/ Güncel / Türk Hassasiyeti mi Devletin Gözdağı mı?

Türk Hassasiyeti mi Devletin Gözdağı mı?

on 21 Şubat 2013 - 23:26 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
21 Şubat, 2013

Geçtiğimiz günlerde Samsun ve Sinop’ta BDP milletvekillerinden ve HDK temsilcilerinden oluşan heyete yönelik göz göre göre gelişen faşist saldırılara tanık olduk. Günler öncesinden sosyal medyada ve sokaklarda bildiriler aracılığıyla saldırıyı örgütleyen çetelere saldırılar gerçekleşene kadar hiçbir müdahalede bulunulmaması devletin Kürt siyasetçilerine yönelik saldırılara karşı umursamazlığının ve bu anlamıyla Kürt halkına yönelik düşmanlığında herhangi bir gelişmenin olmadığını gösteriyor.

Ziyaret öncesinde bu tarz olayların yaşanabileceği zaten tahmin edilebiliyordu. Bunu en iyi devletin emniyetinin bilmesi gerekmez mi? Yıllardır beslenen, katliamlarına, saldırılarına, linçlerine göz yumulan faşist sürülerini en iyi onları besleyip büyüten devletin ve iktidarın bilmesi gerekmez miydi? Onlar zaten bunların farkındalar ve Kürt siyasetçilere, BDP’ye Türkiye’nin batısında yaşam alanı tanınmamasından dolayı oldukça mutlular. Medya olayı “BDP’li milletvekillerine protesto” temasıyla geçiştirirken, AKP iktidarı ne olaylar sırasında engellemek adına ne de sonrasında herhangi bir girişimde bulunmadı. Emekçiler sokakta mücadele yürüttüklerinde binlerce polisle, onlarca zırhlı araçla müdahale edebilen devlet; halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerini linç etmeye yeltenenleri seyretti. Anaakım medya görüntüleri kırparak verirken, özellikle faşistlerin propaganda amaçlı yaydığı videolarda saatler süren olaylar sırasında faşist güruhun engellemek için sadece az sayıda karakol polisinin gönderildiği, sivil polislerin gruptan bazı faşistlerin sırtını sıvazladığı gözlemlenebilecektir. Hatta görüntülerin birisinde ilginç bir manzara yer alıyor. Polisler, güruh içerisinde yaralanan bir kişinin tedavisini neredeyse kendi elleriyle yapmaktadırlar.

İçişleri Bakanı Muammer Güler son yaptığı açıklama da “Samsun’da büyük bir ihmal ya da hata görünmüyor.” derken, ülkenin içişleri bakanı olarak saatler boyunca sol kurumların bürolarının yer aldığı binanın yüzlerce kişi tarafından taşlandığını, bina içerisinde insanların mahsur kaldığını ve can güvenliğinin tehlikeye düştüğünü bilmiyor olamaz.

Bir diğer utanç verici olay da, Samsun’da saatlerce TKP, Halkevleri gibi sol kurumların bulunduğu binayı taşlayan faşist güruhtan gelen şikayet üzerine bina içerisinde bulunanlara soruşturma başlatılmasıdır. Yargı ve emniyet, iktidarın saldırılar karşısındaki sessizliğini bir mesaj olarak algılayarak saldırılara uğrayanları bir de kendi cezalandırma yoluna gitmektedir. TKP üyesi 10 kişi, Halkevleri üyesi 8 kişi bugün emniyete çağrılırken; iktidarın faşist saldırıların hesabını kimden soracağını anlamış bulunuyoruz.

Oysa ki bu ülkede faşist güruhların sırtını sıvazlayarak katliamların, linçlerin, saldırıların engellenemeyeceğini bizler çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan Sivas görüntüleri bunu çok iyi anlatmaktadır. Ellerinde bidonlarla, benzinlerle açıktan katliama yürüyen çeteleri durdurmak adına elini kıpırdatmayan devlet 33 kişinin yanarak can vermesini seyretmişti.

Müzakere süreci devam ederken bu saldırılar birer işaret olarak iyi okunmalıdır. Devlet bırakın ezilenlerin hakkını aramasını, kendini ifade edebilmesini bile faşist saldırılarla susturmak istemektedir. Milyonlarca kişinin oylarıyla seçilen milletvekilleri göz göre göre linççilerin eline teslime dilmiştir. “Öfkeli kalabalık” olarak tanımlayarak bu saldırıları gerçekleştirenler masumlaştırılmak, davalarla saldırılara karşı koyan solcular ve devrimciler cezalandırılmak istenmektedir. Bu durum iktidarın ve devletin yaşanan saldırıları bir tehdit, bir sopa olarak elinde bulunduracağını ve ezilen halklara ufak bir göz dağı olduğunu göstermektedir.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

bolsevik.org | Sosyalizm Kazanacak!