/ Bolşevik Geleneğimiz / Devrimin Zaman Çizelgesi – Lev Troçki

Devrimin Zaman Çizelgesi – Lev Troçki

on 25 Şubat 2016 - 19:09 Kategori: Bolşevik Geleneğimiz, Devrimci Perspektif, Güncel, Marksist Teori
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bir devrim veya karşı devrim için kesin bir tarih saptamak mümkün mü?

“Elbette bu mümkün değil. Sadece trenler belirlenmiş zamanlarda yola çıkarlar, ve hatta onlar da her zaman değil…” 
Fikirlerin kesinliği her yerde gereklidir ancak bu devrimci strateji konusunda başka bir yerde olduğundan daha fazla gereklidir. Ancak devrimler çok sık gerçekleşmediğinden, devrimci kavramlar ve düşünsel süreçler özensiz hale gelmekte, çerçevesi belirsizleşmekte, problemler yükseltilmekte ve bir şekilde çözülmektedir.
Mussolini “devrim”ini (yani, karşı devrimini) önceden alenen ilan edilmiş, tamamen belirlenmiş bir zamanda yaptı. Bunu başarıyla gerçekleştirebildi çünkü sosyalistler devrimi doğru zamanda başarıyla sonuçlandırmadı. Bulgar faşistleri “devrim”lerini askeri bir komplo, belirlenmiş zaman ve atanmış görevler yardımıyla başardı. Aynısı İspanyol subaylarının darbesinde de kolaylıkla oldu. Karşı devrimci darbeler neredeyse her zaman bu hat boyunca ilerler. Bu darbelere, genellikle kitlelerin devrime ya da demokrasiye yönelik hayal kırıklığının kayıtsızlık şeklini aldığı; ve böylece örgütlü ve teknik olarak hazırlanmış bir darbe için elverişli bir politik ortamın yaratıldığı; kesinlikle önceden belirlenmiş bir tarihte girişilir. Bir şey açık ki; herhangi bir suni araçla gerici bir kalkışma için elverişli politik ortamı yaratmak -onun için kesin bir tarih saptamak şöyle dursun- mümkün değil. Ama bu ortamın temel unsurları hali hazırda mevcut olduğunda, kılavuzluk eden parti en uygun zamanı yakalar; -gördüğümüz üzere- politik, örgütsel ve teknik güçlerini uyarlar ve -eğer yanlış hesaplanmadıysa- son ve başarılı darbeyi vurur.
Burjuvazi her zaman sadece karşı devrimler yapmadı. Geçmişte devrimler de yaptı. Bu devrimler için hiç kesin bir zaman saptadı mı? Klasik ve yozlaşmış burjuva devrimlerini bu bakış açısından araştırmak (işte genç Marksist aydınlarımıza bir konu!), ilginç ve birçok bakımdan öğretici olurdu; ama böylesine derinlemesine bir analiz olmaksızın dahi meselenin aşağıdaki temelleri belirlenebilir. Varlıklı ve eğitimli burjuvazi -ki “halkın” iktidarı ele geçirmiş kesimidir- devrim yapmamış, yapılana kadar beklemiştir. Alt tabaka hareketi bardağı taşma noktasına getirdiğinde ve eski toplumsal düzen ya da siyasi rejim devrildiğinde iktidar neredeyse otomatik olarak Liberal burjuvazinin ellerine düşmüştür.  Liberal aydınlar böyle devrimleri “doğal”, kaçınılmaz devrimler olarak adlandırırlar. Onlar, tarihsel yasalar adı altında bayağılıklardan güçlü bir derlemeyi bir araya getirir: devrim ve karşı devrim ( M. Karajev’in aziz hatırasına göre etki ve tepki) tarihsel evrimin doğal ürünleri olarak deklare edilir ve bu yüzden takvime düzenlenmeye elverişli değildirler ve benzeri. Bu yasalar, iyi hazırlanmış karşı devrimci darbeleri gerçekleştirilmekten asla alıkoyamamıştır. Ancak burjuva-liberal düşünce tarzının bulanıklığı bazen devrimcilerin kafasına girmenin bir yolunu bulur, ki burada altüst oluşa ve çokça maddi hasara yol açar.
Burjuva ve Proleter Yöntemlerin Tezatlığı
Ancak burjuva devrimleri bile Liberal profesörler tarafından konulmuş “doğal” yasaların hattı boyunca her aşamada her hangi bir suretle değişmeden gelişmez; küçük burjuva-plebyen demokrasisi Liberalizmi devrirken bu, komplolarla ve tarihi önceden kesin olarak belirlenmiş hazırlıklı ayaklanmalarla yapıldı. Bu, Jakobenler -Fransız Devriminin aşırı sol kanadı- tarafından yapılmıştı.  Bu tamamen anlaşılabilir. Liberal burjuvazi (1789’daki Fransız, 1917 Şubat’ında Rus örneğindeki gibi), son ana kadar servetini, kültürünü ve devlet aygıtıyla bağlantılarını koparmak ve böylece yönetimi ele geçirmek için muazzam ve dizginsiz bir hareketin sonuçlarını beklemekle yetindi. Küçük burjuva demokrasisi, benzer koşullar altında farklı yol almak zorunda: elinin altında ne zenginliği ne sosyal nüfuzu ve bağlantıları vardır.  O kendini, bunları iyi düşünülmüş ve dikkatlice hazırlanmış devrimci bir altüst oluş planı ile yer değiştirmekle mecbur bulur. Ancak,  öyle plan ki zaman konusunda kesin bir organizasyon ve bu yüzden de kesin bir tarihi saptanmasını gerektirir.
Bu, bütün proleter devrimlere daha da çok uygun düşer. Komünist Parti, proletaryanın büyümekte olan devrimci hareketi karşısında bekleme tavrını takınamaz.  Kesin bir şekilde konuşmak gerekirse, bu tavır Menşevizmin tavrıdır: devrime gelişme aşamasındayken engel olmak;  herhangi bir ölçüde başarılı olduğunda başarısından istifade etmek; ve hızını kesmek için her türlü eforu sarf etmek. Komünist Parti, devrimci hareketin kenarında durarak ondan yararlanıp iktidarı ele geçiremez. Parti, ancak, hem yavaş ilerleyen hazırlık aşaması hem de nihai ayaklanma anında devrimci kitlelere doğrudan ve anında politik, örgütsel ve askeri-teknik liderlik yaparak bunu başarabilir. Bu nedenle, “devrimler gerçekleşir, yapılmaz; bu nedenle kesin bir zaman saptanamaz” diyen Liberal yasalarla Komünist Parti’nin kesinlikle işi yoktur. Bir seyircinin gözünden bu yasa doğrudur; ancak liderliğin gözünden ise basmakalıp ve banaldir.
Politik koşulları bir proleter devrim için ya çoktan olgunlaşmış ya da günbegün açık ve kararlı şekilde olgunlaşmakta olan bir ülke hayal edelim. Bu şartlar altında, ayaklanma ve gerçekleşeceği kesin tarih konusunda Komünist Parti tarafından nasıl bir tavır takınılmalıdır?
Ülke olağanüstü ağır bir toplumsal krizden geçtiği, çelişkiler en üst dereceye ulaştığı, işçi kitleler içindeki hissiyatların sürekli olarak kaynama noktasında olduğunda, partinin emekçi halkın ciddi bir çoğunluğu ve dolayısıyla proletaryanın en aktif, en sınıf bilinçli, en kendini adamış unsurları tarafından desteklendiği zaman; partinin yüz yüze kaldığı görev –ki bu koşullarda tek olası görevdir- yakın gelecekte kesin bir tarih, elverişli devrimci koşullar aleyhimize dönmeden önce bir zaman, saptamaktır. Daha sonra bütün efor son kavga için hazırlıklara odaklanır ve bütün güncel politika ve örgütlenme ortadaki askeri amacın hizmetine sunulur –güçlerin yoğunlaştırılması nihai darbenin indirilmesi içindir.
Rus Deneyimi
Yalnızca soyut bir ülkeyi düşünmeyelim, örnek olarak Rus Ekim Devrimi’ni alalım. Ülke, ulusal ve uluslararası büyük bir krizde can çekişiyordu. Devlet aygıtı felce uğratılmıştı. İşçiler giderek artan sayılarla partimize akıyordu. Bolşevikler Petrograd Sovyeti’nde ve ardından Moskova Sovyeti’nde çoğunluğu ele geçirdikleri andan itibaren parti şu sorunla yüz yüze geldi; yalnızca genel anlamda iktidar için savaşmak değil, kesin bir plan ve zaman dahilinde iktidarı ele almak için hazırlanmak sorunu. Kararlaştırılmış tarih, Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’nin gerçekleşeceği gündü. Merkez Komite üyelerinin bir bölümü ayaklanmanın Sovyet Kongresi’nin siyasi anıyla çakışması fikrindeydi. Merkez Komite’nin diğer üyeleri burjuvazinin o zamana kadar hazırlık yapabileceğinden ve kongreyi dağıtabileceğinden korkuyor; kongrenin daha erken bir tarihte yapılmasını istiyordu. Merkez Komite silahlı ayaklanmanın tarihini en geç 15 Ocak olarak belirledi. Bu karar, on günlük bir gecikme ile uygulandı. Ajitatif ve örgütsel hazırlıkların gidişatı gösterdi ki Sovyet Kongresi’nden bağımsız bir ayaklanma işçi sınıfının önemli kesimleri arasında –iktidarın parti ve onun gizli örgütleri aracılığıyla değil de Sovyetler tarafından alınması gerektiği fikrine bağlı olanlarda olduğu gibi- yanlış anlamanın tohumlarını ekecekti.
Diğer taraftan, şu çok açıktı ki burjuvazi çoktan, iki ya da üç hafta sürecek herhangi ciddi bir direniş örgütleyemeyecek kadar çok demoralize olmuştu.
Bu nedenle, parti önde gelen Sovyetlerde çoğunluğu kazandıktan ve böylece iktidarı almanın temel siyasal koşullarını garantiledikten sonra, askeri mesele için kesin bir takvimin belirlenmesi kararına olan ihtiyaçla yüz yüze geldik. Çoğunluğu kazanmadan önce örgütsel teknik plan, az ya da çok koşullara bağlı ve esnek olmaya mahkumdu. Bizim için devrimin başlangıcında devrimci nüfumuzun ölçüsü, Sosyal Devrimciler ve Menşevikler tarafından yaşam buldurulan Sovyetlerdi. Sovyetler bizim gizli işlerimiz için gerekli örtüyü sağlıyordu; iktidarın gerçekten ele geçirilmesinden sonra da iktidar organı işlevini görebiliyorlardı.
Sovyetlerin Yokluğunda Strateji
Eğer Sovyetler olmasaydı stratejimiz ne olurdu? Açık ki devrimci etkimizin diğer ölçütlerine dönmek zorunda kalacaktık; sendikalar, grevler, sokak gösterileri, demokratik seçimlerin her nevisi, vs. Sovyetler devrimci dönem süresince mevcut kitlesel eylemin en hassas ölçütünü temsil etse de; Sovyetler olmaksızın yine de işçi sınıfının gerçek çoğunluğunun yanımızda olduğu kesin bir tarih saptamaya tamamen muktedir olmalıydık. Doğal olarak o anda yığınlara Sovyetleri oluşturma sloganı ile gitmeliydik. Ancak bunu yaparken konuyu çoktan askeri savaş düzlemine kadar getirmiş olmalıydık; bu nedenle Sovyetleri oluşturma sloganını neşretmeden önce tamamen planlanmış, zamanı belirlenmiş bir ayaklanma planına sahip olmak zorunda olurduk.
Eğer emekçi halkın çoğunluğunu ya da en azından önemli merkezleri ve mahallelerdeki çoğunluğu tarafımıza çekmiş olsaydık, Sovyetleri oluşturmayı çağrımızla garantilenmiş olacaktık. Geri kasabalar ve bölgeler, az ya da çok bir gecikmeyle öncü merkezleri takip edecekti. Bu durumda Sovyet Kongresini kurmak ve kongrenin askeri önlemlerle iktidarı alması olanağını güvenceye almak politik görevimiz olacaktı.  Çok açık ki bunlar yalnızca tek ve aynı görevin iki boyutudur.
Şimdi; yukarıda anlatılan durumda, yani Sovyetlerin yokluğunda, Merkez Komite’nin, yığınların çoktan hareketlenmeye başladıkları fakat henüz açık ve ezici bir çoğunluğun tarafımızda olmadığı bir dönemde nihai karar verecek bir toplantı yaptıklarını düşünelim.  Gelecek eylem planımızı nasıl geliştirmeliyiz? Ayaklanma için kesin bir zaman belirlemeli miyiz?
Cevap yukarıda bulunabilir. Kendimize şunu söylemeliydik; şu anda biz ne kesin ne de yeterli bir çoğunluğa sahibiz. Ancak yığınlardaki hissiyatın eğilimi öyle ki bize gereken kararlı ve militan bir çoğunluk sadece gelecek birkaç hafta meselesi.
Petrograd, Moskova, Donetz Havzası’nda çoğunluğu sağlamanın bir ayı bulacağını varsayalım; kendimizi bu görev için hazırlayalım ve bu merkezlerde gerekli güçleri yoğunlaştıralım. Çoğunluk kazanılır kazanılmaz, işçilere Sovyetleri oluşturma çağrısı yapmalıyız. Bunun için Petrograd, Moskova ve Donetz Havzası için en fazla bir – iki hafta gerekli; geride kalan kasaba ve bölgeler öncü merkezlerin örneklerini gelecek iki ya da üç hafta içinde izleyecektir. Böylece Sovyet ağını inşa etmek için yaklaşık bir ay gerekir. Sovyetler,  çoğunluğa sahip olduğumuz önemli bölgelerde var olduktan sonra, Tüm Rus Sovyet Kongresini toplamalıyız. Kongreyi toplamak için on dört güne ihtiyacımız olacaktır.  Böylece kongreden önce düzenlemeler için toplam iki buçuk ayımız olur. Bu süre zarfında iktidarı ele geçirilmesi sadece hazırlanılmamalı, gerçekten bu başarılmalıdır.
Operasyonların Programı
Bu nedenle askeri örgütümüzün önüne ayaklanmanın Petrograd, Moskova, demiryolları vs.’deki hazırlıkları için iki, en fazla iki buçuk aylık zaman bırakan bir plan getirmeliydik. Gereklilik kipinde konuşuyorum (karar vermeliydik, bunu ve şunu yapmalıydık); gerçekte harekatımız hiçbir şekilde beceriksiz olmasa da kesinlikle hala öyle sistematik değildi; herhangi bir şekilde “tarihin yasaları” tarafından sınırlandırıldığımız için değil, ilk kez proleter bir ayaklanma yürüttüğümüz için.
Fakat böyle bir metotla yanlış hesaplamalar muhtemel değil midir? İktidarı ele geçirmek savaş demektir ve savaşta zafer ve yenilgiler olabilir. Ancak burada tariflenen sistematik metod amaca doğru en uygun ve en direkt yoldur; şöyle ki zafer olasılıklarını en çok, o, artırır. Bu nedenle,  mesela, yukarıda örnek verdiğimiz Merkez Komite toplantısından bir ay sonra -işçilerin çoğunluğunu hala kazanmamışken- durum şöyle sonuçlanacaktı; bu halde şüphesiz Sovyetlerin oluşturulması çağrısını neşretmeyecektik; bu durum için bu slogan başarısız olacaktı (bizim örneğimizde Sosyal Devrimcilerin ve Menşeviklerin Sovyetlere karşı olduğunu varsaymıştık). Ve durum tam tersi olsaydı, arkamızda on dört gün içinde kararlı ve militan bir çoğunluk bulsaydık bu, planımızı çabuklaştırır ve ayaklanmanın belirleyici anını yakınlaştırırdı. Aynısı planımızın ikinci ve üçüncü aşamalarına uygulanabilir: Sovyetleri oluşturmak ve Sovyet Kongresini çağırmak. Yukarıda belirtildiği gibi, en önemli noktalarda Sovyetlerin gerçek kuruluşunu güvenceye almaksızın Sovyet Kongresi sloganını neşretmemeliydik.  Bu minvalde planımızın her safhasının gerçekleşmesi, önceki aşamaların gerçekleşmesi tarafından hazırlanır ve güvenceye alınır. Askeri hazırlıklar, en kesin şekilde tarihi saptanmış çalışma ile paralel olarak yol alır. Böylece parti, askeri aygıtını tamamen kontrol altında bulundurur. Muhakkak ki bir devrim her zaman daha fazlasını getirir; tamamen beklenilmeyen, öngörülmeyen, saf olanı. Biz, elbette tüm “kaza”ların oluşumuna izin vermek ve kendimizi bunlara adapte etmek zorundayız; bunu, ancak, planımız derinlemesine düzenlendiğinde büyük başarı ve kesinlikle yapabiliriz.
Devrim büyük bir doğaçlama gücüne sahiptir ancak kaderciler, tembeller ve budalalar için asla iyi herhangi bir şeyi doğaçlamaz. Zafer, doğru politik yönelim, örgütlenme ve belirleyici darbeyi indirme iradesini gerektirir.

Lev Troçki

Ocak 1924

Çeviri: Marksist Bakış

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı