/ Güncel / Okur Mektubu: “Bir Protesto Biçimi Olarak Boykot”

Okur Mektubu: “Bir Protesto Biçimi Olarak Boykot”

on 19 Ocak 2017 - 13:43 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Boykot, “bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma; bir ürün, bir hizmet, bir kimse, bir topluluk ya da bir ülkeyle, amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme” şeklinde tanımlanabilir.

Ekonomik boykot ise “bir kimse ya da grubun başka kişi ya da grupları cezalandırmak veya daha önce yaptıklarına inanılan bir haksızlığı düzeltmelerini sağlamak amacıyla, onlarla ticari ya da ticari olmayan bir ilişkide bulunmayı reddetmesi”dir.

Günümüzün kapitalist üretim çağında ekonomik boykot, kimi zaman bireysel bir karşı duruşun, kimi zaman da toplumsal bir organizasyonun aracı olabilmektedir.

İnsana ve çevreye karşıt politikalar izleyen yapılar, doğrudan boykotla hedef alınabildiği gibi, bazen de o yapıların ilişkide olduğu ticari işletme ve yapıları kapsayabilir.

Montgomery otobüs boykotu, 1955

Ülkemizde, Ensar Vakfı skandalının ortaya çıkması sonrasında vakfın çeşitli organizasyonlarına sponsor olan Turkcell’e karşı yapılan hat iptal eylemleri, Sütaş’ta sendikalı işçilerin işten atılmasına karşı binlerce potansiyel müşterinin başlatılan kampanyaya katılarak ürün almaması; uluslararası ölçekte ise, Gazze saldırılarına karşı İsrail şirketlerini hedef alan toplumsal boykotlar akla gelebilir. Yine 1955 yılında Montgomery’de toplu taşıma sistemindeki ırk ayrımcılığına karşı başlatılan ve zaman içerisinde on binlerce siyahi tarafından yapılan ve bir yıldan uzun süre devam eden Montgomery Otobüs Boykotu sonucunda ABD Yüksek Mahkemesi ırkçı kanunların anayasaya aykırı olduğunu açıkladı.

Ekonomik boykot çoğu zaman demokratik bir tepkinin kendini ticari düzlemde ifade edişi olsa da, bazen kapitalist dünyanın elinde sopaya da dönüşebilmektedir. Ülkelerindeki ABD güdümlü Batista yönetimine karşı gerilla mücadelesi vererek sosyalist yönetime geçen Küba halkına karşı -son yıllarda yumuşatılsa da- on yıllar boyunca uygulanmış olan ambargo, bahsettiğimiz duruma tipik örnek olarak verilebilir.

Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde ifade özgürlüğünün engellenmesi, adaletsizlik, azınlık haklarının verilmemesi, tahrip edilen çevre, gelir adaletsizliğinin bozulması, nitelikli eğitim ve sağlık hakkı ile ulaşım özgürlüğünün engellenmesi gibi baskılar çığ gibi büyürken, demokrasinin sadece birkaç yıl arayla halkın önüne gelen sandıkta oy kullanma özgürlüğüne indirgenmesi, bireylerin hükümetlere ve bu hükümetleri destekleyen kapitalist kuruluşlara karşı örgütlenme talebini artırmaktadır.

Ekonomik boykot, tam da bu noktada devreye girmektedir. Birey olarak ekonomiyi boykot etmek, yukarıda sayılan tüm olumsuzluklara karşı bir duruş göstermek, kâr odaklı işleyen devletin dolaylı ortakları konumundaki şirketlerin hükümetlere baskı yapma ihtimalini ortaya çıkarmaktır. Ekonomik boykot yapan kişi, halkın içine düştüğü sorunların iktidarlar ve şirketlerin para hırsından kaynaklandığının bilincindedir. Yine de kitlelere ve düzenin temellerine mal olmayan hiçbir yöntemin bu gidişata nihai biçimde son vermesi mümkün değildir. Yine de bir duruş ortaya koymak açısından boykot her zaman bir duruş konusudur.

Bisiklet, boykotçunun hayatla kurduğu duygusal ilişkiyi en üst düzeyde tutarak boykotuna katkı sunar. Petrol şirketlerine para kazandırmadan özgürce ulaşım, devlete verilen fahiş vergiler olmadan araç sahibi olmak, zaten yağmalanan doğadan koparılıp AVM’lerin “büyülü” dünyasına kapatılmaya itiraz edip doğaya dönmek, temiz havayı solumak… bisiklet sayesinde bunların hepsi yeniden hayat bulur.

Bisiklet sürmek, modern dünyanın baskıcı iktidarlarından ve kapitalist cenderesinden uzaklaşabilmektir. Uzaklaşırken de, o cendereyi kırmak için harekete geçmektir. Bisiklet, isyandır!

Ahmet Yeşil

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı