/ Güncel / Ermeni Soykırımı’nın 99. Yılında Egemen Gelenek Aynı!

Ermeni Soykırımı’nın 99. Yılında Egemen Gelenek Aynı!

on 24 Nisan 2014 - 23:32 Kategori: Güncel, Tarih
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
24 Nisan, 2014

24 Nisan 1915’te ne yaşandı? Türkiye’de resmi tarihin, devlet geleneğinin, düzenin egemenlerinin neresinden bakarsanız bakın cevap vermekten kaçındığı en basit sorulardan birisidir. 24 Nisan 1915’te ne oldu.

Bizim kuşağımızın bu sorunun yanıtını bulması için 99 yıl öncesine dönmesine gerek yok. 19 Ocak 2007’de katliamcı gelenek Hrant Dink’i katlederken, 99 yıl öncesinde yaşananların ufak bir prototipini sunmuş ve tarih bilincimizin ortasına şaşmaz bir kanıt dikmişti.

Hrant Dink gibi ezilen halktan bir birey olup, iki halk arasında bu ezen-ezilen ilişkisine takılmadan barışı düşleyebilen bir aydına yaşam şansı tanınmamıştı. 1915’te Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalist yağmadan payma kapma uğruna gözünü karartan ve bu coğrafyayı kana bulamaktan çekinmeyen bir iktidarın milyonlarca “Hrant” üzerinde aynı politikayı uygulamasına şaşırmamalı. Bugün kendisi dışında herkese aynı sopayı hatırlatan düzenin temellerini 1915’te aramak gerek. İttihat ve Terakki’nin ardından gelen her iktidar bu temel üzerine bir kat çıktı ve bu konuda elini taşın altına sokmaktan çekinen bir iktidar görünmemiştir. Ermenilerle başlayan zulüm, cumhuriyetin ilk yıllarında yine Ermeniler, Rumlar ve Gayrimüslimlerle, sayısız katliamlar eşliğinde Kürtlerle; DP’nin iktidarda olduğu 1955’te 6-7 Eylül’de İstanbul’da yaşayan Ermeni ve Rumların hedef alınmasıyla sürdürüldü. AKP döneminde ise Rahip Santoro, Hrant Dink, Zirve’de katledilen Hristiyanlar ilk aklımıza gelen örnekler. Bu “ucube” yapının inşası 100 yıldır kesintisiz bir şekilde devam etti.

Erdoğan’ın Mesajı Bir Özür mü, İnkâr mı?

Geçtiğimiz günlerde Erdoğan açıklama yaparak Ermenilere taziye mesajı iletti. Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir.”sözleriyle onların “acılarını paylaştı”. Ancak AKP’nin tıpkı Dersim Katliamı için kuru bir “özür” dileyip, Roboski’de 34 kişiyi katletmesi gibi elbette bu taziyede tam bir siyasi şov. İçerde ve dışarıda sıkışan AKP’nin yeniden özellikle “liberal entellektüellere” uzattığı bir zeytin dalı, 24 Nisan öncesi uzun süredir kendisine pas vermeyen Obama’nın Ermeni soykırımıyla ilgili mesajını garantiye almanın ve iktidara hasar yaratacak bir mesaj verme ihtimalinin getirdiği korkunun bir ürünü…

Egemen sınıflar bırakın özür dilemeyi, bugüne kadar 24 Nisan 1915’i hep lanetli bir tarih olarak bize nakşetmeye çalıştılar. O dönem yaşanan acılar tarihin karanlık dehlizlerine terk edildi. Ancak artık saklanamıyor. Erdoğan’ın “taziyesi” geç kalmış bir itiraf olarak okunmalıdır. Bu topraklarda yaşayan her bir birey kendi tarihinin bu utanç dolu sayfasıyla yüzleşmeli ve yüzyıllarca barış ve kardeşlik içerisinde yaşayan halkların birbirlerine nasıl kırdırıldığını sorgulamalı. Bu katliamcı, soykırımcı gelenekle arasına kırmızı bir çizgi çekmelidir.

Gerçek bir özür ancak Ermenilere yaşatılan acıların hesabını somut olarak vermekle mümkün olacaktır. Ermeni halkının katillerinin taziyesine ihtiyacı yok, gerçek anlamda katledilen milyonlarca evladının hesabının sorulmasına ihtiyacı bulunmaktadır. Hrant Dink’i katledenlerle kol kola giren, onu makam odasında tehditlere maruz bırakan bir valiyi içişleri bakanlığına getiren bir iktidar böyle bir hesaptan elbette kaçınacak ve kuru bir taziyenin arkasına saklanacaktır.

Bu topraklarda türlü acılar yaşayan Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ve diğer ezilen halkların hesabı ancak bir kardeşleşme ve birlikte mücadele algısıyla sorulabilir. Bütün milliyetçi eğilimlerden arınmış, gerçek bir prolaterya enternasyonalizmi bu topraklarda bugüne kadar yaşanmış acıların çaresine dönüşecektir. Geçmişin kirli katliamlarının hesabı ancak böyle sorulabilir.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!