/ Güncel / AKP’nin “Bölgesel Güç Türkiye” Masalının Sonu

AKP’nin “Bölgesel Güç Türkiye” Masalının Sonu

on 26 Haziran 2012 - 13:51 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Fikret Seyhan – 26.06.12
Geçtiğimiz günlerde TSK’ya ait bir keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin ardından tartışmalar sürüyor. Uçağın dürülmesiyle Türkiye’nin “güçlü devlet” imajının nasıl yerle yeksan olduğunu, AKP iktidarının Ortadoğu politikalarından bir güç olmaktan öte uluslar arası dengelere riayet eden ve ona göre adımlar atan bir güç olduğu ortaya serilmiş oldu.
“Ama iki defadır, “çok yumuşak güç” muamelesine maruz kalıyoruz. Bu da bizi güç olmaktan çıkarma riski taşıyor, dolayısıyla bölgede sınandıkça güçsüz olduğu anlaşılan bir ülke konumuna sürüklüyor.” (Ahmet Taşgetiren, Bugün, 26 Haziran) sözlerinde ifade edildiği gibi, özellikle Mavi Marmara saldırısıyla beraber Türkiye’nin böbürlene böbürlene bitiremediği bölgesel güç anlatısının sonuna gelindi. Kamuoyunda ve medyanın bir kısmında uçağın düşürülmesiyle oluşan savaş beklentisi AKP’nin itidal çağrılarıyla soğurulmuş durumda. AKP cephesinden gelen kimi sert çıkışlarda Cengiz Çandar’ın “Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası profili o ki, sürekli ‘gürleyen ama yağamayan’ bir ülke.” (Radikal, 26 Haziran) sözleriyle gerçek anlamını bulmaktadır. Gözler yaşananların ardından Tayyip Erdoğan’ın bugün yapacağı grup toplantısındaki konuşmaya çevrildi. Erdoğan yine konuşmasının ağırlığını Suriye meselesine ayırırken, savaş uçağının düşürülmesine karşı ortaya koyduğu en somut tavır “Bundan böyle Suriye’den Türkiye sınırına güvenlik riski ve tehlikesi oluşturacak şekilde yaklaşan her askeri unsur tehdit olarak değerlendirilecek ve askeri hedef olarak muamele görecektir.” sözleri oldu. Ancak bu tutumun da şimdilik Suriye’ye müdahaleyi gerektirecek bir boyuta taşınmayacağı akılda tutulmalıdır.
AKP iktidarı meseleyi daha çok uluslar arası kanallarda gündeme getirmeyi ön plana almış durumda ve Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri arkasından yağmurun gelmeyeceği bir gök gürültüsü olarak görülmelidir. Yine iktidarın sözcüsü Bülent Arınç’tan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından ”Gereken her şey hukuk çerçevesinde mutlaka yapılacaktır. Kimseyle savaşmak niyetinde değiliz. Böyle bir iddiamız da yok” açıklaması gelmişti.
Muhalefet cephesinde ise savaş çağrıları tüm hızıyla sürüyor. Özellikle Kılıçdaroğlu’nun çıkışları CHP’nin sosyal şoven tutumunu gözler önüne sürmektedir. Kendisi de en az AKP kadar Batı’yla uyumlu bir burjuva partisi olan CHP muhalefette olmanın getirdiği rahatlıkla AKP’yi savaş yönünde adım atılması konusunda sıkıştırmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu “Son olarak da Suriye’nin pervasızlığı. Affedilecek, unutulacak bir olay değildir. Şimdi ben sayın Erdoğan’a soru soruyorum: Sayın başbakan Türkiye’nin caydırıcılığına darbe vuran dış politikanızın bu ülkedeki derin yaranın farkında mısınız?” sözleriyle AKP’nin bu olayda yaşadığı prestij kaybını savaş çağrılarıyla körüklemek istemektedir. Bu tavır son dönemde ÖDP gibi CHP’ye destek verebileceğini açıklayan sol unsurlar açısından da uyarıcı olmalıdır.
Düşürülen uçak meselesi Suriye’ye yönelik müdahalenin takvimi konusunda da bir fikir vermiş durumda. Yakın zamanda ne ABD ne de AB doğrudan müdahale işaretleri vermekten kaçınıyor. Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney “Türkiye’yi şu ana kadarki ölçülü yanıtından dolayı takdir ediyoruz.” sözleriyle ABD’nin Türkiye’nin olası bir misillemesine sıcak bakmadığını göstermektedir. Ayrıca Almanya ve Fransa gibi önde gelen AB ülkeleri de Suriye’yi kınasalar da, çatışma istemediklerini ortaya koydular. Financial Times gazetesi itidal çağrılarına “Şimdiye kadar Suriye’nin ölçülü tepkisi Suriye’deki çatışmaların bölgesel bir krize dönüşmesini engelledi. Ama uluslararası alanda daha kararlı adımlar atılmazsa bu risk artabilir.” sözleriyle destek vererek, Batı’nın savaş çıkmasını şimdilik engelleyecek adımlar atması yönünde uyarıda bulundu.
Bu tavırda özellikle Rusya’nın uyarılarının etkili olduğunu söylemek mümkün. Emperyalist kapitalist sistemin Batılı efendileri şimdilik bütün bir Ortadoğu’yu tutuşturacak ve Rusya-Çin gibi emperyalistleri de taraf olmaya zorlayacak müdahalelerden kaçınmaktadır. Öte taraftan Suriye’nin Türkiye uçağı düşürmesini Batı’nın Rusya’yı Suriye’ye yönelik yaptırımlar konusunda sıkıştırması için bahane olacaktır.
Peki, Batı’nın doğrudan savaşa karşı soğuk yaklaşımının arkasında ne bulunuyor? Bunun en basit yanıtı zaten Suriye’de yaşananların tam da Batı’nın istediği şekilde ilerlemesidir. CIA başta olmak üzere Batılı istihbarat örgütlerinin, Sünni Körfez ülkelerinin ve Türkiye’nin eğitip silahlandırdığı, yardım ettiği paramiliter güçler Esad rejimine ağır kayıplar verdirmeye devam ediyorlar. İsyancı güçler özellikle Suriye ordusunun kilit isimlerini hedef almaya devam ediyorlar. 26 Haziran’da Şam’da yol kesen milisler Adevi bölgesinde Pilot Tümgeneral Ferej Şhade el Makt’ı kaçırdılar. Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın aktardığı haberler (http://sana.sy/tur/339/index.htm) her gün neredeyse onlarca askerin isyancılar tarafından öldürüldüğünü göstermektedir. Bu yöntem zaman alıcı olsa da Batı için hem daha steril, daha az maliyetli bir yolun tercih edilebilir olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak şu gerçekler tartışmasız bir şekilde kendini göstermiştir:
1. AKP’nin bölgesel güç olma çabaları 2003 yılındaki ABD askerlerinin Türk askerlerinin başına çuval geçirmesi, Mavi Marmara Saldırısı ve bir Türk uçağının düşürülmesiyle ağır bir yara almıştır. Türkiye bırakın İsrail’i, kendisinden çok daha zayıf bir güç olan Suriye karşısında bile uluslar arası denklemlerin dışına çıkamamış ve karşılık verme konusunda icazet alamamıştır. Bu durum Türkiye’nin emperyalist kapitalist sistem içindeki sınırlarını da ortaya koymuştur.
2. Esad rejimi bu saldırıyla birlikte önemli bir kozu sahaya sürmüş ve istediğini elde etmiştir. Bu olay rejimin özgüvenini kuşkusuz artıracaktır.
3. Yazıda değindiğimiz gibi Batılı emperyalistler her ne olursa olsun doğrudan müdahale kartını masaya vurmayacaktır.
Emperyalist savaş henüz olgunlaşmasa da kapıda tehlikesini her zaman gösteriyor. Ortadoğu’da çakılacak en ufak bir kıvılcım bütün bir bölgeyi kan deryasına çevirecek güce sahiptir. AKP iktidarı özellikle Suriye konusunda savaş kışkırtıcılığı rolünü her fırsatta başarıyla yerine getirmektedir. Emekçiler AKP’nin Ortadoğu halklarına yönelik kirli operasyonlarına karşı mücadeleyi yükseltmelidirler.
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!