyayla AKP’ye karşı bir mücadele gününe dönüştürememesinden kaynaklandı. Ankara’da geçmiş yıllara nazaran daha kalabalık geçen 1 Mayıs eylemlerine asıl damgasını vuran ise Yatağan’daki özelleştirme karşıtı miting oldu.

Türkiye Mayıs ayında Soma’dan gelen felaketle sarsıldı. 301 işçinin hayatını kaybettiği facia, Türkiye’nin en büyük iş felaketi olarak tarihe geçti. Soma katliamı, Türkiye’de özellikle maden gibi tehlikeli iş kollarında çalışan işçilerin hayatlarının ne kadar ucuz olduğunun kanıtı oldu. Tayyip Erdoğan Soma’ya gittiğinde protestolar yaşandı, Erdoğan’ın bir madenci yakınını yumrukladığı iddia edildi. Ayrıca Başbakanlık danışmanının Somalı bir protestocuyu tekmelemesi, yılın bir sürü skandalından sadece birisiydi. İşçilerin anlatımları taşeron zulmünü ve maden sektöründeki can pahasına çalışmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Mayıs ayının sonunda ise Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm ülkeye yayılan Haziran İsyanı’nın başladığı gün olan 31 Mayıs’ta Taksim ve Kızılay başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında hükümet karşıtı protestolar düzenlendi. Eylemlere dönük yoğun polis saldırısı yaşanırken ülkenin dört bir yanında onlarca kişi yaralandı ve gözaltına alındı.

Haziran

Haziran ayında Lice’de yapılan kalekolları protesto eden halka ateş açıldı. 3 kişi hayatını kaybetti. Bu olay AKP’nin Kürt sorununa yönelik çözümünün katliam olduğunu ve çözüm sürecinden ne anladığını net bir şekilde ortaya koydu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşılırken AKP’nin adayı Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP’nin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş olarak açıklandı.

Balyoz Sanıkları bu ayda tahliye oldular ve haklarında AYM tarafından hak ihlali kararı verildi. Mart ayında tahliye olan Ergenekon sanıklarının ardından Balyoz sanıkları da Haziran 2014’te tahliye oldular. Cemaat AKP savaşının bir parçası da aslında geçmişte birlikte düzenledikleri bu siyasi davaların nasıl sonuçlanacağı olacaktı. RTE, topu cemaate atıyor, kendisine ulusalcı kanattan yeni ittifaklar yaratıyordu.

Temmuz

Aralarında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 115 emniyet görevlisi operasyonla gözaltına alındı. AKP’nin Gülen cemaatinin emniyet içindeki tartışmalı isimlere yönelik operasyonu, hem algı yönetiminin hem de intikam operasyonlarının önemli bir parçası oldu.

Ağustos

10 Ağustos’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başbakan Erdoğan ilk turda 12. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Üç adayın yarıştığı seçimlerde Erdoğan yüzde 51.79; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38.44, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ise yüzde 9.76 oy aldı.

Seçimin ardından AKP’de yeni genel başkanın seçimi için olağanüstü kongreye gidildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yeni Genel Başkan ve Başbakan oldu.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması öncelikle Türkiye’de tartışılan başkanlık sistemi ve tek adam modelinin fiili olarak hayata geçirilmesinin önünü açacak ilk adım oldu. Ayrıca CHP’nin sağa göz kırpma politikaları bir kez daha hezimete uğrarken Demirtaş’ın 30 Mart’ın aksine AKP’ye yüklenen ve sol vurgularla ilerleyen seçim kampanyası HDP’nin oylarını önemli oranda artırmasını sağladı. Bu da AKP karşıtlığının sol- sosyalist söylemle buluştuğunda ciddi bir alıcı kitlesinin olduğunu kanıtladı.

Eylül

Eylül ayında Ethem Sarısülük’ü Gezi eylemleri sırasında Kızılay meydanında vuran polis Ahmet Şahbaz 7 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1 yıla yaklaşan dava sürecinde hukuk skandallarıyla cinayet örtülmeye çalışıldı. Hakim kasıtlı insan öldürme suçundan ceza verse de haksız tahrik olduğuna kanaat getirdi ve ceza 7 yıl 9 ay ile sınırlı kaldı. Bu ceza bile ciddi kamuoyu tepkisi sayesinde mümkün olabildi

Eylül ayında Kobane’de IŞİD’in saldırılarını artırmasının ardından ülkenin çeşitli yerlerinde protestolar düzenlendi.

Ekim

Ekim ayına Kobane’de yaşananlar ve Türkiye’de düzenlenen büyük eylemler ve çatışmalar damgasını vurdu. Kobane’ye yönelik IŞİD saldırılarının artması, Kobani’nin tamamen kuşatılması ve kent savaşının başlaması üzerine HDP acil eylem çağrısında bulundu. 6-7 Ekim tarihlerinde Türkiye Kürdistan’ının tüm merkezlerinde ve ülkenin dört bir yanında büyük eylemler yaşanırken olaylar, bir etnik çatışma boyutuna sürüklendi. Özellikle İstanbul’da HDP binalarına saldırılar olurken Kürt illerinde Hizbullah ve Hüda-Par destekçileri ile HDP’liler arasında büyük silahlı çatışmalar yaşandı. Olayların ardından toplam 40’dan fazla insan hayatını kaybetti.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde sınır nöbetinde Kobane direnişine destek verilirken Batı’da da direnişe destek veren çeşitli eylemler düzenlendi.

Ekim ayı içerisinde Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında bir göçük meydana geldi. 18 işçinin cansız bedenine günler sonra ulaşıldı. İşçilerin yine yok pahasına hayatını hiçe sayarak çalıştığı ve daha 6 ay önce yaşanan yüzlerce kişinin öldüğü faciadan hiç ders çıkartılmadığı ortaya çıkmış oldu.

17 Ekim tarihinde Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda soruşturulanlar hakkında takipsizlik kararı verildi.

22 Ekim tarihinde çeşitli sol partilerin ve aydınların bir araya gelerek oluşturduğu Birleşik Haziran Hareketi kuruldu.

Ayrıca Ekim ayında HSYK seçimleri AKP’nin zaferi ile sonuçlandı. Kamuoyunda Kaçak Saray olarak da bilinen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yapımı tartışmalarla birlikte tamamlandı.

Kasım

TBMM’de, geçen yıl 17 ve 25 Aralık’ta yaşananlar sonrası “rüşvet ve yolsuzluk” iddiaları çerçevesinde oluşturulan ve dört bakanın soruşturulduğu komisyonun çalışmalarına yayın yasağı getirildi. Çok sayıda yayın kuruluşu, yasağa uymayacağını ilan etti.

Kasım ayında Manisa’nın Soma ilçesi Yırca Mahallesi’nde, Kolin Grubu tarafından yapılmak istenen termik santrale karşı nöbet tutan köylülere, şirketin özel güvenlik birimleri saldırdı. Köylüler kelepçelenerek darp edildi. Şirketin dozerleri ise tam 6 bin zeytin ağacı kesti. AKP diktatörlüğü, sermayenin çıkarları uğruna, rant için her türlü eziyeti yapabileceğini bir kez daha kanıtladı.

Aralık

450 gün süren Yatağan direnişi 5 Aralık’ta sona erdi. Sendikanın işverenle anlaşması sonucunda özelleştirme durdurulamasa da direniş hakların kısmi olarak elde edilmesiyle sona erdi.

14 Aralık günü Twitter fenomeni Fuat Avni’nin önceden haber verdiği operasyonlarda Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Genel Müdürü Hidayet Karaca’nın aralarında bulunduğu 27 kişi gözaltına alındı. Karaca ve bir çok kişi tutuklandı. Ayrıca Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Aralık ayı AKP’nin Cemaatle yaptığı savaşta yaptığı en sert hamlelerden birisine tanık oldu. Ayrıca yolsuzluk operasyonlarının kilit isimlerinden Rıza Zerrab paralarını ve altınlarını faiziyle geri aldı.

Sonuç

AKP-Cemaat savaşının damga vurduğu 2014, kadın cinayetlerinin, iş cinayetlerinin arttığı, yoksulun daha da yoksullaştığı bir yıl oldu. Ayrıca basın özgürlüğüne ve internet kullanımına yönelik sansürün had safhaya ulaştığı bir yıl olan 2014, AKP’nin sokak eylemlerine ve protesto hareketlerine yönelik baskısını daha da artırdığı bir yıldı. Onlarca Kürt yurttaşın AKP eliyle katledildiği, ama neticede müzakerelerin anlaşmaya varıldığı haberiyle sürdüğü bir yılı geride bıraktık. 2015 yılına da tıpkı 2014’te olduğu gibi seçimler damgasını vuracak. Yeni yıl, sınıf mücadelesinin daha da sertleşeceği, AKP’nin baskı ve dikta uygulamalarını daha da artıracağı bir yıl olacak. Bunlara karşı mücadelenin de dozajını artırması gerekiyor. iyle sona erdi.

14 Aralık günü Twitter fenomeni Fuat Avni’nin önceden haber verdiği operasyonlarda Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Genel Müdürü Hidayet Karaca’nın aralarında bulunduğu 27 kişi gözaltına alındı. Karaca ve bir çok kişi tutuklandı. Ayrıca Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Aralık ayı AKP’nin Cemaatle yaptığı savaşta yaptığı en sert hamlelerden birisine tanık oldu. Ayrıca yolsuzluk operasyonlarının kilit isimlerinden Rıza Zerrab paralarını ve altınlarını faiziyle geri aldı.

Sonuç

AKP-Cemaat savaşının damga vurduğu 2014, kadın cinayetlerinin, iş cinayetlerinin arttığı, yoksulun daha da yoksullaştığı bir yıl oldu. Ayrıca basın özgürlüğüne ve internet kullanımına yönelik sansürün had safhaya ulaştığı bir yıl olan 2014, AKP’nin sokak eylemlerine ve protesto hareketlerine yönelik baskısını daha da artırdığı bir yıldı. Onlarca Kürt yurttaşın AKP eliyle katledildiği, ama neticede müzakerelerin anlaşmaya varıldığı haberiyle sürdüğü bir yılı geride bıraktık. 2015 yılına da tıpkı 2014’te olduğu gibi seçimler damgasını vuracak. Yeni yıl, sınıf mücadelesinin daha da sertleşeceği, AKP’nin baskı ve dikta uygulamalarını daha da artıracağı bir yıl olacak. Bunlara karşı mücadelenin de dozajını artırması gerekiyor. 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!