/ Basından Seçmeler / 4 Köşe; 4 Yorum

4 Köşe; 4 Yorum

on 23 Haziran 2016 - 20:52 Kategori: Basından Seçmeler, Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Dört Köşe; Dört Yorum’da bugün Aslı Aydın, Yalçın Doğan, Sabahat Karakoyun ve Uğur Meleke’nin köşe yazıları ve yazılara dair yorumlarımız yer alıyor

Aslı Aydın: Tehdit ve İnşâ ( Birgün Gazetesi)res 1

Yazının tamamını okumak için: http://www.birgun.net/haber-detay/tehdit-ve-insa-117335.html

“Saray merkezli alınan kararlar, gözaltılar, tutuklamalar, uzaktan kumanda mekanizmalı yargı kanallı taarruzlar, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, yaygınlaşan çocuk istismarı, IŞİD bombacıları, yayın yasakları… Ve daha niceleriyle uzatabileceğimiz bu liste özet olarak korku, baskı ve yıldırma üzerine sistematikleşmiş bir politikayı önümüze koyuyor.

(…) Bunu başarabildiği ölçüde kendi rejimini inşa ediyor. Bugün artık daha çok gazete, Saray’ın istediklerini yayımlıyor, tartışma programları Saray politikalarına methiyeler düzüyor, AKP’nin en başından beri tasarladığı yaşam biçimine uygun filmler, diziler gösteriliyor.

Ekonomik yönden düşük ücret, güvencesizlik ve borç batağı üçgeniyle kıskaca alınan işçiler ve emekçiler bu baskıyı siyasal tehdide dönüştüren yasal düzenlemelerle 21. yy’nin sömürüye en açık çalışma koşullarına tabi tutuluyor. Her yıl binlerce işçinin yaşamını kaybetmesiyle sonuçlanan bu sömürü ve sınıfsal baskı kıskacı, kiralık işçi, esnek çalışma, taşeronluğun yaygınlaştırılması gibi içeriklerle düzenlenen yasal düzenlemeler sayesinde işsizlik tehdidiyle tüm çalışanları baskı altında tutuyor.

Hayata soldan bakanlar iyinin, güzelin, mutluluğun kötü
lük yok edilmeden kurulmayacağını çok iyi bilirler. Ne var ki karşıdakiler bunu bilmiyor; tehditle zulümle tüm güzellikleri yok edebildiklerini düşünüyorlar. Onların en büyük yanılgıları, bizim en büyük gücümüz de buradan geliyor zaten.”

Yorum

AKP’nin yaptıkları, yapıyor oldukları ve yapmak istedikleri artık herkesin malumu. Aslı Aydın, toplumsal muhafete yönelik baslı dalgasını gayet iyi özetliyor. Özellikle işçi sınıfına yönelik baskı dalgasını, neo-liberal cendereyi iyi özetlemiş. Bu konuda birkaç şey daha ilave edelim.res 2

12 yıllık AKP iktidarı döneminde yaklaşık 15 bin işçi katledildi. Rakama dikkat edelim. 15 bin! Her gün hatta her dakika işçiler “iş kazalarında” katlediliyor. AKP’ye göre kader; fakat asıl neden, patronların lehine yapılan düzenlemeler.

Sadece Soma’yı ele alalım. Yaşam odasının inşâsından bile imtina eden patronları korudu AKP. Kim ceza aldı? Göstermelik cezalar dışında hiç kimse hak ettiği cezayı almadı. Bugün yine işçiler madenlerde “kadere emanet” çalışıyor. AKP mağduru oynarken işçi sınıfını mağdur ediyor. Patronlara istediklerini verip işçilerden çalıyor.

Yalçın Doğan: Jülide Dahil, Utanç Listesi (T24)

Yazının tamamını okumak için: http://t24.com.tr/yazarlar/yalcin-dogan/julide-dahil-utanc-listesi,14875

Yanında birkaç jandarma ile cezaevi arabasından inerken, elleri kelepçeli, yine de, kendisini şarres 3kılarla karşılayan arkadaşlarına gülüyor, cezaevinden değil de, sanki şenlikten geliyor. O güleryüz, o mütebessim çehre, o masum gülümseme. Elleri kelepçeli,yanında jandarmalar.

28 Ocak günü altı üniversite öğrencisinin evi aranıyor,  evi arananlardan biri de, Jülide. O gün tesadüfen evde yok.

Ertesi gün avukat eşliğinde adliyeye gidiyor.

Derhal yargıç karşısına çıkartılıyor, “örgüt üyeliği, örgüt propagandası” suçlamasıyla anında tutuklanıyor. Suçlama var ama, tutuklanma nedenini ne kendisi biliyor, ne de avukatı.

“Dosya gizli” gerekçesiyle, bilgi sahibi kılınmıyor ve doğru cezaevine gönderiliyor, Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevine. Suçunu bilmiyor ama, cezaevinde. Artık sıradanlaşan bir hukuk uygulaması.

Jülide Türk, milyonlarca Türk gibi, Kürt Halkının haklarını savunuyor.

Yorum

Jülide Yazıcı’yı Sosyalist Emekçiler Partisi olarak yakından tanıyoruz. Kendisi, Marksist Fikir Toplulukları Federasyonu’nun güler yüzlü dostudur. Yüzünde her daim bir tebessüm vardır. İki yanında jandarma, jülideelleri kelepçeliyken gülümsüyor olmasına şaşırmadık.

Jülide’nin gülümsemesi aslında çok şeyi anlatıyor. Zira neden tutuklu olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz. “Örgüt probagandası” deniyor. Örgüt üyesi olmakla “suçlanıyor.” Hepsi bu! Son duruşmada da tahliye edilmedi. Hem trajikomik yargılama süreci karşısında bir tavır olarak hem de “dışarıdakilere “umudunuzu yitirmeyin” mesajı vermek için Jülide gülümsemeye devam ediyor.

Sadece Jülide değil. Yaklaşık 160 bin devrimci tutsak var burjuvazinin cezaevlerinde. Hükümlü ve tutuklu sayısı son on yılda %175 oranında artmış bulunuyor. 2002 yılında 59 bin 500 olan tutsak sayısı 2006’dan bu yana kesintisiz artarak 157 bine çıktı. Bugün rakam 160 bine dayanmış durumda. AKP devrimcilerden korkuyor. Korktukça tutsak ediyor! Jülide’ye ve tüm devrimci tutsaklara özgürlük!

Sebahat Karakoyun: Erdoğan’ın Diploma Muammasında Yeni Perde (Birgün Gazetesi)sabahat karakoyun

Yazının tamamını okumak için: http://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-in-diploma-muammasinda-yeni-perde-117331.html

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite diploması ile ilgili soru işaretlerini güçlendiren açıklamalara bir yenisi daha eklendi. Marmara Üniversitesi’nin, Erdoğan’ın diploması ile ilgili olarak 24’üncü dönemde soru önergesine yanıt verildiği açıklamasını TBMM Başkanlığı “kayıtlarda yok” diyerek yalanladı.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin Bilgi Edinme Kanunu kapsamında başvurduğu Marmara Üniversitesi Rektörlüğü’nün yanıtı üzerine TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesine aldığı karşılık birbiriyle çelişen açıklamaları gözler önüne sererk
en, bir kez daha ‘hangisi doğru’ sorusu akla geldi.”

Yorum

Diploma konusu haftalardır tartışılıyor. Tayyip’in bir diplomasının olmadığı ya da varsa bile cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturabilecek kadar lisans eğitimi almadığı açık. YSK’nın Twitter’dan paylaştığı diploma ile cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yer alan diplomanın fakülte isimleri birbirini tutmuyor.

Bu diploma meselesi deve hikâyesi gibi. AKP’ninSAHTE-DİPLOMA1
neresi doğru ki? Dün siyah dediklerine bugün beyaz diyorlar. Usulsüz atamalar, işten çıkartmalar, kadrolaşma, yalan delillerle tutuklamalar… Hangi birini sayalım? Bu diploma yalanı, bunlardan sadece biri. Konunun sosyal medyada gündemden düşmemesi olumlu; fakat “diplomanın sahteliği belgelenirse cumhurbaşkanlığı düşer” gibi bir düşünce fazlasıyla Polyannacı.

AKP’den sorulacak çok fazla hesap var. Gezi şehitleri, bilindiği halde engellenmeyen ve/veya bizzat AKP’nin gerçekleştirdiği katliamlar, hırsızlıklar, yolsuzluklar, kadınlara yönelik hakaretler, Ensar savunucusu bakanlar… Liste uzayıp gider. “Bu pisliği ancak devrim temizler”

Uğur Meleke: Eflak ve Boğdan’ı mı istiyorsunuz? (Hürriyet Gazetesi)

yazının tamamını okumak için: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ugur-meleke_605/eflak-ve-bogdani-mi-istiyorsunuz_40120953ugurmeleke

“Esas mesele, İspanyollara ya da Hırvatlara kaybetmek değil. Her iki takım da bizi yenebilirler, çok olağanüstü sonuçlar değildi bunlar. Milli takımın kamuoyunda eleştirilme nedeni yenilgiler değildi zaten. Kabullenmişlikti. Savaşmamaktı.

31,5 yaş ortalamalı İtalya 120 km. koşarken bizim 102 koşmamızdı. Hırvat Badelj 16, Modriç 15 top kazanırken, Selçuk’un 5, Ozan’ın 8’de kalmasıydı. Arzulamamaktı, yüreğini ortaya koymamaktı. Tablo böyleyken hem Terim’in hem de Arda’nın basın toplantılarındaki ‘hakkımız yeniyor, bu ülkede değerimiz bilinmiyor’ temalı konuşmalarını ve mutsuz üsluplarını çok anlayamadım doğrusu.

Sahada yürüyen, ilk iki maçın her ikisinde 50’de kontağı kapatan milli takımın mücadele etmediği için eleştirilmesinden daha doğal ne olabilir ki Allah aşkına?”

Yorum

Uğur Meleke’ye katılmakla birlikte biz farklı bir noktadan yaklaşacağız. Evvela şunu soralım:
Türkiye Futbol Takımı’nın yüreğini orend futboltaya koymaması çok doğal değil mi? Endüstriyel futbolda para amaç, spor araçken ciddi bir mücadele beklemek oldukça yersiz. Ayrıca bu sadece Türkiye için geçerli değil. Euro 2016’nın bütünündeki maçlar zevk vermiyor. Papazın Çayırı’nda çamur içerisinde zevkle oynanan maçlarla, lüks stadyumlarda her şeyin kural ve kaidelere bağlandığı endüstriyel turnuva aynı tadı verir mi? (konuyla ilgili detaylı analizimizi okumak için: http://bolsevik.org/guncel/bitti-demeden-bitti-cagin-erdinc.html

bolsevik.org

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı