/ Güncel / Denizde Göçmen Katliamı Var,Peki Karada?|Y. Tuna Koç

Denizde Göçmen Katliamı Var,Peki Karada?|Y. Tuna Koç

on 3 Eylül 2015 - 10:00 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

s1

Son günlerde Avrupa’da ve Türkiye’de en çok tartışılan konu sayıları gittikçe artan Suriyeli göçmenler. Özellikle geçtiğimiz günlerde Bodrum kıyılarında bulunan henüz beş altı yaşlarında boğulmuş Suriyeli çocuğun fotoğrafı, durumun ne derece ağır ve hayati bir öneme haiz olduğunu kanıtlıyor. Her gün onlarca Suriyeli, savaştan kaçarak geldiği Türkiye’den, Schengen bölgesine ulaşabilmek için kaçak yollarla Yunanistan’a geçmeye çalışırken Ege açıklarında batırılıyor. Son bir senede Akdeniz’de ölen göçmen sayısı 5 bine yaklaştı. “Önlem alınmadığı” durumda bu sayının 30 bine yaklaşabileceği söyleniyor.

Ancak Türkiye için göçmen sorunu bir tek ülkenin batısında cereyan etmiyor. Şu an ülkede sayısı iki milyona yaklaşan Suriyeli göçmenler, normalin yarısı ücretlerle ve tehdit, saldırı ihtimaliyle yaşıyor. Şu ana kadar birçok yerde evleri kundaklanan ya da kirada oturduğu yerde keyfi bir şekilde evsiz bırakılan, otogarlarda yaşamak zorunda kalan, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören ve sürekli suistimal edilme riskiyle yaşamını sürdürmek zorunda olan Suriyeliler için Türkiye her gün misafirpeverliğin(!) farklı yönlerini sergiliyor.

Henüz daha bir kaç gün önce, ülkesindeki savaştan kaçıp Almanya’daki akrabalarının yanına sığınmak için ailesiyle birlikte kaçak yollarla sınırdan Türkiye’ye geçen L.B, kendisini yakalayan Türk askeri tarafından tecavüze uğradı. Yakalandığı sırada önce babasının önlerinde ağır şekilde darp edildiğini anlatan L.B, ardından kendisine yardımcı olur gözüken bir asker tarafından silah zoruyla tecavüze uğrayıp, tekrar savaşın kan gölüne çevirdiği ülkesine geri döndü. Benzer şekilde iki Suriyeli kız kardeş geçtiğimiz günlerde verdikleri röportajda iş ararken Suriyeli olduklarını her söylediklerinde tacize uğradıklarını belirtmişti. Bu türden örnekleri çoğaltmak mümkün. Özellikle çalışma hayatı Suriyeliler için bir çileye dönüşüyor. Örneğin Gaziantep, sınıra en yakın ve iş imkanının en yüksek olduğu kent olması hasebiyle Suriyeli işçilerin en yoğun olduğu kentlerden ve zaten yarı yarıya daha az ücretle çalışan göçmenler bir yandan da ücretleri düşürdükleri gerekçesiyle Türk işçilerinin öfke duymasına sebep oluyor.

Suriyelilerin yaşadığı birçok evin kundaklanmasının ve saldırıya uğramasının sebeplerini, tarihsel bir nefrette değil s3aslında tamamı ile bugüne ait sınıfsal sebeplerde aramak gerek. Yani hükümet her ne kadar Ortadoğunun abisi pozlarına toz kondurmasa da kazın ayağı öyle değil. Aslında halihazırda işsizlik oranın rekor kırdığı, milyonlarca insanın açlık sınırının altında yaşadığı Türkiye, Suriyeliler için iki misli sömürü, sefalet ve ikinci sınıf vatandaş statüsünde bir hayatın anahtarı ki yüz binlercesinin sadece geçiş noktası olarak görmesinin bir sebebi de bu: suyun öbür tarafına geçişin tehlikelerine rağmen.

Ancak Kürt olmanın bile sokak ortasında bıçaklanma sebebi olduğu Türkiye’de eğer ezkaza Şii hatta -yandaş medyanın Zerdüşt diyerek aşağıladığı şekilde- Ezidiyseniz durum daha da vahim olabiliyor. Tarihlerinde defalarca kez katliamlara maruz kalan Ezidiler, IŞİD saldırılarında da katliama uğramış, hükümet, Cihadçıların OGS gişelerine çevirdiği sınırı lütfedercesine açarak Türkiye’ye geçişlerine izin vermişti. Ancak bu kadim halk, bu kez de Türkiye’de mezhep baskısı altında. Büyük çoğunluğu halen kamplarda yaşayan Ezidiler, Nusaybin’de AFAD kampında, kamp görevlileri tarafından din değiştirmeye zorlanıyor. Gıda yardımının yetersiz olduğu, şehrin 6.5 km uzağına inşa edilen ve herhangi bir ulaşımın bulunmadığı, ulaşımın ancak yürüyerek sağlanabildiği  kampta, “daha iyi bir yaşam” vaadiyle, dinleri değiştirmeye zorlanan Ezidiler ise, dinimizi “Eğer din değiştirme anlayışımız olsaydı IŞİD çetelerin saldırılarından kaçmazdık” diyerek baskılara karşı direnmeye devam ediyor. Zaten çok zor şartlarda yaşamlarını sürdüren Ezidiler, otogarlarda yatıp kalkan, sürekli saldırı riskiyle ve ucuz işçi gözüyle çalıştırılan kentlerdeki diğer hemşehrilerine göre, dinlerini değiştirdikleri zaman nasıl bir avantaja sahip olacakları da başka bir soru işareti.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı