/ Devrimci Perspektif / 2016 Perspektifleri (Veli Umut Arslan)

2016 Perspektifleri (Veli Umut Arslan)

on 19 Ocak 2016 - 22:34 Kategori: Devrimci Perspektif, Güncel, V. U. Arslan
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yeni Anayasa ve RTE’nin Başkanlık Rüyası: RTE 1 Kasım’da büyük bir zafer elde etse de istediklerinin hepsinTurkey's Prime Minister Tayyip Erdogan arrives at his office in Ankara December 7, 2010. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS)i alamadı. Anayasa değişikliği için gerekli milletvekili sayısına sahip değil. MHP’deki başkanlık yarışı, bölünme, transfer vb üzerinden RTE’ye kapılar açılmazsa diğer alternatifler iyice zayıf. Kürtlerle yürütülen savaş HDP ile anlaşmayı imkansız hale getirirken, şimdilik zayıf bir ihtimal gibi duran erken seçim de ısıtılmaya çalışıyor. RTE’nin sultanlık imajını pekiştirecek bir savaş ve zafer öyküsü ise sadece bir rüya olabilir. Kısacası RTE, “de facto” devlet başkanı gibi hareket etmeye devam edecek gibi görünüyor. Ama Kürtlerle savaş, Rusya’nın baskısı gibi AKP cenahını kenetleyen unsurlar yumuşarsa AKP içerisinde RTE’nin canını sıkacak çıkışlar olabilir. Numan Kurtulmuş, Bülent Arınç, Ali Babacan gibi isimler zamanla Davudoğlu için cesaret unsuru haline gelebilir. Diğer taraftan AKP rejiminin Türkiye’yi muhafazakârlaştırma çabaları artacak sürecek.

Kürtlerle Savaş: 2015 Kürt ulusal davası için zaferlerle dolu bir yıl oldu. Kürtler zaferler için çok bedel ödedi ve halen de ödüyorlar. En büyük atılım, kuzey Suriye’de bir Kürt kuşağının oluşması oldu. Üstelik Suriye’deki durumun bir benzeri, özerkres 2lik talebi çerçevesinde bugün Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin gibi şehirlerde yaşanıyor. AKP, on binlerce özel harekatçı, polis ve askere; tanka, topa, helikoptere rağmen bu şehirlerin kontrolünü ele geçiremedi. Üstelik diğer bazı Kürt şehirlerinde de benzer durumlar her an oluşabilir. AKP’nin de geri adım atması olası olmadığından bu savaşın uzayacağı ortada. Ama direniş şu gün kırılsa bile direnişin kazandığı AKP’nin bataklığa saplandığı ortadadır. AKP rejimi, bir taraftan da kuzey Suriye’de tamamlanmakta olan Kürt kuşağını kabullenmek zorunda kalacak. Suriye’deki gelişmelere paralel olarak Kürt şehirlerinde sürmekte olan savaş şekillenecek. AKP müzakerelere dönmek istiyor, ama bunun için evvela Kürt şehirlerindeki kontrolü yeniden sağlamak zorunda. Suriye’yi ise çoktan gözden çıkardılar.

Demokratik Haklar: Kürt şehirlerinde iç savaş yaşanırken, Batı’da da demokratik haklar baskı altına alınıyor. Demirtaş ve bazı öne çıkan HDP’liler üzerinde artan bir şekilde dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklama bakısı mevcut. AKP, Türkiye’de çok etkili olan televizyon üzerinde neredeyse mutlak bir kontrol kurmuş durumda. Yazılı basın da bir kaç muhalif organ dışında denetim altında ve muhalifler de Can Dündar’ın tutuklanmasında olduğu gibi şiddetle baskılanıyor. Toplantı ve gösteri hakkı, bir yandan polis baskısı diğer yandan IŞİD’in intihar saldırı tehditiyle iyice daraltıldı. Solun etkili olduğu ODTÜ, Hacettepe, Ege gibi üniversiteler yoğun saldırı altında. Sendikalar genel olarak AKP’nin denetimi altındalar; muhalif KESK, DİSK ve Türk İş içerisindeki sendikalar ise tamamen etkisizler. Demokratik hakların baskılandığı bu süreçte tersten bir akıntı da yok değil. Emekçiler ve gençler içerisinde bütün bu baskılara karşı harekete geçmek isteyen ve geçebilecek durumda olan hatırı sayılır bir azınlık mevcut. Sosyalist hareket dinamik olur, anlamlı çalışmalara imza atarsa bu süreçte büyüyebilir ve etki alanını genişletebilir. Yapmamız gereken tam olarak budur.

Ekonomik Durum: 2016 emekçiler için daha zor bir yıl olacak. Hayat pahalılığı ve işsizlik, daha şimdiden başını kaldırmış durumda. Özellikle enflasyonun çift haneli sayılara ulaşması, TL’nin değer kaybıyla beraber 1990’lardaki gibi bir dolarizasyon sürecini tetiklemeye aday. Ekonominin yapısal indirdönüşümü, teknolojik atılım, nitelikli iş ve
üretim için yapılması şart olan köklü reformlar içinse artık çok geç. Türkiye ekonomisinin artan borçlarını borçla çevirme döngüsü de borçlanmanın daha da pahalı hale geldiği bir dünya konjonktüründe bir hayli zor. Rusya’nın yürüttüğü ekonomik yaptırımlar, çevre ülkelerdeki ekonomik krizler ve dünya ekonomisinin genel zayıflığı 2016’yı daha çetin bir yıl haline getiriyor. Ortadoğu’daki savaş ve genelleşen emperyalist gerilim bütün dengeleri sarsıyor. Özetle AKP, ekonomik boyutta bir hayli sıkışacak ve emekçiler direnmedikleri ölçüde faturayı ödemek zorunda kalacaklar. AKP rejimi, kamu emekçilerinin iş güvenliğini kaldırmak gibi büyük saldırganlıklara soyunmuşken bu durum her zamankinden açık durumda.

Sınıf Mücadelesi: 2015’teki metal fırtına işçi sınıfı açısından uzun yıllar boyunca görülmemiş bir endüstriyel hareketti. Ne var ki içinde bulunduğumuz tarihsel kesitin bir özgünlüğü olarak kısmi işçi eylemleri politik aktörlerle buluşamadığı ölçüde toplumda yansımasını bulamıyor. Yani emek eksenli siyaset yapan sol-sosyalist parti ve örgütler işçi mücadelelerinin kendisini ifade ettiği doğal adresler olamadığı sürece işçi eylemleri ülkedeki mevcut atmosfer ve kutuplaşmaların gölgesinde kalarak etkisizleşiyor ve AKP rejiminin baskılarına karşı dirençsiz hale geliyor. Soma’daki işçi kıyımı ve geçen seneki metal fırtınada olduğu gibi büyük eylem ve süreçler dahi bu kaderi paylaşıyor. Bu yüzden emek eksenli mücadelenin taşıyıcısı ve toplumda bilinen somut güçler olarak sosyalistlerin etkinliğini arttırması ve kendisini siyasal parti olarak örgütlemesi tarihsel bir dönüm noktası olacaktır. Sosyalistlerin bunu başarmasının koşulları gayet mevcuttur.

 2016 Dünya Perspektifi

Suriye: İç savaşa Rusya’nın doğrudan müdahil olması dengeleri tümden değ1400482059_dunyaortaiştirdi. Esad’ın gideceğine dair umutlar tükenmiş durumda. Diğer taraftan taarruz gücü İran’ın organize ettiği desteklere rağmen halen zayıf olan Esad’ın mevcut haliyle ipleri eline alması imkansız. Bu yüzden de Esad’a büyük çaplı savaşçı desteği gelmesi gerekiyor. İran ve Rusya bunu gerçekleştirmeyi göze alır mı? Bunu 2016’da göreceğiz.

Rojava: Rusya’nın varlığı, AKP’nin Rojava’ya müdahalesinin koşullarını ortadan kaldırdı. Cerablus-Afrin birleşmesi çok yakın. Bundan sonraysa YPG’nin IŞİD’in başkenti Rakka’ya yürümesi istenecek. Kara gücü olarak tek başına gireceği ve çok kayıplar vermesi kesin olan böylesi bir operasyona YPG niyetli olur mu? Bunu hep beraber göreceğiz.

IŞİD: Bir yandan Bağdat yönetiminin darbelediği, diğer yandan YPG ve peşmergenin vurduğu, Rusya ve NATO bombardımanı altında olan, bunlara ilaveten Esad rejimi ve diğer islamcı ve muhalif örgütlerle çarpışan IŞİD’in beli 2015’te kırılmasa da büküldü. Türkiye sınırının kaybedilmesi geri çekilme sürecini hızlandıracaktır.

Yemen: Yemen’de İran- Suudi kapışması var, ama burada dikkat çekilmesi gereken husus, Suudi ve yandaşlarının hava bombardımanında ölen Yemenlilerin tüm dünyada görmezden gelinmesidir. İç savaşta dışarıdan gelen bütün desteğe rağmen Yemen nüfusunun %40’ına denk gelen Şiilere dayanan  Husilerin tamamen yenilgiye uğratılması imkansız. Tersine Husiler, bu süreçten er ya da geç daha güçlü bir aktör olarak çıkacaktır.

Etnik-Dinsel Boğazlaşma: yeni yılda tam gaz devam edecek, maalesef. Pakistan’dan, Nijerya’ya; Yemen’den, Kürdistan’a durum bu. Ortadoğu’da sosyalist bir alternatif yükselmeden ne bu boğazlaşmalar bitecektir, ne de bu boğazlaşmaları kullanan emperyalist müdahaleler. Bu zehrin yegane panzehiri ise enternasyonalizmin kızıl bayrağıdır.

Avrupa’da Aşırı Sağ: güçlenmeye devam etti. 2015’e damgasını vuran IŞİD katliamları ve artan göçler aşırı sağın güçlenmesinin zeminini oluşturuyor. Anti faşist bir mücadele örgütlenemediği ölçüde de sınıf mücadelesi çok gerilere gidiyor. Özellikle sosyalist solun çok etkisiz olduğu ya da olmadığı doğu Avrupa ülkelerinde durum çok vahim olmaya devam edecek.

Yunanistan : İktidardaki Syriza 2016’da emekçilere daha fazla saldırı yapmaya zorlanacak. Bu da emekçilerin genel grevlerini tetikleyecek. Zaten sınırda olan Syriza-ANEL hükümetinin çoğunluğu kaybetme riski büyük. Emekçiler ise 24 saatlik genel grevlerden daha fazlasını yapmalılar. Antikapitalist sol ANTARSYA,  grev ve sokak hareketindeki gücünü politik alana yansıtmayı başarmalıdır.

İngiltere’de Corbyn, ABD’de Sanders : 2015’in dikkat çekici gelişmelerinin başında Anglo Sakson dünyasında esen reformcu liderler rüzgarı geliyor. Corbyn, kendi partisindeki diğer eğilimlerin yoğun baskısı altında. Sanders ise rakibi Hillary Clinton karşısında zayıf durumda. Ama kesin olan şey, iki ülkede de devrimci sosyalist hareketlerin başarısızlığından ötürü ileri işçi ve gençlerin bu liderlerin arkasında durduğudur. Dolayısıyla bu heyecana karşı sekter davranmadan, ama bir yandan da reformist illüzyonları beslemeden sürece müdahil olmanın yollarının bulunması gerekiyor.

Latin Amerika’da Ulusalcı Reformizmin Bitişi: Latin Amerika’da solcu iktidarların tabiri caizse merkez ülkesi Venezuela idi. Ama Chavizmo iktidar süresince en temel toplumsal problemleri çözemedi ve şimdi mutlak tıkanma ile karşı karşıya. Arjantin’de ise Kirchenerizm dönemi merkez sağın zaferiyle sonlandı bile. Diğer ülkelerde de benzer bir durum şekillenecek. Bu nokta, bir yandan sağın zaferini ve dolayısıyla gelişecek olan tehlikeleri işaret ederken diğer yandan da devrimci solun gelişme potansiyellerini oluşturuyor.

Suudi-İran Gerilimi: 2016’nın ilk günlerinde bu gerilim iyice doruk noktasına çıktı. Bu iki bölgesel güç, Suriye,Yemen, Irak, Lübnan ve diğer bir çok noktada vesayet savaşları yürütüyorlar. İki rejim de mezhepsel dinamiklere oynuyor ve bu da bölgede mezhepsel boğazlaşmaları körüklüyor. Düşen petrol fiyatları gerilimleri daha da çatışmalı hale getirmekte. Mevcut durumda sıkışan taraf esas olarak Suudiler, İran’ın kartları ve seçenekleri daha geniş. Bu yüzden İran, başta Yemen olmak üzere elindeki kartları oynayarak gerilimi sıcak çatışmadan uzak tutmayı tercih edecektir.

Dünya Ekonomisi: 2007-08’deki büyük krizin etkileri halen atlatılabilmiş değil, tersine ufukta yeni bir kriz sarmalı görünüyor. ABD ekonomisindeki toparlanma zayıf; üstelik geçen krizdeki sorunlar çözülmedi sadece ileri ötelendi. AB ise hiçbir toparlanma gösteremedi. Üstelik dünya ekonomisini kriz döneminde ayakta tutan Çin hızla yavaşlıyor. Çin’in yavaşlaması emtia satan ülkeleri uçurumun kenarına getiriyor. 2016 zincirleme reaksiyonun tetiklenmesi tehlikesi ile geçecektir.

Marksist Bakış 

bolsevik.org

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!