/ Güncel / Kürt Coğrafyasında Çatışmalar Şiddetlenirken

Kürt Coğrafyasında Çatışmalar Şiddetlenirken

on 21 Ağustos 2012 - 14:12 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
                                                                                                                                        21.08.2012
Ortadoğu’nun başta Suriye olmak üzere birçok ülkesinde çatışmalar ve savaşlar varlığını korurken, son yaşanan gelişmeler Türkiye’nin de bu cehennemin dışında olmadığını göstermektedir. PKK’nin Hakkâri’de başlattığı hegemonya mücadelesi sürerken, geçtiğimiz hafta İzmir’de ve dün Gaziantep’te yaşanan bombalı saldırılar zamanlaması nedeniyle farklı tartışmaları beraberinde getirdi.
Elbette Türkiye bu saldırılarla ilk kez karşılaşılmıyor. Geçmişte de buna benzer saldırılar yaşanır, ölümler olur ve egemenler bütün kinlerini böylesi günlerde ezilen halklara, her türlü muhalif ses kusarlardı. Beraberinde milliyetçi-faşist güruhlar sokaklara salınır ve dosta düşmana “milli birlik ve beraberliğin” egemenler cephesinde ne anlama geldiği gösterilirdi.
Dün Gaziantep’te yaşanan saldırıların ardından yine böyle bir manzaraya tanık olduk. Saldırının ardından faşist güruhlar BDP İl Binası’nı ateşe verdiler. Kürtlere yönelik her türlü düşmanca ifade sokakta ifade edildi. Ancak AKP ve egemen söylem meseleyi bu kez farklı bir noktadan kavramaya çabalamaktadır.
Suriye’de El Kaide başta olmak üzere radikal İslamcılara Esad rejimine yönelik saldırılarında her türlü desteği veren, Kilis ve Hatay’da Suriye’de savaşan çeteleri eğiten ve besleyen AKP, dünkü saldırı da Esad rejiminin parmağını aramakta gecikmedi. AKP cephesinden gelen ilk yorum “Esad’ın Suriye’de yaptığını PKK Gaziantep’te yaptı. PKK, halk desteği bulamayınca artık Antep’te sivil halka doğrudan saldırmaya başladı. PKK, sokakta kaos çıkmasını istiyor. Buna karşı, bütün kesimlerin sağduyulu davranarak cevap vermesi gerekir.” sözleriyle Ömer Çelik’ten oldu.
AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’te “Bu saldırı, nüfusunun yarısı Kürt olduğu halde tam manasıyla kardeşlik zemininde yaşayan Gaziantep’in bu yapısını hedef alan, bunu sabote etmeyi hedefliyor. PKK böyle bir saldırıyı tek başına gerçekleştirebilecek bir örgüt, ama böyle bir eylemde destekçileri yok mudur, vardır, olabilir. PKK’nın Suriye’nin istihbarat örgütü El Muhaberat ile kol kola çalıştığı biliniyor. Zaten Esad da şu anda ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ yaklaşımından hareketle, Türkiye’nin düşmanı PKK’yı dost görme bir yaklaşım içinde. Şu anda tam bir bilgiye sahip değiliz, ama bir tahmin olarak da olsa böyle bir saldırıda böyle bir bağlantı ihtimal dâhilindedir.” sözleriyle Ömer Çelik’in başlattığı komplo teorilerinin devamını getirdi. Şamil Tayyar ise daha da ileri giderek saldırının geçtiğimiz ay Şam’da yapılan bombalı saldırının rövanşı olduğunu ileri sürdü. Tayyip Erdoğan’sa diğer AKP2liler kadar kesin konuşmazken Esad rejimiyle PKK’nin yönelim ortaklığından bahsetmekle yetindi ve bağlantıların araştırıldığını söyledi.
AKP iktidarı eylemi PKK-Suriye işbirliğine yıkmak isterken, karşı cepheden ise farklı yönde bir açıklama geldi. PKK yaptığı açıklamayla sivillere yönelik bombalı saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Ayrıca KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar’da BBC’ ye yaptığı açıklamayla saldırıyı PKK’nin yapmış olabileceği ihtimalini reddederken, eylemin TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) tarafından yapılmış olabileceğine ilişkin soruya ise “Öyle bir şey olsa dahi kınarız. Geçmişte bazen yanlış eylemler olmuştur. HPG (PKK’nın silahlı kolu) bu konuda açıkça özür dilemiştir. Hareket bu konularda açıktır. Yaptığını üstlenir, yapmadığını da hiçbir biçimde üstlenmez.” cevabını verdi. Yine aynı şekilde BDP cephesinden gelen açıklamada da eylem kınandı.
Saldırıyı Nasıl Okumak Gerek?
AKP iktidarı uzun bir dönemdir Ortadoğu’daki hegemonya mücadelesinde ABD ve NATO’yla işbirliği içerisinde operasyonlarını sürdürürken, Suriye’nin kan gölüne dönmesinde birinci dereceden bir role sahip. Son süreçte Türkiye’den tanınmış El Kaidecilerin Özgür Suriye Ordusu saflarında çatışmalarda öldürülmesi, bunun yanında devletin isyancılara verdiği maddi destek Türkiye’nin bölgede gerici operasyonların üssü haline dönüştüğünü gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde yine bir isyancı Adana’da gizli bölgelerde isyancıların Türkiye ve diğer ülkelerin istihbaratları tarafından eğitildiğini ve Suriye’ye gönderildiğini açıklamıştı. Bütün bunlar meseleyi tartışmasız hale getirmektedir. Eğer siz en yakınınızı yangın yerine dönüştürüyorsanız, bu yangın er ya da geç size de sıçrayacaktır. Egemenler ikiyüzlü kibirleriyle kardeş Ortadoğu halklarına yönelik saldırıları örgütlemeye devam ederken, kendilerine yönelik saldırılarda da bu politikalarını meşrulaştırma gayretlerinden geride kalmamaktadırlar. Gaziantep gibi Suriye sınırındaki bölgelerde gerçekleşebilecek saldırılar, AKP’nin Suriye’ye yönelik saldırganlığı artırmada önemli bir bahane olacaktır.
Elbette işin Kürt sorunu boyutu da akıldan çıkarılmamalıdır. AKP’nin saldırganlığını karşı cephede de tepkisini yaratmaktadır. Kürt meselesinde egemenlerin Kürtlerden kırıntı mahiyetindeki hakları bile sakınma kararlılığı sorunun büyümesine ve çatışmaların şiddetlenmesine neden olacaktır. 30 yıllık süreçte en ufak bir ilerleme sağlayamayan silahlı çözüm konsepti, Suriye’de yaşanan gelişmelerle büyük bir motivasyon yakalayan PKK karşısında gelecekte de iflasa mahkumdur.
Kürt halkı cephesinden yükselen en ufak bir barış sesi bile egemenlerin saldırganlığında boğulup gitmektedir. Hüseyin Aygün’ün Dersim’de kaçırılmasının ardından söyledikleri hem CHP’den, hem de AKP’den tepki görürken; Hakkâri’de PKKlilerle kuçaklaşan BDP milletvekilleri küfürle karışık saldırılara maruz kaldı. Bugün Roboski’ye giden askerleri taşıyan minibüsün kaza yapması ve 9 askeri ölmesinin ardından Roboskililerin yaptıkları ise Kürt halkının yaklaşımının en açık örneğidir. Kürt halkı geçtiğimiz yıl onlarca canının katledilmesine rağmen yaralı askerleri kurtarmak için elinden geleni yapmaya çalışmıştır. Birilerinin iddia ettiği gibi kana susamamış, egemenlerin iddia ettikleri gibi insani değerlerini kaybetmemiş ve gözünü bir an olsun bile kin bürümemiştir. Kürt meselesinin çözümündeki temel noktalardan birisi de Türkiye’nin Batısı’nında Kürt halkının varlığına ve haklarına saygı göstermesi; egemenlerin düşmanlık dolu söylemlerini elinin tersiyle itmesi olacaktır.
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!