/ Basından Seçmeler / 4 Köşe 4 Yorum|Ahmet Hakan, Ersin Ramoğlu,Mete Yarar,Ali Karahasanoğlu

4 Köşe 4 Yorum|Ahmet Hakan, Ersin Ramoğlu,Mete Yarar,Ali Karahasanoğlu

on 20 Haziran 2016 - 19:45 Kategori: Basından Seçmeler, Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

13493507_10154217627047980_1202084814_o

4 köşe 4 yorum bölümümüzde, günün öne çıkan köşe yazılarının çarpıcı bölümlerini paylaşıp bu bölümler hakkında değerlendirmeler yapıyoruz. Bugün köşemizde Ahmet HakanErsin Ramoğlu,Mete Yarar ve Ali Karahasanoğlu yazılarının yorumları yer alacak.

ahmet hakan

Ahmet Hakan: İkinci Gezi olur mu?

(Tamamı için:http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/ikinci-gezi-olur-mu_40119667)

“OLMAZ, ÇÜNKÜ…

Gezi bir patlamaydı… Spontane bir patlama… Yakılan çadırların ve sergilenen hoyrat tutumların vicdanları ayaklandırması sonucu meydana gelmişti… Öyle hesaplı, öyle bilinçli bir tahrikle olacak bir iş değildir bu…

OLMAZ, ÇÜNKÜ…

‘Eğer devletin en tepesi ikinci bir Gezi olsun diye bu kadar uğraşıyorsa, o zaman ona istediğini vermeyelim’ duygusu, muhalif kesim içinde hızla yayılan bir duygudur. Ve bu duygu, ikinci Gezi’nin önündeki en büyük engeldir.

OLMAZ, ÇÜNKÜ…

Toplumsal öfkeler, karşıtlıklar, bilenmişlikler, patlamalar falan… Öyle mühendislik çabalarıyla ortaya çıkmaz. Bu işin mühendisliğini yapmaya soyunanlar, murat ettiklerinin çok dışında bir sonuçla karşılaşabilirler.

Size şunları söylerim:

– Gezi türü bir şey çıkarsa… Ekonomi daha da kötülemeyecek mi, turizm daha da batağa saplanmayacak mı?

– Tartışmasız bir batış durumunda kim gerekçeye bakar ki?

– Erdoğan bunları hesap edemeyecek bir lider mi ki?

*

Eğer “Diploma meselesini unutturmaya çalışıyor” diyorsanız.

Size şunları söylerim:

– Yapmayın, bunu yapmayın.

– Siz Tayyip Erdoğan’ın diploma ile ilgili iddiaları zerre kadar umursadığını falan mı sanıyorsunuz?

– Çok safsınız çok.

Eğer ‘İç savaş çıkarmak istiyor’ diyorsanız.

Size şunları söylerim:

– Yöneten o, egemen o, sözünü geçiren o…

– Hal böyle iken… Neden iç savaş çıkarsın ki?”

Yorum

res 1Ahmet Hakan yine döktürmüş! Müthiş tespitler! “AKP ikinci Gezi’yi istiyorsa ona bu istedi
ğini vermeyelim diyen muhalifler var”
diyor Ahmet Hakan. Bunlar hangi muhalifler? Gezi’yi asıl var eden halktı. Öncülük ise sosyalistlerdeydi. Ahmet Hakan “muhaliflerden” halkı kastediyorsa, biz sokakta tam tersini görüyoruz. İnsanlar bir şekilde Tayyip’ten kurtulmak için yollar arıyor. Alternatifsizlikte tıkanıyorlar.

Yok, muhaliflerden kastı, AKP haricinde mecliste grubu bulunan partilerse, bu partilerin Gezi’ye zaten bir etkisi olmamıştı. Bir halk isyanı gündeme geldiğinde bu isyan dalgasını ne HDP frenleyebilir ne de CHP!

“Toplumsal öfkeler, karşıtlıklar, bilenmişlikler, patlamalar falan… Öyle mühendislik çabalarıyla ortaya çıkmaz. Bu işin mühendisliğini yapmaya soyunanlar, murat ettiklerinin çok dışında bir sonuçla karşılaşabilirler.” tespiti de oldukça ilginç. Genellemeye bakılırsa yeryüzündeki tüm toplumsal altüst oluşlar birer “toplumsal mühendislikti.” 1917 Ekim devrimi de bir toplumsal mühendislik miydi? Eğer öyleyse, Bolşevikler “murat ettiklerinin” çok ötesinde bir sonuçla karşılaşmadılar!

Fazla uzatmayalım. Ahmet Hakan’ın yazısında, bir çözüm önerisi görebilen var mı? Yazıdaki çaresizlik, “Bırakalım diktatör istediğini yapsın” noktasında duruyor. Fakat şunu da belirtmeden geçmeyelim: Ahmet Hakan’ın “U” dönüşlerine alışığız. Yarın bir gün isyan patladığında hiç utanmadan kalemini değiştirecektir. Yazıda ayrıca “saf olmayın” önerisinde bulunmuş Ahmet Hakan. Biz de bir öneride bulunalım: “Bu kadar ‘akıllı’ olma Ahmet Hakan!”

281570

Ersin Ramoğlu: ABD’nin Erdoğan’ı Devirme Planları (Sabah Gazetesi)

(Tamamı için: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/bolgeler/ramoglu/2016/06/20/abdnin-erdogani-devirme-planlari)

  Yaşar Okuyan da 17-25 Aralık’ta hedefin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek olduğunu söyledi.
Daha önce de Amerika ve İsrail’in Erdoğan’ı indirmek istediğini söylemişti.
Yani denediler.
Ama olmadı.
Şimdi liselere el attılar…
O da olmazsa sırada B-,C-,D ve E planları var.
Mesela dokunulmazlıkları kaldırılan CHP ve HDP’li milletvekillerinin polise direnişi gibi…
Ya da yeni bir ‘Gezi’…
MHP’nin dizayn edilme girişimi de ABD mahreçli bir olay…
MHP’de plana dahil.
Stratejik bir ülke olan Türkiye’yi hizaya(!) getirmek için ABD’de plan çok…

***

ABD Erdoğan’ı durdurmak için AK Parti’yi de bölmek istiyor.
Bunun için zaman zaman Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin üçlüsüne ötede beride demeç verdiriyor.
ABD’nin planları arasında ‘Gezi’ eylemi ile askeri bir darbe de var.
Bunları eski ABD Başkanı George W. Bush’un danışmanı John Hannah söylüyor.
Hannah tehdit dolu yazısında, ABD’nin Erdoğan’la er ya da geç hesaplaşacağını iddia ediyor.
Bizim puştlar ise seyrediyor.
ABD İncirlik’e alternatif üsler bile düşünmüş.
Hannah’a göre Reza Zarrab soruşturması da Erdoğan’ı sarsabilirmiş.
Paralel İhanet Çetesi (P.İ.Ç.) medyasının her gün Zarrab ile yatıp kalkması tevekkeli değil yani.
Türkiye’yi bir felaket tehlikesi sayan ABD, Erdoğan’ı indirmek için el altından harıl harıl çalışıyor.
Yaşar Okuyan’ın iki açıklaması da işte bu puştluğa dikkat çekiyor.

***

ABD büyüyen Türkiye’den rahatsız…
İstiyor ki, eskisi gibi IMF’ye muhtaç olalım.”

res 2Yorum

İnsan bu akla hakikaten hayret ediyor. Bu tespitleri ilkokullardaki müfredatta görmek mümkün. “Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Kıtaların birleşim noktası. Herkes Türkiye’ye düşman.”  Yandaş yazarların tüm yazıları bu komplo teorisi etrafında şekilleniyor.

Evet, ABD Tayyip’i devirmek istiyor olabilir. Buna değineceğiz ama İsrail nereden çıktı? AKP ve İsrail’in arasından su sızmıyor. Köşe yazısını yazan zat-ı muhterem dışişleri bakanlığının resmî internet sitesine bakabilir. (aşağıdaki tablodan da ticaret hacmi görülebilir)

Yıl           (soldan sağa sırasıyla)    İhracat   İthalat     Hacim      Denge (Rakamların tamamı dolar)

2012

2.329.531

1.710.401

4.039.932

619.129

2013

2.649.663

2.417.955

5.067.618

231.708

2014

2.950.902

2.881.262

5.832.164

69.641

2014 / (1-10 )

2.496.841

2.403.362

4.900.204

93.479

2015 / (1-10 )

2.211.966

1.418.420

3..630.385

793.546

Ayrıca AKP ve İsrail, Suriye konusunda da tam bir fikir birliği içerisinde. Ortadoğu’da, Suriye konusundaki perspektifi bu kadar yakın olan 2 ülke var mı?

Gelelim ABD konusuna… Hadi diyelim ki, “İkinci Gezi’yi” çıkartma isteği, ABD’nin darbesine zemin hazırlamak için kullanılıyor. Bu konudaki ilk çıkışı Tayyip yapmadı mı? Buradan şu sonuç mu çıkıyor: “İkinci Gezi’yi isteyenler ABD darbesine zemin hazırlıyor. Tayyip topçu kışlası yorumuyla ‘İkinci Gezi’nin’ ilk kıvılcımını ateşledi. O halde Tayyip ABD darbesi yemek istiyor!”

Evet, ABD Tayyip’ten memnun değil. Fakat ehven-i şer onun varlığını şimdilik kabul etmiş durumda. Toplumsal isyanlar baskıdan kaynaklanır. AKP Türkiye’sinde her gün yeni bir baskı dalgasıyla karşılaşıyoruz. Ersin Ramoğlu ABD’nin, “İkinci Gezi’yi çıkartalım da Tayyip’i düşürelim” minvalinde hareket ettiğine gerçekten inanıyorsa, bu kendi aklına da hakarettir. Olası bir isyan dalgasının tek “sorumlusu” öncekilerde olduğu gibi AKP’nin baskı dalgası olacaktır.

Son olarak: Komplo teorileri akıldan uzaktır. Fakat AKP’nin kalemşorları akılla hiç karşılaşmamış gibi yazıyorlar. Bu yüzden bu tarz yazılara komplo teorisi bile diyemiyoruz!

100620162147523268582_2

Mete Yarar: Batı, Suriye’de Kimi Suçlayacak? (Karar Gazetesi)

(Tamamı için:http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/bati-suriyede-kimi-suclayacak-1390)

“Suriye ile ilgili konulara baktığımızda tartıştığımız konunun aslı astarı olmadığını işin içine girdiğinizde çok net olarak anlayabiliyorsunuz. Özellikle Türkiye’de bazı insanların ısrarla sarf ettiği bir cümle var: “Türkiye, Suriye konusunda Batılı ülkelerin politikasının çok dışında hareket ediyor. Onlarla beraber ortak hareket etmiyor” Böyle bir inanç var. İşin esasını bilenler, içinde olanlar bunun böyle olmadığının çok net farkındalar. Bugün Suriye’de, Esad yönetiminin devrilmesiyle ilgili projenin içerisinde BM daimi üyesi olan üç ülke var. Bunun haricinde yine ülkelerin farklı kaynaklardan oluşturduğu bir istihbarat havuzu ve bu istihbarat havuzunun desteklediği farklı farklı gruplardan yaklaşık 40 bin kişilik bir ekip var. Bunların organizasyonu, malzeme tedariki ve bunlara verilen eğitim dahil olmak üzere çok sayıda uygulama bu devletlerin bilgisi dahilinde yapılıyor. Ama tartıştığımız, konuştuğumuz tek konu var o da ‘Türkiye Suriye’de IŞİD’e malzeme gönderiyor mu göndermiyor mu?’

Açıkçası çok ilginç olan şeylerden bir tanesi, bu tezi ileri sürenlerin ve onlar tarafından desteklendiğine inandığım kişilerin ağabeylerinin bile bu tezi kabul etmemesi. Çünkü aynı havuz içerisinde beslenen bir yapıdan bahsediyoruz. Ve bu yapı maalesef ilginç bir şekilde bir taraftan Esad yönetiminin devrilmesi ve Suriye’nin paylaşımıyla ilgili kendi planlarını oluştururken bir taraftan da kendisine yakın kişileri ön plana iterek Türkiye’yi Suriye’nin dışına itmeye çalışıyor. Yani hem Türkiye’nin imkan ve kabiliyetlerinden yararlanıyor hem Türkiye’nin bulunduğu jeo-politik konumdan faydalanıyor. Ama bir taraftan da maalesef içimizdeki örgütlü İrlandalılar sayesinde de Türkiye’nin Suriye politikasının dışında kalması için ilginç şeyler yapmaya devam ediyorlar…”

Yorum

res 3Yazının devamını şu linkten okuyabilirsiniz (http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/bati-suriyede-kimi-suclayacak-1390#) fakat devamında da girişten farklı bir şey söylemiyor. Bu konuda yorumu fazla uzatmayacağız. Uluslararası gelişmeleri devrimci Marksist perspektifle yorumlamayınca, işte böyle tuhaf düşünceler ortaya çıkıyor.

Mete Yarar kısaca şunu söylüyor: “Batı, Esad’ı devirmek istiyor. AKP de Esad’ı devirmek istiyor. Batı’nın ve AKP’nin Suriye konusundaki görüşleri kısmen farklı. AKP’nin IŞİD’e yardım edip etmemesi konusuna takılmayalım. Türkiye’nin Suriye’nin dışına itilmek istenmesine karşı çıkalım.”

Öncelikle Mete Yarar’ın perspektifinden ona yanıt verelim. AKP, Rus uçağını düşürerek kendi kendisini Suriye’nin dışına itti.  Kendi perspektifimizden de şunu belirtelim: Selefi barbarlığı büyüten emperyalist kapitalizmdir. Bugün Selefi’lerin kullandığı çoğu mühimmat, ABD’den onların eline bilinçli ya da bilinçsiz geçmiştir. Nasıl ki S.S.C.B’yi Afganistan’dan uzak tutmak için oradaki çetelere her türlü desteği verip palazlandırıp Ortadoğu’nun başına bela ettilerse, bugün aynı şeyi Suriye’de yapıyorlar. AKP de farklı bir şey yapmıyor. O da aynı yolda. Tek fark, AKP maceracılığı tercih ediyor. Ayrıca, AKP’nin IŞİD’e yardım etmesini nasıl görmezden gelebiliriz? Bu çeteler Ortadoğu’da binlerce kişiyi katletti. Bu gerçeğin etrafından dolaşıp AKP’nin Suriye politikasının teorik yönünü konuşmak ahmaklıktır. Suriye’deki katliamlara karşı çıkmak için evvela AKP’nin Suriye politikasına karşı çıkmak gerekir. Tabi bu söylediğimiz, katliamlara samimi olarak karşı çıkmak isteyenler için geçerlidir. Hem AKP’nin dış politikasını savunup hem de “Suriye’de katliam var” demek ikiyüzlülükten de öte bir şey!

ali-karahasanoglu-gulenin-editoru-osman-simsek-ile-yazismalarim

Ali Karahasanoğlu: Üç kadının katilini, feminist avukat savunacak!

(Tamamı için: http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/uc-kadinin-katilini-feminist-avukat-savunacak-15414.html )

“Hafta başında ilk haberi okuduğumda..

‘Ali not al bu haberi..’ dedim, kendi kendime..

Neydi o haber?

Vildan Yirmibeşoğlu isimli avukat, İstanbul Barosu tarafından “seri katil Atalay Filiz”in zorunlu avukatı olarak görevlendirilmiş.

Vildan hanım da açıklama yapmış: “Avukatlığını yapıp yapmayacağımı, düşünüyorum.”

Sanki acilen bir avukat görevlendirmesi yapılmıyor da..

Günlerce sürecek bir düşünme payı olan, serbest avukatlık teklifi yapılıyor.

Dikkatimi çeken bu haberi, not aldım..

“İşin içinde, ince işler var” dedim..

Gelişmeler tam da tahmin ettiğim gibi çıktı.

Tahminim ne idi?

Tahminim, Vildan hanımın bu davayı üstleneceği, çünkü kendisine bu görevin (İstanbul Barosu’ndan değil.. Çok daha derin yerlerden) verildiği, ancak tepkileri frenlemek, kamuoyunu alıştırmak için, “Düşünüyorum” açıklaması yaptığı idi..

Tabii bir yandan Vildan hanım “düşünecek”.

Bir yandan da medyada, Vildan hanımın “ne kadar başarılı bir ceza avukatı olduğu” haberleri pompalanarak, “derin plan” gizlenerek… 

Kamuoyunun dikkatleri dağıtılacak..

Üç kadının katil zanlısının (Kadınlardan biri şimdilik sadece kayıp)..

Bir bayan avukat tarafından savunulması normalleştirilecekti..

Sorun.. Sadece avukatın bayan olması değil..

Bu bayan avukatın..

“Daha çok kadın milletvekili olsun” diye kampanyalar açan KADER’in genel sekreteri olması…

“Kadınlar eziliyor. Kadınlar erkek şiddetine maruz kalıyor” diye sabah akşam tepemizde boza pişiren bir grubun içinde yer alması…

Düşünebiliyor musunuz..

Aile içi bir kavga sonrasında..

Ben hiç tasvip etmesem de.

Sonuçta şeytana uyup, eşini öldüren..

Ama ardından kendi canına da kıyan erkekleri..

Yerin dibine batıranlar..

“Aile kutsaldır. Eşlerinizle uyumlu geçinin.. Birbirinize saygılı olun.. Mümkün olduğu nispette, aranıza mahkemeyi karıştırmayın”diyeceklerine…

Kadınlara, “Korkmayın.. Haklarınız var. Erkek milletine güvenmeyin.. Vurmadan, sadece elini bile kaldırsa, hemen karakola gidin.. Kocalarınıza karşı direnin. Mahkemeye verin.. Şunu yapın, bunu yapın” diyenler…”

Yorum

Midesi kaldırabilenler yazının devamını Yeni Akit denen paçavradan okuyabilirler. Yoruma gerek var mı bilmiyoruz. Erkekler şeytana uyup kadınları öldürüyormuş. Ama zat-ı muhterem şunu da ekliyor: “Tasvip etmiyorum.” Şu rahatlığa bakın!

“Şeytana uyan erkeklerin” katlettiği kadınların oranı AKP döneminde %1400 arttı. Bu gerici yazar bozuntusu ise hâlâ kadınları suçluyor.  Fazla söze gerek yok. Bu zihniyet, AKP zihniyetinin özetidir! Bunu da not et Ali!

bolsevik.org

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı