/ Güncel / İşçi Sınıfının Azılı Bir Düşmanı Öldü!

İşçi Sınıfının Azılı Bir Düşmanı Öldü!

on 10 Nisan 2013 - 21:41 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
10 Nisan, 2013

Eski İngiltere Başbakanı Margareth Thatcher 87 yaşında yaşamını yitirdi. Demir Lady’nin ölümü kapitalist dünya için hüzün verici. Bugünlerini yaratan mimarlardan birini kaybetmiş olmanın acısını hep birlikte taşıyacaklar. Thatcher bir dönemin sembolü ve ruhu idi. Kapitalist gericiliğin tüm dünyada sert rüzgârlar estirdiği 1970-80’lerde her yerde bu ruhu görmek mümkündü. Şili’de 1973’te Salvador Allende’yi devirerek ve on binlerce kişiyi katlederek iktidara yerleşen Augusto Pinochet’nin, Güney Afrika’da ırkçı Apartheid rejiminin sahiplerinde…  Emekçi sınıfların bütün düşmanları bu ruha canlı bir beden kazandırıyordu.Özellikle onun başbakanlığı dönemindeki saldırılarının hıncını halen taşıyan milyonlarca emekçi için aynı hüzünden bahsetmek mümkün değil. Ölümünün ardından binlerce kişi cenazesinin özelleştirilmesini, cenaze töreninin masraflarını özel sektörün karşılamasını isteyen dilekçeler gönderiyorlar. Ölümünden doğan sevinçlerini gizlemekten çekinmeyenler oldukça büyük bir kitleyi kapsıyor. Öte yandan birçok kişi Thatcher’ı “The witch is dead!” (Cadı Öldü!) sloganıyla uğurluyor. Londra ve Glasgow’un işçi semtlerinde insanlar ölümü dans

Thatcher, iktidara geldiği 1970’lerden itibaren Britanya’yı hızla neoliberalizmin pençesine soktu ve sağ politikalara hız kazandırdı. 1970’lerin başında Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde okullarda süt dağıtımını kısıtlaması nedeniyle “Süt Hırsızı” ünvanı ile başlayan kariyeri gelecekte daha büyük saldırılarla devam edecekti. Tavizsiz tavırları ona bu süre boyunca “Demir Leydi” unvanını kazandırdı.

Thatcher döneminde 1980’lerde İngiltere’deki işsizlik birkaç yıl içerisinde 4 milyon civarına ulaşırken, neredeyse Büyük Buhran’ın ardından en büyük ve kitlesel işsizlik-yoksulluk dönemi başlıyordu. Ancak onun politikalarını işçi sınıfının militan direnişi karşılayacaktı. Özellikle İngiliz Madencilerinin Mart 1984’te başlayıp Mart 1985’te sona eren 25,000 kişilik grevi tarihe geçen bir deneyim oldu. Elbette bunun öncesi de bulunuyordu. 1980’den itibaren neoliberal politikalar emekçileri hızlı bir yoksullaşmaya iterken grev mücadeleleri de eksik olmuyordu. Üstelik oldukça ses getiren gençlik eylemlerinin yanı sıra, aralarında Bobby Sands’in de bulunduğu 10 IRA militanının açlık grevi sonucu 1981’de hayatını kaybetmesi Thatcher iktidarı boyunca gerçekleşen dikkat çekici olaylardı. Bütün bu olaylarda Thatcher uzlaşmaz bir sınıf düşmanı olarak “Demir Lady” lakabının hakkını verecekti.

Thatcher 1982 yılında sınıf mücadelesinin gelişiminin önüne Arjantin’le Malvinas Adaları için yapılan savaşı dikti. 907 İngiliz askerinin hayatını kaybettiği savaş greve giden emekçilerin önüne psikolojik bir barikat olarak çıkarılıyor ve “vatan hainliği” suçlamasıyla sindirme harekâtı uygulanıyordu.

Madenciler grevini devletin bütün imkânlarını seferber ederek bastırmayı başaran Thatcher, her şeyin parayla alınıp satılabileceği bir felsefeden yola çıkarak önüne hedef olarak “Poll Tax” adı verilen kelle vergisini koydu. Ancak İngiliz işçi sınıfı bütün Britanya’da emekçilerin katılımıyla Thatcher’ı yenilgiye uğratmayı başardı ve onun iktidarının sonlanmasına giden yolu açtı.

Görüldüğü üzere bu özet hikâyede kapitalist sınıfların amansız bir temsilcisinin hayatından izler taşıyor. Bugün ölümünün ardından yaşanan sevinç de onun bütün toplumsal yaşam üzerinde bıraktığı hasarın bir sonucu. Onu hayırla ananların kimler olduğu bile bunu kavramayı kolaylaştırmaktadır. Erdoğan’ın Thatcher’ı “cesareti, azim ve kararlılığıyla birçok siyasetçi için ilham kaynağı” ve Obama’nın da “özgürlük ve hürriyetin bir taraftarı” olarak görmesini tarihi bir ironi olarak kenara not etmek gerekir.

Onun nasıl tanımlanması gerektiğini usta yönetmen Ken Loach şöyle özetliyor: “Margaret Thatcher modern zamanların en bölücü ve yıkıcı başbakanıydı. Kitlesel işsizlik, kapanan fabrikalar, yok edilen topluluklar…  Thatcher’ın mirası budur. Doğru, kendisi bir savaşçıydı, ama savaştığı şey işçi sınıfıydı. Zaferlerini ise İşçi Partisi’nin çürük politikacıları ve satılık sendikalar sayesinde kazandı. Onun yarattığı uygulamalar yüzünden bugün karmaşa içindeyiz. Başta Tony Blair olmak üzere başka başbakanlar da onun yolunu izledi. Thatcher laternacıysa, Blair de maymunuydu. Mandela’yı terörist ilan ettiği, işkenceci katil Pinochet ile çay içtiği zamanları hatırlamıyor musunuz? Bunları nasıl unutabilir ve onu onurlandırabiliriz ki? Cenazesini özelleştirip ihale açalım. Ve en düşük teklif verene satalım. Onun hayatı boyunca yaptığı şey buydu.”

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!