/ Güncel / Bu Pisliği Egemenler Değil Sınıf Mücadelesi Temizler!

Bu Pisliği Egemenler Değil Sınıf Mücadelesi Temizler!

on 18 Aralık 2013 - 01:25 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
18 Aralık, 2013

Dün başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu iktidarı sarsarken, it dalaşı karşılıklı hamlelerle sürüyor. Ortaya saçılan görüntüler, deliller AKP’nin inşa ettiği düzenin boğazına kadar pisliğe gömüldüğünü gösteriyor.

Operasyonun ardından bugün ortaya çıkan görüntülerde İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in rüşvet aldığı görülürken, evlerde yapılan aramalarda ilginç gerçekler ortaya çıktı. Barış Güler’in evinde yapılan aramalarda çok sayıda kasa ortaya çıkarken, bulunan paranın miktarı dudak uçuklattı.

Benzeri görüntüler Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde ayakkabı kutularına saklanmış 4,5 milyon dolar bulundu.

Durum ortada! Babalar iktidarda, oğullar kirli ilişkilerle sarılı bir saltanatta! Egemenlerin iç çatışması bu tabloyu kamuoyu önüne açık bir şekilde sererken AKP iktidarı bugün operasyona karşı hamleler geliştirme telaşındaydı.

İlk olarak sabah saatlerinde İstanbul Emniyeti’nde operasyonel yetkileri bulunan ve yolsuzluk operasyonunu yürüten müdürlerinde aralarında bulunduğu 5 şube müdürünün görev yerleri değiştirildi ve haklarında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Öte yandan soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’den alınan soruşturma Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı’ya aktarıldı.

Akşam saatlerinde ise iktidar cephesinden önce Bülent Arınç’ın, sonrasında da Başbakan’ın açıklamaları gündeme düştü. Arınç yaptığı basın toplantısında “Bu operasyon niçin bu zamanda yapılıyor, niçin bu eksikliklerle yapılıyor. Ve niçin buna benzer bazılarının daha olabileceği tehditler olarak savruluyor… Hükümeti yıpratmak için, zor durumda bırakmak için. Bizi bugüne kadar en çok iddiacısı olduğumuz ve en çok başarıyla gerçekleştirdiğimiz yolsuzluklar konusunda kamuoyunun gözünden düşürmek için diye biz biliyoruz, düşünüyoruz. Bu kanaatimizi pekiştirecek delilleri de bu işi yapanları da en kısa zamanda bulacağız. Eğer devlet içinde kümelenmiş ve yuvalanmış illegal bir örgüt söz konusu ise bunları ortaya çıkarmak da boynumuzun borcu olsun. Dün bir başkasına, bugün bunlara yarın bir başkasına yapılacak şey bir hukuk devleti olan Türkiye’ye yakışmaz. Ellerindeki imkanları sadece kendi çıkarları için kullanan bir kişiden, örgütten bahsetmemiz gerekiyorsa bunu da en kısa zamanda halkımızın önünde ilan edeceğiz.” ifadelerini kullanırken, Erdoğan özellikle okyanus ötesine daha sert mesajlar gönderdi. Erdoğan “Bunlar bir nevi çetelerdir. Bunlar devletin içinde devlet olma gayretindedirler. Bu örgütlenmeyi ortaya çıkaracağız. Babamızın oğlu olsa ortaya çıkaracağız. Şuymuş, buymuş, şucuymuş, bucuymuş, bizi enterese etmez.” sözleriyle özellikle emniyet ve yargı bürokrasisinde başlatılan operasyonların genişleyeceğinin sinyallerini verdi.

Yolsuzluk operasyonunda ortaya dökülen gerçekler, kurulan kirli ilişkiler ağının uluslararası boyuta ulaştığını gösteriyor. Cemaat destekli olduğu su götürmeyen operasyonun önemli bir ayağı özellikle İran üzerinden yapılan kara para aklama olarak görünüyor.

Reza Zarrab’ın merkezinde bulunduğu ilişkiler ağı üzerinden İran’a Halk Bankası üzerinden 10 milyar dolarlık havale yapıldığı ve yüklü miktarlarda altın kaçakçılığı yapıldığı belirtiliyor.

Operasyonla birlikte ortaya saçılan pisliklerin listesi uzatılabilir. Apaçık bir gerçek var ki artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Cin bir kez şişeden çıkmıştır.

AKP iktidarının 11 yıldır sırtını dayadığı yolsuzluk karşıtı söylem çökmüştür ve artık kendi kemik kitlesi dışında alıcısının bulunamayacağı ortadadır. Başbakanın Gezi’de destan yazan ve 7 kişiyi katleden polisleri bugün kendi iktidarına karşı bir başka egemen güç kontrolünde “destan yazmak”tan çekinmemiştir.

Her ne kadar ortaya pislikler saçılmış olsa da, bundan sonrası için önemli olan konulardan birisi kitlelerin hesap sormak için sokaklara çıkmasıdır. AKP’nin yolsuzluk imparatorluğu aksi takdirde yıkılmayacak, ancak bundan önce defalarca kez olduğu gibi el değiştirecektir.

Asgari ücretle milyonlarca kişinin sefalet içinde yaşamak zorunda bırakıldığı bir ülkede emekçi sınıflar halkın parasıyla sefahat içinde yaşayan asalak takımından kendileri hesap sormalıdırlar. Gasp edilen haklarını, geleceklerini iktidarın çelik kasalarına, ayakkabı kutularına terk etmemelidirler.

Ortaya saçılan pisliği, sahibi egemen sınıflar değil ancak emekçiler temizler!

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı