/ Güncel / Sosyalist Emekçiler Partisi Girişimi’den Maraş İzlenimleri

Sosyalist Emekçiler Partisi Girişimi’den Maraş İzlenimleri

on 15 Mayıs 2016 - 23:14 Kategori: Güncel, SEP Girişimi
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

13230997_10209383874543223_291639539_n

Maraş’ta yaklaşık 25 bin Alevinin yaşadığı bölgeye cihatçı kampı kurulmasına karşı başlayan civar halkın direnişi, Terolar köyünde 51. gününde devam ediyor. Birçok alevi kurumun bir araya gelerek oluşturduğu “Alevi Kurumları Maraş Girişimi”, birlik çağrısı yaparak herkesi bölge halkına destek olmaya, Maraş’a davet etti. Başta büyükşehirler ve bölgeye yakın yerlerden otobüsler kaldırılarak iki hafta sonu üst üste Maraş’a gidildi. Ancak direniş çadırlarına ve bölgedeki Narlı Cemevi’ne giden yolları kapatan jandarma ve polis halkın önünü keserek insanları bölgeye sokmayarak destek ziyaretlerini engellemeye çalıştı.

Bu hafta sonu gerçekleştirilen destek ziyaretine Sosyalist Emekçiler Partisi Girişimi olarak biz de katıldık. Cuma gecesi pek çok kentten yola çıkıldı, Cumartesi günü öğle saatlerinden itibaren Terolar köyü yakınlarına ulaşıldı. Ancak burada önceki hafta olduğu gibi otobüslerin ve kitlenin önü yine güvenlik güçleri tarafından kesildi. Jandarma, hiçbir art niyetli ve olumsuz bir tutum sergilemeyen gruba hemen otobüslere binip geri gidilmediği takdirde gaz ve su ile sert müdahale yapılacağı ile ilgili tehditte bulunarak 4 kişiyi gözaltına aldı.

Grup adına temsilcilik yapan Alevi kurum başkanları, jandarma ve polis ekipleriyle uzlaşma çabası göstererek direniş bölgesine gitmeyeceklerini, bölge halkına destek olmaktan başka amaçlarının olmadığını ve 17 saatlik yoldan geldiklerini söyleyerek; en azından Narlı Cemevi’nde birkaç saat oturduktan sonra yine grup olarak Maraş’tan ayrılmalarına anlayış gösterilmesini talep etti. Fakat grup vekillerinin tüm yapıcı yaklaşımlarına rağmen jandarma ve polis, valiliğin “güvenlik” gerekçesiyle bölgeye girişlere yasak koyduğunu söyleyerek desteğe gelen halkı içeri almadı. Uzun uğraşlar sonucu gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması sağlandı ve köye girilemeden geri dönüldü.

Maraş, Sivas, Çorum, Gazi, Suruç, 10 Ekim Ankara Garı katliamlarında güvenlik önlemi almayan, Maraş katliamının faillerini senelerce saklayan devletin, halkın kendisini korumak için oluşturduğu direnişi engelleyerek “güvenlik almak” iddiasıyla yolu kestiğini söylemesi, devletin aslında kimin güvenliğini sağlamak için uğraştığının açık ispatıdır.

13249402_10209383874583224_1815545753_n

 

Dikkat çeken bir mesele, Alevi kurumlarının bu denli önemli bir konuda gerekli emek ve özeni göstermeden organizasyon yaptığıydı. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kurumlar arası, kurum içi ve kurumlardaki kişiler arası sorunlara harcanılan enerji, yapılan organizasyonlara harcanmadığı için gerekli ve yeterli örgütlülük sağlanamadı. Bu da kitlenin motivasyonuna yansıdı. Örgütleme zafiyetinin belirgin olarak gözlendiği destek ziyareti, yeterli kamuoyunu oluşturmaktan uzak kaldı.

Sürecin öncesine biraz göz atalım. Söz konusu cihatçı çeteler kimdir ve ülke sınırlarına nasıl ve neden girdiler? Son birkaç yıldır Suriye’deki savaşta adını sıkça duyduğumuz ve oradaki Alevi köylerine girip katliamlar yapan El-kaide, El-Nusra ve IŞİD gibi cihatçı çetelere AKP hükümetinin tırlarla silah yolladığı daha önce birçok kez yapılan araç çevirmelerinde ve aramalarda ortaya çıkmıştı. Hükümetin bu konudaki aymaz ve yüzsüz tutumu her geçen gün yeni bir şekilde kendini göstermişti. Erdoğan, MİT tırlarıyla El-Nusra’nın kontrolündeki bölgeye yollanan ilaçların altına saklanmış havan topları ve mermileri fotoğraflarla belgeleyen gazetecileri önce “bedelini ödeyecekler” diye tehdit etmiş, sonra da tutuklatmıştı.

Bugün ise AKP, Suriye’de para ve silah yollayarak besleyip büyüttüğü cihatçı katilleri, katliamlarına bu ülkede kendi iktidarı lehine devam edebilsinler diye Alevilerin yoğun olduğu bölgelere yerleştirmeye hazırlanıyor. Mülteci kampı adı altında hazırlanan kamplara, yoksul ve masum göçmenlerin değil cihatçıların yerleştirilmesi, kamp alanı olarak seçilen bölgelerin Alevi köylerinin dibinde olması nedeniyle kuvvetle muhtemel duruyor. Henüz Maraş halkının tedirginliği ve direnişi devam ederken, bu sefer de yine Alevi nüfusunun yoğun olduğu Sivas’ın Divriği ilçesinde bir kamp hazırlığı başladı. Hükümetin bölge halklarının geçmiş katliamlardan kaynaklı haklı korkularıyla ilgili hiçbir hassasiyet göstermemesi ve halkın karşı çıkmasına rağmen açıklama yapma gereği bile duymaması, halkın söylediklerini hiçe sayması, çıkarları söz konusu olduğunda asla insan katletmekten asla çekinmeyen gözü kararmış bir politika güttüğünü gösteriyor.

Burada önemle altı çizilmesi gereken nokta şudur ki ülkenin genelinde bu tehlikeye duyarsız kalan kitlenin tamamı en az Maraş ve Sivas halkı kadar tehdit altındadır. Bugün herhangi bir etnik köken veya inanç ayrımı gözetmeden ülkedeki tüm halkın ve emekçi kitlelerin tamamının bu katliam hazırlıklarına karşı mücadele etmek ve insanlıktan yana bir duruş sergilemekten başka hiçbir çaresi yoktur. Aksi takdirde ülke kan gölüne döndüğünde yaşanacak acıların toplumun tek bir kesiminden ibaret kalacağı sadece illüzyondur.

Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki emperyalist savaş politikalarını durduramazsak, bomba ve katliam korkusuyla yaşamaya mahkûm olacağız.

Oysa bu tabloyu değiştirebiliriz:

Katliamlar ülkesi olmamak için, eşit ve özgür bir dünya için sosyalizm kavgasına!

 

Sosyalist Emekçiler Partisi Girişimi

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı