/ Güncel / AKP’den İnternete Sansür Hamlesi

AKP’den İnternete Sansür Hamlesi

on 15 Ocak 2014 - 11:36 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
15 Ocak, 2014

Yaşanan son gelişmelerle iyice köşeye sıkışan AKP, yasakçı zihniyetinin uygulama alanını genişletmeye devam ediyor. Hareket alanı daraldıkça, kitlelerin hareket alanını daraltma gayretini sürdüren iktidar, bugünlerde yasaklar zincirine yeni bir halka olarak interneti eklemek istiyor.

AKP, interneti kontrolü altına alarak, tek hamleyle, tehdit olarak gördüğü birden çok unsurun etkisini azaltmayı, kendi hareket alanını da aynı oranda genişletmeyi hedefliyor.  Baskıyı hissettikçe daha fazla sertleşen AKP’nin uygulamaya hazırlandığı internet yasağı ilk bakışta, Cemaat’in elinde bulunan muhtemel kaset ve ses kayıtlarının internette yayılmasını engellemeye yönelik olarak, sadece Fethullah Gülen Cemaati’ni hedef alıyor gibi görünse de, bu hamlenin en az Cemaat kadar, toplumsal muhalefeti de hedef aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Aslında AKP’nin interneti kontrol altına almaya çalışması yeni değil. Ortadoğu’da özellikle Mısır ve Tunus halklarının internet üzerinden örgütlenip alanlara çıkması, AKP’yi internet üzerinde denetim sağlamanın yollarını aramaya itmişti. Mısır ve Tunus’ta olanların kendi başına gelmesinden korkan iktidar 2011’de, internete sansür getirmeye çalıştı; fakat özellikle İstanbul’da 15 Mayıs 2011’de geniş katılımlı protestolardan sonra geri adım atmak zorunda kaldı. Kitleler, internet yasağını engelleyerek büyük bir adım atmış oldu.

2011’deki protestolardan dolayı  internete sansür getiremeyen AKP’nin sadece iki yıl sonra korktuğu başına geldi. Malum, Gezi Süreci’nde tepkisel olarak sokağa çıkanların yanı sıra, internet üzerinden örgütlenip sokağa çıkan kitlelerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktu. Ayrıca, polis şiddetinden insanların haberdar olup öfkelerini bileyen de kısmen internet üzerinden yapılan paylaşımlar oldu. Burjuva medyanın sansürüne rağmen, kitleler internet sayesinde olup bitenin an ve an farkına vardı.

Tayyip Erdoğan, internetin, iktidar adına ‘olumsuz’ etkilerini Gezi Süreci’nde daha net gördüğünde, sosyal paylaşım sitelerine yönelik eleştirisi giderek arttı. Başbakan 2 Haziran’da konuk olduğu Fatih Altaylı’nın programında ‘’Twitter denilen bir bela var. Yalanın daniskası burada. Bu sosyal medya denilen şey aslında şu anda bana göre toplumların baş belasıdır.’’ Dedikten sadece iki gün sonra İzmir’de 29 kişi insanları isyana teşvik eden Tweet’ler attığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, 9 kişi hakkında da yakalama kararı çıkartılmıştı. Daha sonra, Twitter’da gerçek olmayan isimle açılan hesapların tamamı askıya alındı. Böyle ‘küçük’ yasaklarla internetin ‘zararlarından’ korunamayan AKP, şimdi, internet üzerinde topyekün kontrol sağlamayı amaçlıyor.

AKP’nin İnternet Üzerindeki Denetim Israrının Görünen Nedeni: Cemaat!

İktidarın, internete yönelik sansür hazırlığının diğer nedeni ise buz dağının görünen kısmı: Cemaat’in iktidarın aleyhinde elinde bulunan kozları servis etmesini veya en azından geniş kitlelerce bu kayıtların duyulmasını engellemek. Fethullah Gülen Cemaati’nin özellikle KCK, Ergenekon, Devrimci Karargah operasyonlarında, yargı ve polis içerisindeki örgütlenmesini kullanarak çoğu uydurma olan delilleri üretip insanları cezaevlerine gönderdiklerini biliyoruz. Bu operasyonlar yapılırken, bazı ses kayıtları ve videolar internet üzerinden yayılıp kitlelerin mevcut operasyonlara yönelik desteği sağlanmaya çalışılmıştı. Ayrıca, bazı siyasilere yönelik seks kasetleri de internet üzerinden servis edilmiş, bu görüntülerin çok sayıda kişi tarafından izlenmesi sağlanmıştı.

Böyle iğrenç yöntemlerle siyasete sürekli müdahil olan Cemaat, AKP’nin kuyruğuna basmadığı sürece buna benzer araçlarla siyasetin içerisinde AKP’yle sorun yaşamadan kalmaya devam etti. Ta ki, Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla başlayan sürecin 17 Aralık Operasyonu’na evrilmesine kadar. Özellikle 17 Aralık Operasyonu’yla beraber, sosyal paylaşım sitelerinde AKP’lilere ait olduğu söylenen ses kayıtları, seks kasetleri bir anda çoğaldı. Daha önce Cemaat’in açıkça kişisel hakları ihlal ederek servis ettiği  videolara, ses kayıtlarına ses çıkarmayan hükümet, kendisiyle ilgili kayıtların internette çoğalmasıyla beraber bireysel hakların korunması gerektiğini söylemeye başladı.

Zaten öteden beri internetin kitleler üzerindeki etkisinden rahatsız olan AKP, 2011’de toplumsal muhalefetin geri adım attırmasıyla uygulayamadığı sansürü, kendi aleyhinde ortaya çıkartılan kayıtlardan ve çıkartılacak olan muhtemel kasetlerden ürktüğü için ne pahasına olursa olsun uygulamaya çalışacaktır.

Peki, AKP’nin uygulamaya çalıştığı sansürün içeriğinde neler var? Hazırlanan tasarıya göre, iktidarın ‘sakıncalı’ bulduğu bir internet sitesi, Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı ya da Ulaştırma Bakanlığı tarafından mahkeme kararına gerek duyulmadan kapatılabilecek; fakat kapatılan sitenin tekrar açılması için mahkeme kararı gerekecek.

İnternet sitelerine erişim sağlayan şirketler birleşip Erişim Sağlayıcıları Birliği (E.S.B) adı altında bir çatı oluşum kuracaklar. İnternet siteleri hükümet aleyhinde yayın yaptığında Erişim Sağlayıcıları Birliği, söz konusu sitelere erişimi engellemekle görevli olacak. Velev ki, Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı veya Ulaştırma Bakanlığı’nın kararına rağmen E.S.B kararı dört saat içinde uygulamazsa E.S.B’ye ceza verilecek.

E.S.B, hangi kullanıcının hangi sitelere girip neler yazdığına erişebilecek. Yani bu, E.S.B’nin istediği kişiyi istediği şekilde fişleyebileceği anlamına geliyor. Taslağa dair başka bir tartışma konusu da ‘kısmi yasak.’ Kısmi yasağa göre, herhangi bir video paylaşım sitesinde hükümet aleyhinde konan bir videonun anında yasaklanması sağlanacak; fakat söz konusu video paylaşım sitesi tümden kapatılmayacak. Örneğin Youtube’da AKP karşıtı videolar silinirken, Youtube tümden kapatılmayarak AKP yanlısı videoların izlenmesi sağlanacak. Böylece yandaş yayınlar sitede kalırken ‘istenmeyen’ videolar anında kalkmış olacak.

Tarih, korkan muktedirlerin korkuları oranında baskıyı arttırdığı örneklerle dolu. AKP de, köşeye sıkıştıkça daha fazla korkuyor, korktukça saldırganlaşıyor. Mevcut hükümet korku ve saldırganlık sarmalında bir kısır döngüye dönüşmüş durumda. Tayyip Erdoğan’ın uzlaşmaz, cesur, kararlı ve iradeli görünmeye çalışmasını böyle okumak gerekir. Hatırlanacağı üzere Hitler’den Mussolini’ye kadar tüm baskıcı kişilikler, yenilgiyi son ana kadar kabul etmeyerek olmayan ordularla kafalarındaki savaşı sürdürmeye devam etmişler, kendisine yönelen tehditleri paranoyakça komplo teorileriyle karşılamaya çalışmışlardır. Tayyip Erdoğan’nın mevcut davranışları da, kendisinin muadilleri gibi diktatörlerin standart davranışlarına örnek teşkil etmeye devam edecektir.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı