/ Güncel / Özgecan Aslan Davası Üzerine* | Ayda Alevci

Özgecan Aslan Davası Üzerine* | Ayda Alevci

on 30 Eylül 2015 - 21:04 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

ozgecan-aslan-icin-kadinlardan-protesto-yuruyusu--5304295

Herkesin yakından takip ettiği Özgecan Aslan cinayetinin ikinci duruşması geçtiğimiz haftalarda 9 Eylül tarihinde Mersin’de görüldü. Davanın destekçi avukatlarından Nergis Tuba Aslan ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede davaya ilişkin yaptığı açıklamada, davayı Mersin ve Adana’dan kadın avukatların takip ettiğini, kendilerinin başta Çağdaş Hukukçular Derneği olarak kurumsal müdahale talebinde bulunduklarını fakat mahkemenin bütün kurumsal katılma taleplerinin reddettiğini söyledi. Özgecan’ın ailesi tarafından çıkarılan belgeyle davaya katılan tüm avukatlarla birlikte destekçi pozisyonunda olan Av. Nergis Aslan dosyanın asıl stratejisine doğrudan müdahale edemeseler de ellerinden geldiği kadar katkıda bulunduklarını belirtti.

Özgecan Cinayetine Tepki Nasıl Toplumsallaştı?

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran Özgecan cinayeti ne yazık ki ne ilk ne de son kadın cinayeti oldu. Her gün duymaya alışık olduğumuz kadına şiddet haberleri varken Özgecan vakası toplumu nasıl bu kadar derinden etkiledi? Av. Aslan buna dair şöyle diyor: “Özgecan üniversite öğrencisiydi, okuldan evine giderken bir toplu taşıma aracında tacize hatta belki tecavüze (bedeni komple yakıldığı için ispatlanamıyor) uğradı, sonrasında ise canlıyken elleri kesildi ve yakıldı. Bu kadar vahşice işlenmiş bir cinayet olması halkın sokağa dökülmesinde etkiliydi. İnsanlar katillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istediler ve Özgecan’ı sahiplendiler. Bu çok önemli. Ülkemizde her gün ismini bilmediğimiz, sesini duyuramayan kadınlar aileleri, sevgilileri ya da hiç tanımadığı insanlar tarafından -kimi zaman çalıştıkları iş yerlerinde- dövülüyorlar, tacize, tecavüze uğruyorlar, hatta öldürülüyorlar. Bu insanların aileleri, seslerini duyurmada Özgecan’ın ailesi kadar şanslı değiller. Özgecan’ın kamuoyunda ön plana çıkmasında ‘temiz, namuslu, iffetli’ bir imajla basına yansımasının rolü büyük oldu. Aslında bu çok trajik. Özgecan’ın yerine hayatını seks işçiliği yaparak kazanan veya hafifmeşrep olarak tabir edilen ya da sevgilisi olan bir kadın o cinayete kurban gitseydi bu kadar ses yaratacak mıydı emin değilim.”

Özgecan’dan Ötesi

Evet, Özgecan cinayeti vahşiceydi. Ancak sadece bu sebepten ötürü bu kadar ses getirdiğini söylemek konuyu eksik bırakmak olacaktır. Av. Aslan “Bu söylediklerim tepki çekebilir, farkındayım ama mesele üzerine konuştuğumuzda şunu fark ettim. Özgecan’ın bu kadar popüler olmasının meseleye dair şöyle bir önemi var: Popüler kültürde yaşıyoruz ve Özgecan temiz yüzlü, güzel bir kadındı. Yani basının “satabileceği” bir profile sahipti. Kapitalist sistem satabileceği her şeyi sattığı gibi bunu satmayı da çok iyi şekilde başarıyor. Bunun tarihte pek çok örneği var karizmatik/güzel insanların popüler olduğu, mesela Che gibi. Ne yaptığı bilinmese bile kolye, çanta, arma gibi ürünlerle yeniden ortaya sürüldüğünü biliyoruz” diyerek özetliyor durumu ve devam ediyor:

“Bunun yanında Özgecan’ın geniş kesimler tarafından sahiplenilmesi bir dönüm noktasıydı demek fazlasıyla iyimserlik olacaktır. Keza Özgecan’dan sonra işlenen kadın cinayetlerinde herhangi ciddi bir azalma görmek şöyle dursun hala kulağımıza sıkça çalınan ‘mini etek, tayt giyen kadını tecavüz edip öldürene tahrik indirimi’ manşetleri hayatımızın bir parçası olmaya devam ediyor. Kökleri çok eskilere dayanan ataerkil, erkek egemen bir sistem içinde yaşıyoruz. Adli mekanizmalar da bundan farklı bir yapıda değil. Bir kadın tecavüze uğradıysa mutlaka bir sebebi vardır yoksa erkek durup dururken bir şey yapmaz düşüncesiyle verilen iyi hal ve tahrik indirimlerinin altında da bu mantık yatıyor.”

Mahkeme Sürecinin Son Durumu

Davanın gelişimine gelecek olursak da bilindiği üzere davanın dolmuş şoförü Suphi Altındöken, şoförün arkadaşı Fatih Gökçe ve şoförün babası Necmettin Altındöken olmak üzere 3 sanığı bulunuyor. İlk duruşma sırasında sanıklardan Fatih ve Suphi karşılıklı olarak birbirlerini suçlamışlar, Necmettin Altındöken ise olaydan hiç haberi yokmuş gibi davranmış; Suphi Altındöken verdiği ifadede Fatih Gökçe’nin tecavüz ettiğine dair imalarda bulunmuştu. Bunun üzerine yeni bir iddianame düzenlenerek duruşma tarihi ertelenmişti. “Suçsuz olduklarını söylemelerini geçtim hiçbir pişmanlık, metanet belirtisi yoktu ve bu halle aslında ‘takdiri indirim’i kaybettiler gibi görünüyor. Ağır cezalar isteniyor, son duruşma aralık ayına ertelendi ve cezayı aralık ayında alacaklarını düşünüyorum. Dediğim gibi kamuoyunda tepki uyandırmasının talep edilen cezanın ağırlaşmasında rolü büyük, ancak ‘Kadına yönelik bu bakış açısının sonu mu olacak?’ şeklinde revahete kapılmamak lazım. Sanıkları gördükten sonra daha iyi anladım ki sokakta yanınızdan geçen insanlarda bile karanlık bir yön var ve ne yazık ki sistem de bunu besliyor. Bunun için de zor ve meşakkatli bir mücadele gerekiyor.” diyerek süreci aktarıyor Nergis Aslan.

Kadının Kurtuluşu Toplumsal Kurtuluşta!

Özgecan davası sembolleştiği için tatmin edici bir ceza bekleyebiliriz belki de, ama Özgecan’ın yalnızca tek bir dava olduğu unutmamak gerekiyor. Ülkemizde -ve aslında dünyanın pek çok yerinde- kadın sorunu ne geçmişte ne de günümüzde bir çözüme kavuşmuş değil. Kadının ezilmesinin, cinsel saldırıya uğramasının ve bunun meşrulaştırılmasının mevcut sistemde çözülmesini beklemek hayal kırıklığına neden olacaktır.

Daha geçtiğimiz günlerde, İstanbul’da bir karakolda komiser tarafından tecavüze uğrayan bir kadının açtığı dava sonuçlanmış ve iki kadın hâkimin de yer aldığı mahkeme heyeti, kadının karakolda tecavüze uğrarken bağırmamasını ve direnmemesini “cinsel ilişkiye rıza” olarak değerlendirmiş ve tecavüz suçunun oluşmadığını tespit ederek komiseri suçsuz bulmuştu.

Kadınların ezilmesi, dövülmesi, tacize-tecavüze uğraması, üretim sürecinde iki kat sömürülmesi vs. gibi sorunların temelinde kadın ve erkek arasındaki basit çelişki değil, daha derin çelişkiler yatmaktadır. Bu çelişkiler, kapitalist düzenin yarattığı sınıfsal çelişkilerin diğer toplumsal ilişkilere yansımasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla da kadının kurtuluşu bir bütün olarak toplumsal kurtuluştan, yani kapitalizmin yerle bir edilerek sınıfsız bir dünya yaratılması ihtiyacından bağımsız olmayacaktır.

Özgecan’ı Unutmayacağız! Unutturmayacağız!

Kadınlara Eşitlik, Özgürlük Sosyalizmde!

*: Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Av. Nergis Tuba Aslan ile yapılan görüşmeden derlenmiştir.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!