/ Güncel / Ne Fıtrat, Ne Kader! Düpedüz Cinayet!

Ne Fıtrat, Ne Kader! Düpedüz Cinayet!

on 7 Eylül 2014 - 16:09 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
7 Eylül, 2014

Dün akşam saatlerinde Mecidiyeköy’de eski Ali Sami Yen Stadı’nın bulunduğu alandaki Torun Center inşaatında iş cinayeti yaşandı. 32. kattan aşağı düşerek ezilen asansörde, resmi açıklamalara göre 10 işçi hayatını kaybetti. Henüz Soma’da yaşanan katliamın üzerinden birkaç ay geçmişken, İstanbul’da yaşanan bu “iş kazası”, emekçilerin hayatının sermaye nezdinde ne kadar ucuz olduğunu bir kez daha gösterdi.

Daha önce de iş kazalarının eksik olmadığı Torun Center inşaatı, dün en az 10 işçiye mezar oldu. AKP Hükümeti ve Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkilere olan Aziz Torun’un sahibi olduğu firma, işçiler için, görmeye alıştığımız, cehennem alanlarından biri. İşçiler ölüme kapı aralayan taşeron sistemiyle çalıştırılırken, inşaatta kalan işçilerin yaşam şartları da oldukça ağır. DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklamada işçilerin durumunu şu şekilde özetliyor:İçeride hiç bir yetkili görmedik. İşçi arkadaşlarımız hem çalışıyor hem yaşıyorlar. Sadece yaşama koşullarını gördüğümüzde bile nasıl çalıştıklarını görmemiz için yeterli. Oksijen almayan ışık almayan yerlerde yatıyorlar.”

Onlar öldüler çünkü İstanbul bir rant kenti olarak AKP tarafından devamlı büyütülen inşaat sektörünün hizmetine sunulmuştu. Asansör bakım periyodu İş Ekipmanları 

Yönetmeliği’nin değiştirilmesiyle 3 aydan 1 yıla çıkarılmıştı. Şirket, AKP’nin yandaşı bir şirketti. Belediye             (Evrensel Gazetesi’nin bungün ortaya çıkardığı belgelerin de gösterdiği gibi) 19.00’da bitmesi gereken inşaatın 24 saat çalışmasına izin vermişti. Şirketin iş güvenliği “uzmanları” paralarını şirketten alıyordu. Hatta Torun Center’a iş güvenliği danışmanlığı yapan NCA şiketinin referansında 301 işçiyi katledip cinayetten kurtulan Soma Grubu var. Devlet, bu iç içe geçmiş suç şebekesinin inşaat sektöründeki her türlü pisliğin üzerini örgütyordu.Hal böyle olunca insan hayatının kıymeti yoktu. 1 Ağustos 2014’te bitmesi planlanmış ancak bitirelemediği için işçilerin geceli gündüzlü çalışması dayatılmıştı. Torun İnşaat’ın aynı şantiyesinde daha önce de 19 yaşında bir genç işçi katledilmişti ama şirket 5000 tl ceza dışında bir yaptırıma çarptırılmamıştı. Şirket için rantın, karın, paranın önü AKP’nin eliye açılmışken şirket de bu büyük fırsatı kullandı. İşçilerin kanı ile suladığı rezidansın cinayetini büyük bir utanmazıkla  Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun şöyle savundu:

Çok üzgünüz ama 1500 civarından işçi çalışan bir şantiyede her ne kadar eğitimler verilse de çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini biliyoruz. Bu sektörel bir vaka. Bu olayda da kesinlikle böyle bir sorumsuzluğu ya da kazayı meydana getiren nedeni şirketimize mal etmelerine ya da şirketimizin bu anlamda bir leke almasına asla müsaade etmeyeceğiz.”

Oysa bir işçi durumu şöyle açıklıyor : “Kazanın meydana geldiği binada 2 tane asansör var. Bunların ikisi de sürekli arızalanan asansörler. Biz bunlarla ilgili daha önceden de şirkete uyarıda bulunduk. Bundan iki hafta önce içerisinde işçi bulunan asansör 20. kattan aşağıya düştü. Ama asansörde hız kesici paraşüt olduğu için durdu. O olayda işçiler yara almadan kurtuldu. Dün de kazanın meydana geldiği asansörden biz indik. Daha sonra diğer arkadaşlar inince asansör düşmüş. Ölümden kıl payı kurtulduk.” 

Saat 20.00 sularında meydana gelen kazanın ardından dikkat çeken olaylardan biri de, TOMA ve çevik kuvvetin, kazadan sonra olay yerine ambulanslardan daha önce gelmesi oldu. İşçiler ağırlıklı olarak Soma’ya gönderme yaparak patronların yaptıklarının yanına kalacağını söylüyor. Bir işçi ise öfkesini şöyle ifade ediyor:Bak çevrede o kadar özel hastene varken Şişli Etfal’den ambulans bekledik, bize işte bu kadar değer veriyorlar!”İşçiler polise tepki gösterirken, gecenin ilerleyen saatlerine kadar inşaatın girişinde hem çalışan işçiler hem de İnşaat İşçiler Sendikası ve siyasi-sendikal kurum temsilcileri bekledi. Çevik kuvvet, kalabalığı saldırı tehditleriyle dağıtmaya çalışırken, inşaatın bulunduğu Mecidiyeköy bölgesi de kazanın yaşandığı saatlerden itibaren polis ablukasına alınmaya başlandı.

İnşaatta çalışan işçilerin çeşitli basın organlarına ve sabah erken saatlerde alana giden SDH’lilere anlattığına göre, kazanın yaşandığı asansör de dâhil olmak üzere asansörlerde sürekli arıza yaşanıyordu. Yakın zamanda yine bir asansör düşmüş, şans eseri ölen ya da yaralanan olmamıştı. İşçiler, şirketi bu arızalar konusunda uyardıklarını, ancak problemin giderilmesi için hiçbir girişimde bulunulmadığını belirtiyor.

Şirket sahibi Aziz Torun, kazanın ardından sorumlu olmadığını iddia ederek, “Her ne kadar eğitimler verilse de çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini de biliyoruz. Bu tür kazaların olduğu da sektörel bir vaka.”diyerek suçu “önlemleri almayan işçilere” atmaya çalıştı. Torun, sözlerinde bakanlığın nisan ayında denetimleri yaptığını belirtti. Buradan çıkan sonuç şudur ki, hükümet de en az patron kadar, yaşanan cinayette ve bu cinayete açılan yolda yapılan tüm ihmallerde sorumluluk payı taşıyor.Yaşanan son olay, taşeron sisteminin ve özel sektör başta olmak üzere iş güvenliği zaaflarının ulaştığı boyutları göz önüne seriyor. Bu olay ne kaderdir, ne de bu işin fıtratında ölüm vardır. Yaşananların tek açıklaması varsa, o da, kâr hırsıyla insan hayatını hiçe sayan sermaye sahiplerinin, işçi cinayetlerinin faili olmasıdır. Yükselen koca koca binaların tuğlaları arasına, günümüz Türkiyesi’nde çimento değil, işçi kanı dökülmektedir! 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı