/ Güncel / Suriye Tapesi Son Üç Yılın Resmi

Suriye Tapesi Son Üç Yılın Resmi

on 28 Mart 2014 - 22:10 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
28 Mart, 2014

Devletin tepesindeki isimlerden 4 kişi oturuyor ve Suriye’ye karşı kirli bir savaşın önünü açmak için kendi halkına nasıl saldıracağını tartışıyor.

Dün sızdırılan tape aslında AKP’nin son üç yıldır ne yapmaya çalıştığının yanıtı.

Şam yolunun 4 saat süreceğini, Emevi Camii’nde namaz kılacağını düşleyenler üç yıldır her fırsatta Suriye’ye askeri müdahale için uğraştılar, didindiler. Türkiye’ye ait jet Suriye topraklarına gönderilip adeta düşürülmesi için yem edilirken, Suriye’ye ait bir uçak Suriye sınırları içerisinde düşürüldü.

Akçakale, Ceylanpınar ve son olarak Reyhanlı… Savaşın en derin izleri Suriye sınırında daha öncesinde huzur içerisinde yaşayan topraklarda görüldü. Özellikle Reyhanlı’da AKP’nin bu toprakların kapısını sonuna kadar açtığı cihatçı çeteler eliyle 52 kişi katledilirken büyük bir trajedi yaşandı.

Esad rejiminin Alevi karakterinden öte sadece Suriye’de değil, Türkiye topraklarında yaşayan Aleviler’de hedef tahtasına yerleştirildi. Diktatör Erdoğan ve etrafındaki çete her fırsatta Alevilere yönelik düşmanlıklarını açığa vuracak şekilde hakaretlerini eksik etmediler. Bu düşmanca dilden kendine görev çıkaran sokak çeteleri de boş durmadı: Savaşın en hararetli günlerinde Kartal’da olduğu gibi cemevlerine saldırılar düzenlendi; Malatya gibi muhafazakârlığın güçlü olduğu illerde Alevilerin evleri işaretlendi. Açıkça 12 Eylül öncesinde olduğu gibi Alevilere bu topraklardaki makûs kaderleri hatırlatıldı ve katliamlara ön hazırlık yapıldı.

Komşularla sıfır sorun vaadiyle çıkılan “derinlikli” yolda başta sıfır sorun politikası Sünni Arap rejimleriyle sınırlı kaldı ve diktatör Ortadoğu’nun en gerici rejimleriyle iş tutabildi. Şimdi ise onlarla bile bağ kuramayacak hale geldi. Mısır’da AKP’nin verdiği destek Mursi’nin ve Müslüman Kardeşler’in sonu oldu. Suriye üzerinden kurulmak istenen Ortadoğu’da Sünni eksen iflas ettiyse AKP bunda büyük pay sahibi oldu. Ortadoğu’da AKP’nin izlediği politika yaratılmak istenen ılımlı İslam modelinin hızlı bir şekilde Afgan örneğinde olduğu gibi radikal İslam’a evrilmesine yol açtı. Bu yüzden Obama’dan beyzbol sopalı mesaj almak zorunda kalındı.

Yetmedi devletin bütün maddi imkânları ve örgütlü gücü savaş bölgesinde İslamcı çetelerin emrine sunuldu: Suriye sınırında kurulan kamplar çeteler için birer lojistik üsse dönüşürken; çatışmadan dönenler Türkiye’de kampta dinlendirildi, yaralananlar Türkiye tarafındaki hastanelere taşındı. MİT’in tırlarıyla (ki son kayıtta 2000 tır malzemenin gittiği anlaşılıyor) savaşı harlayacak şekilde silah ve mühimmat gönderildi.

Hatay, Antep, Kilis, Urfa gibi illerde İslamcı çeteler AKP’nin desteğiyle bölge halkına karşı terör estirirken; insani yardım adı altında getirilen yüzbinlerce mülteci sefalete terk edildi. Kamplar sadece Esad rejimine karşı savaşanlara açılırken; özellikle Alevi ve Kürt mültecilerin açlığa ve yoksulluğa terk edildiği gözlemlendi. İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerin sokaklarında çocuklar ve kadınlar dilenmeye terk edildi.

Suriye savaşı ayrıca AKP’nin diktatörlüğe doğru yol almasında önemli bir rol oynadı. Emperyalizmin kendine yüklediği misyonla bölgenin alikıran başkesenine dönüşen diktatör Erdoğan, bu misyon kendisinden geri çekildikçe hem kendi halkına hem de Suriye halklarına karşı daha fazla saldırganlaştı. Dili özellikle toplumsal muhalefete karşı daha fazla zehir akıtmaya başladı, kendisine yönelen her türlü tehlikeyi şer odaklarıyla bağdaştırarak daha fazla tahammülsüzleşmeye başladı. Savaşta istediğini elde edemeyen, emperyalizmin gücüyle bölgede söz sahibi olma ateşiyle tutuşan ama bütün yaldızları efendileri tarafından sökülen “asrın lideri, büyük usta, uzun adam” giderek kâğıttan bir kaplan olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldı.

3 yıl süren savaş boyunca kısaca özetlemeye çalıştığımız tablo bu. Şimdi ortaya çıkan tapenin nasıl sızdırıldığını mı tartışmak gerekiyor, yoksa tapenin arkasında yatan bu gerçekleri mi? Devletin zafiyetine mi bir çözüm aramak gerekiyor, yoksa koca bir halkın içine sürüklendiği bu çöküşten nasıl geri dönüleceğine mi?

Diktatörün hırsları koca bir ülkeyi ateşe sürüklüyor. Öyle bir çöküş ki kurtuluşun yolu kendi halkını katletmekte aranıyor.

Biz böyle bir çöküşe müsaade etmeyeceğiz. Diktatörün hırslarına da, savaşına da geçit vermemeliyiz! Diktatörün asıl çöküşü Gezi’de olduğu gibi milyonların sokakta demir yumruğu vurmasıyla olacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı