/ Güncel / ODTÜ’den bir SDH’li ile Orada Yaşanan Süreci ve Öğrenci Hareketlerini Konuştuk

ODTÜ’den bir SDH’li ile Orada Yaşanan Süreci ve Öğrenci Hareketlerini Konuştuk

on 30 Aralık 2012 - 14:46 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
30 Aralık, 2012

27 Araklık günü, ODTÜ tarihinin en büyük eylemlerinden birine sahne oldu. Aynı şekilde Türkiye’nin birçok üniversitesinde işgale varan radikal eylemler gerçekleşti. ODTÜ’de gerçekleştirilen bu önemli etkinlikte SDH’li öğrencilerin de önemli katkısı vardı. Biz de ODTÜ’den bir SDH’li ile bu süreç ve öğrenci hareketleri ile ilgili gündem üzerine konuştuk.

 

ODTÜ’de 27 Aralık Perşembe günü doksanlardan bu yana gerçekleştirilen en büyük, en kitlesel etkinlik ve eylem yapıldı. Binlerce kişi “ODTÜ Ayakta, AKP’ye direniyor” dedi. 18 Aralık’tan bu yana ODTÜ ve destek eylemleri konuşuluyor. Binlerce kişiyi bir araya getiren şey neydi, nasıl başarıldı?

18 Aralık günü ODTÜ kampüsünde yaşananlar bir kıvılcım yarattı diyebiliriz. Çünkü yedi saat süren çatışma ve sonrasındaki süreç iktidarı en çıplak haliyle; saldırganlığıyla, demokratik haklara olan düşmanlığıyla, muhalefete tahammülsüzlüğüyle, nefret kusan diliyle  kısacası Tayyip’te cisimleşen diktatörlük rejimi koşullarıyla gözler önüne serdi. ODTÜ özelinde bütün toplumsal muhalefet üzerindeki baskı, bir süredir birikmiş olan öfkeyi açığa çıkardı. Üniversiteler, sendikalar, öğretim üyeleri bu büyük ve çok yönlü baskıya karşı uzun zamandır olmadığı şekliyle yekvücut cevap verdi. Bu tablonun mimarı biraz da AKP’nin beceriksizliğidir, Tayyip’in diktatör egosudur. ‘Kimse benim karşımda duramaz’  kafasının bir anda harekete geçirdiği yandaş rektörler, medya ve polis gücü bu süreçte öylesine pervasız ve alenen yalan dolan dolu bir kara propagandaya soyundu ki apolitik insanların taraflaşması, tarafını AKP’nin karşısında seçmesi kaçınılmaz oldu.  ODTÜ karşıtı bildiriye okumaksızın imzasını atan yandaş rektörleri rektörlük işgalleri ile sıkıştıran ve itiraflara zorlayan öğrenciler de gerçeklerin bir adım daha ortaya çıkmasına sebep oldu. Demek ki yalan dolan olan ne varsa savaşım kızıştıkça ortaya dökülüyor. Bu anlamıyla Burhan Kuzu düşmanını iyi tespit etmiş; ‘sokak’. Çünkü Ortadoğu’nun diktatörleri deviren sokakları ve militanlığı bu toprakların militan devrimci geleneği ile birleşince ortaya devasa bir potansiyel çıkarıyor. İktidar bunun paniği içinde şu an. Tayyip, Ulusa Sesleniş’te bile 70’li yıllardaki faşist saldırı döneminin toplumun terörize eden ruh haline atıfta bulunarak sokak çatışmalarından uzak durulmasını salık veriyor. Demek ki yapılan eylemler amacına ulaşmış, iktidara doğru mesaj verilmiş. Toplumun tepkiselliği öğrenci eylemleri üzerinden canlandırılarak kamuoyunun desteği kazanılmış.“ODTÜ AYAKTA” eylemi fikri nasıl çıktı?

ODTÜ’de az önce bahsettiğim ve en geniş kesimi kapsayan tepkiselliği ıskalamadan ve çok hızlı bir şekilde bu taraflaşmayı en yüksek ifade edip, kamuoyuna ulaşabileceğimiz bir eylemler dizisi yapmak gerekliliği üzerinden bir araya geldik.  Bu karşıtlığı da “ODTÜ ayakta, AKP’ye direniyor” sloganı ile yapmaya karar verdik. SDH, bu sürecin en başından beri aktif örgütleyici bileşenlerinden birisi olmuştur. Kamuoyunun bütün desteğinin herkese ilan edildiği bir platform kurarak sanatçıları, aydınları, sendikalar ve odaları kısacası burjuva siyasetin dışındaki bütün muhalif unsurları bu kürsüye davet ettik. Hazırlık önünden Devrim stadyumuna yapılan yürüyüşe binlerce kişi katıldı. O muhteşem tablo, gençliğin öfkesinin bir yansıması oldu ve ODTÜ direniş tarihine eklendi. SDH üyeleri de özveri ile bu çok önemli süreçte pay sahibidir. Sahnedeki sunuculardan biri olan yoldaşımız da stadyumdaki binlerce insana coşkulu ajitasyonlarla seslendi.

ODTÜ bu gündemin ortasında ama hareketin neresinde duruyor?

ODTÜ, mücadele geleneğiyle ve diğer üniversitelere kıyasla daha özgür ortamı ile devrimci siyasetin güçlü olduğu özel bir alan. Stadyumunda DEVRİM yazan tek üniversite. Her yıl devrim yürüyüşü yapılıyor. Öğrenci topluluklarının ciddi bir kısmı politik ve en radikal eylemlere dahi katılıyor. Türkiye’nin genel havasından oldukça ayrıksı olan ODTÜ’ye sıra er ya da geç gelecekti. 18 Aralık eylemi ile bir kere daha ortaya çıktı ki ODTÜ,  yaptığı eylemlerle çok ses getiren bir yer. Yani başbakan bir başka yerde protesto edilmiş olsaydı elbette yine gündemde olurdu ancak diğer üniversitelere yayılan bir hareketin başlangıcı olmayabilir, haftalarca televizyonlarda tartışılmayabilirdi.  Bu nedenle gündem ODTÜ tarafından belirlenmiş olabilir ama yayılmadığı takdirde basın eliyle yürütülen linç kampanyasının altında ezilebilir, destek bulamayabilirdi. Dolayısıyla ODTÜ’deki hareketi güçlü yapan ve yapacak olan şey bir bütün olarak öğrenci hareketinin ülke çapında yükselmesi oldu. Ülkenin en önemli üniversitelerinden birinde yakılan bu kıvılcımın ateşe dönüştürülmesi oldu.  Özellikle taşra üniversitelerinde okuyan ve geleceksizlik içinde boğulan gençliğin bu harekete katılmaya çalışması gelecek açsından çok önemlidir. Ki bu, hareketin salt AKP karşıtı bir protesto hareketi olma karakterinden çıkaracaktır.

Üniversitelerden yükselen sesler şu an toplumsal muhalefetin nabzını tutuyor. Bir adım sonrasında ne beklenebilir?

Esasında toplumsal muhalefetin öğrenci merkezli olarak yükselmesi ‘ne yazık ki’ dememiz gereken bir şey. Çünkü sistemi dönüştürücü bir gücü yok. Diğer taraftan da iyi ki bedel ödemekten çekinmeyen bir gençlik hareketi var diyorum. Çünkü ülkenin gerçeklerine dönüp baktığımızda işçi sınıfı örgütlülüğünün neredeyse hiç olmadığı, sendikaların bitirildiğini görüyoruz. Ancak kendinden muktedir bir öğrenci gençlik hareketi emekçi sınıflara sirayet etmediği ölçüde sönümlenmeye ve potansiyelini kaybetmeye başlar.  Bu koşullar altında da gençlik hareketi toplumsal muhalefetin üzerindeki ölü toprağını atan, fitili ateşleyen ve egemen sınıflara direnç gösteren tek unsur haline geliyor. ( Bu noktada Kürt hareketini dışarıda tutarak söylüyorum elbette.)Fakat öğrenci hareketinin emekçi sınıflarla, sendikalarla vs. ile bağlarını acilen kurması ve kampus dışlarına, sokaklara taşması çok önemlidir.  Hâkim ideoloji ve onun araçları dört bir koldan saldırıyorken, hareketi sıcağı sıcağına bir adım öteye taşımak gerekir. Bunun için elimizde bolca gündem var. Örneği Suriye savaşı konusu hem emekçileri hem gençliği hem de bölge halklarını birbirine perçinleyerek büyük bir başka hareketi doğurabilir. Diktatörlüğe soyunan Tayyip’in baskıcı politikalarını, yeni YÖK yasa tasarısını gündemleştirerek üniversite bileşenlerini mücadele saflarında birleştirip sokaklara dökebilir.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!