/ Güncel / Deprem Değil, Sessizlik Öldürecek! (Çağın Erdinç)

Deprem Değil, Sessizlik Öldürecek! (Çağın Erdinç)

on 24 Haziran 2016 - 17:11 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

res 2Olası Marmara depreminin öncü ayak seslerini yakından hissetmeye başladık. Aslında “olası” yerine “olacak Marmara depremi” desek yaklaşan felaketin boyutlarına daha fazla dikkat çekmiş oluruz. Zira Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batı bölümündeki parçalı kırıklar yaklaşık 100 yıldır büyük bir deprem yaratmadı (Kuzey Anadolu fay hattı boyunca yakın tarihte 12 büyük deprem yaşandı. Ancak hattın İstanbul bölümünde 100 yıldan fazla zamandır enerji birikiyor)

1516 yılında yaşanan büyük depremde o zamanki İstanbul nüfusu dikkate alınacak olursa 16.000 kişinin hayatını kaybetmesi adeta kıyamet tablosuydu. Ardından 1766’da çok büyük bir depremle sarsıldı İstanbul. Ve sırasıyla; 1766, 1894, 1912, 1935 ve 1963’te büyük depremler oldu. Fakat tekrar söyleyelim: Bu depremlerin çoğu Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın orta ve doğu bölümlerinde gerçekleşen depremlerdi. İstanbul bölgesinde çok uzun zamandır büyük bir deprem olmuyor. M.Ö 1554’te söz konusu hattın batı bölümünde (İstanbul’da) gerçekleşen deprem öyle büyüktü ki, Ayasofya’nın bir kısmı yıkıldı.

Önemli Araştırmanın “Önemsiz” Sonuçları

İstanbul’un nüfusu 1960’ta 2 milyon civarındayken bugün 12 milyonun üzerinde. Yaşanacak bir felaketin boyutlarını düşünmek bile korkutucu. Bundan birkaç yıl önce çok önemli bir araştırma yapıldı. Öncelikle, deprem konusunda uzman olan Rosmann ve Türkiyeli bilim insanı Mehmet Çelebi, İstanbul’daki yapıları inceledi. Ulaştıkları sonuç beklendiği gibiydi. Çoğu evde çelik kullanılmamıştı. Malzemeler eksikti. Kapitalizmin insanları metropollerde biriktirmesinin ve yandaş inşaat şirketlerine adeta “dağıtırcasına” iş verilmesinin doğal sonucuydu bu. Rosmann rastgele girdiği bir apartmanı inceliyor ve şunları söylüyor: ” 4 katlı bir apartman için duvarlar çok ince. İçinde hiç demir hatıl olmadığı gibi çimento miktarı da yetersiz.” (Araştırma sonuçlarını izlemek için https://www.youtube.com/watch?v=_UZ8ggT4Z1c) 

Ardından Rosmann çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: “Aslında, Türkiye’deki deprem kaynaklı yıkımların sorumluluğu hepimizde. Bu, 15-20 senedir süregelen vurdumduymazlığın bir sonucu.” Rosmann’a hak vermemek mümkün mü? Bugüne kadar burjuva iktidarlar (AKP ile ayyuka ulaştı) kendi yandaş şirketlerine hediye dağıtır gibi inşaat ihaleleri verdi, vermeye devam ediyor. Bu yapılarda oturuyoruz. İtiraz sesi yükselmedikçe söz konusu ihalelerin sayısı artıyor. Güvensiz yapılar bitki gibi çoğalıyor. “Yeni yapılan binalar güvenli mi?” sorusuna, bilim insanları net yanıt veriyor. “Çoğu bina adeta üfleseniz yıkılacak kalitesizlikte. Yaklaşan büyük İstanbul depreminde sığınacağımız tek şey, şansımız olacak!” 

Rosmann ve diğer bilim insanları 1999’daki depremi 2 yıl önceden tahmin etmişlerdi. Ancak hiç kimse söylediklerini dikkate almadı. O ve diğer bilim insanları artık hiçbir şeye şaşırmıyor. Fay hattının üzerine inşâ edilmiş petrol istasyonlarını görüyorlar. Bunlar adeta pimi çekilmiş bomba gibi…

Alt başlığa önemli araştırmanın “önemsiz” sonuçları yazdık. Zira bundan 5 yıl önce bilim insanları çok önemli bir araştırma yaptı. Ancak araştırma sonuçları hiç önemsenmedi. Kandilli Rasathanesi’nin “Korkmayın, hiçbir şey olmaz”  minvalindeki açıklamasının tam aksine bilim insanları yaklaşan büyük İstanbul depreminin tahmin ettiğimizden çok daha yakında olduğunu ortaya koydular.

Bilim insanlarına göre 17 Ağustos 1999 İzmit depremi, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğusuna (Düzce bölgesine) ve batısına (İstanbul bölgesine) çok büyük bir enerji aktardı. Bilim insanlarının tam tahmin ettiği gibi, 17 Ağustos 1999 depreminden 3 ay sonra, 12 Kasım 1999’da, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğusunda, Düzce’de gerçekleşen 7.2 büyüklüğündeki deprem 800’den fazla insanın ölümüne neden oldu. Fakat Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batısında öyle büyük bir enerji birikti ki (Yani İstanbul’da) burada her an çok büyük bir deprem olabilir.

barka

İTÜ Akademisyeni Prof.Dr Aykut Barka

Rosmann ve Aykut Barka öncülüğündeki bilim insanları 1995’te İTÜ Maden Fakültesi’nde bir konferans düzenlemişlerdi. (Nezihi Canıtez Konferansı) “Çok büyük bir deprem yaklaşıyor” mesajını bilimsel verilerle ortaya koymuşlardı. Nitekim 4 yıl sonra çok büyük bir felaket yaşandı.

Aykur Barka ve Rosmann’ın o zaman söyledikleri dikkate alınmamıştı. Fakat onlar 2011’de yine bir basın toplantısı düzenlediler. 1995’te söylediklerine benzer şeyler söylediler. “Deprem çok yakın” dediler. Hatta ihtimalleri 1995’tekine göre çok daha fazla yükselttiler. Fakat basın toplantısının yapıldığı sırada elektrikler kesildi! Rosmann ve Barka AKP Türkiye’siyle bir kez daha yüzleşmişlerdi.

Araştırma sonuçları çarpıcıydı. İstanbul’da bir deprem gerçekleşme oranının %62 olduğunu tespit ettiler. Sonraki gün yaptıkları ilk iş, gazeteleri okumak oldu. Araştırmanın sonuçlarının ne kadar etkili olduğunu görmek istiyorlardı. Gördükleri şey inanılmazdı. Yandaş basın, bilim insanlarının verdiği deprem olasılığını düşürmüşlerdi! Oranı %47 olarak yazmışlardı. Adeta önlem alınmasının önüne geçmek istiyorlardı!

Kandilli Rasathanesi hariç tüm kurumlar yaklaşan İstanbul depreminin farkında. Son günlerde konuyla ilgili bir araştırma makalesi daha yayınlandı. Fransız Le Suroit Gemisi’nin raporuna göre İstanbul’da olası bir depremde en fazla etkilenecek ilçe Bakırköy. Bu ilçede deprem 10 büyüklüğüne kadar ulaşabilecek.

Prof. Xavier Le Pichon açıklamasına göre ilçeler ve öngörülen deprem büyüklükleri şöyle:

-Kadıköy (Merkez üssüne uzaklığı 26 km): 6 büyüklüğünde

-Eminönü (Merkez üssüne uzaklığı 16 km): 9 büyüklüğünde,

-Fatih (Merkez üssüne uzaklığı 14-15 km): 9 büyüklüğünde,

-Zeytinburnu (Merkez üssüne uzaklığı 12 km): 9 büyüklüğünde,

-Bakırköy (Merkez üssüne uzaklığı 10 km): 9 bazı yerleri 10 büyüklüğünde,

-Avcılar (Merkez üssüne uzaklığı 12 km): 9 büyüklüğünde,

-Küçükçekmece (Merkez üssüne uzaklığı 14 km): 8 büyüklüğünde,

-Büyükçekmece (Merkez üssüne uzaklığı 15.5 km): 8-9 büyüklüğünde,

-Silivri ve Çatalca: 7 şiddetinde sarsılacak.

Sonuç

Marmara Depremi yaklaşıyor. AKP yaklaşan felaketi yandaş basın aracılığıyla, yandaş “bilim” kurumları aracılığıyla örtbas etmeye çalışıyor. Zira yaklaşan felaket duyuldukça çarpık yapılaşma sorgulanacak, yandaş inşaat şirketlerine verilen güvensiz ihaleler araştırılacaktır. Fakat sesimizi çıkartmamız gerekiyor. Başlıkta söylediğimiz gibi “Deprem değil, sessizlik öldürecek.” Hatta en kesin ifadeyle söyleyebiliriz ki, “Deprem değil, AKP öldürecek!”

bolsevik.org

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!