/ Güncel / Maraş’tan Roboski’ye Katliamcı Gelenekte Değişim Yok!

Maraş’tan Roboski’ye Katliamcı Gelenekte Değişim Yok!

on 28 Aralık 2012 - 00:34 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
28 Aralık, 2012

 Maraş Katliamı’nın üzerinden 34, Roboski Katliamı’nın üzerinden tam bir yıl geçti. Maraş’ta 118 kişi devletin Alevilerin üzerine saldığı faşist çeteler tarafından vahşi bir şekilde katledilirken, Roboski’de 34 Kürt genci savaş uçaklarıyla bombalanarak katledildi.

Hem Kürtler hem Aleviler bu tarz katliamlara alışmış durumdalar. TC devletinin geçmişten devraldığı katliamcı gelenek bu iki halka ve daha birçok etnik ve dini azınlığa defalarca kez aynı katliamları gerçekleştirdi. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından yeni rejim, geleceğinin güvencesini bu toprakları tektipleştirmekte, farklı kimlikleri yok etmekte, yok edemediklerini de asimile etmekte aradı ve hala aynı politik yönelim sürüyor. Dersim ve Koçgiri’de yapılan katliamlar, Maraş, Çorum ve Sivas katliamları, son olarak da Roboski’de yapılan bilinçli katliam bu geleneği sürekli akıllarda yaşatıyor.

Öte taraftan bu gelenek büyük bir ikiyüzlülükle yaşatılmaya devam ediliyor. Örneğin bugün AKP iktidarı bir yandan Roboski Katliamı’nda birinci dereceden bir sorumluluk taşırken, Suriye’de ki Esad rejimini, İsrail’i yaptığı katliamlar dolayısıyla eleştirebiliyor. Bir yandan derin devletle ve katliamları yapanlarla hesaplaşıldığı söylenirken; Maraş’ın, Beyazıt’ın, Sivas’ın sorumluları milletvekili, bakan, belediye başkanı koltuklarında rahatlıkla yer alabiliyorlar.

AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan diğer taraftan basın üzerinde uyguladıkları sansürle katliamların gündeme getirilmesinin önüne geçmeye çalışmaktadır. Elbette ezilen halklara ve son olarak ODTÜ protestolarında görüldüğü üzere tetikçiliği kendisine görev edinen medya bu sansürü kendi kendisine uygulamaktadır. Medyada bu konu üzerine yazabilecek kalemler de tasfiyelere ve baskılara maruz kalmaktadır.

Roboski’de Neler Yaşandı?

Geçtiğimiz sene 28 Aralık’ta Hava Kuvvetleri’ne ait iki jet sınırda mazot ticareti yapan 34 Kürt vatandaşının üzerine bomba yağdırmış ve katletmişti. İktidar ve TSK yaptıkları açıklamalarda köylülerin PKK gerillası zannedilerek vurulduğunu açıklamışlardı. Egemenler katliamı geri plana itmek amacıyla kamuoyunda köylülerin kaçakçılık yaptığını defalarca kez dile getirmişlerdi.

Sonraki süreçte ise Wall Street Journal gazetesi katliamın ABD’den gelen istihbrat doğrultusunda gerçekleştirildiğini açıklamıştı.

Katliamdan sağ kurtulan tek kişi olan Servet Encü sonrasında yaptığı açıklamalarda şunları kaydetmişti: “21.30‘da sınırı geçmeden önce köyden telefon geldi. ‘Asker yolu kesmiş, gelmeyin’ dediler. Askerin gitmesini bekledik. 10 dakika sonra bombalamaya başladılar. 100 metre uçtum. Bir buçuk saat baygın kaldım. Köyle aramızda yaklaşık dört kilometre vardı. Yapacak başka bir işimiz yok. İki üç yıldır bu işi yapıyordum. Arkadaşlarımın hepsini kaybettim.”

Katliamdan sağ kurtulan tek kişi olan Servet Encü’nün yaptığı bu açıklamalar aslında devletin katliamı göz göre göre işlediğinin bir kanıtıdır.

Maraş’ta Neler Yaşandı?

Maraş Katliamı da devletin bu kez maşaları aracılığıyla yönettiği bir katliamdı. 19 Aralık-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere faşistler tarafından düzenlenen saldırıda 150 kişi katledilirken, Alevilere ait yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştı.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit başlangıçta katliamın kontrgerilla tarafından gerçekleştirildiğini açıklarken, daha sonra bu açıklamasından geri dönmüştü. Yıllar sonra Ecevit öldüğünde arşivinden çıkan bir belge katliamın arka planında MİT’in önemli bir rolünün olduğunu ortaya çıkarmıştı. Dönemin Maraş Emniyet Müdürü Abdülkadir Aksu’da AKP iktidarı sürecinde milletvekilliği ve İçişleri Bakanlığı yapmıştı. Katliamın birinci dereceden sorumlusu Ökkeş Kenger, önce soyadını Şendiller olarak değiştirmiş daha sonra da milletvekili seçilebilmişti.

Diğer katliamlarda incelendiğinde buna benzer birçok manzarayla karşılaşmamız mümkün. Son olarak Hrant Dink’e Türklüğe hakaretten dolayı ceza veren Yargıtay hakimi AKPliler tarafından ombudsmanlığa getirilmişti. Türkiye’de katliamcıların ödüllendirilmesi de artık bir devlet geleneği halini almıştır.

Bütün bu katliamlar elbette burjuva düzen ayakta kaldığı müddetçe sürecek. Katliamların hesabını sormanın ve yeni katliamların önüne geçmenin tek yolu burjuva düzeni alaşağı etmekten geçmektedir.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!