/ Güncel / Yüksekova’da Kürt Halkına Yargısız İnfaz: 2 Kişi Katledildi!

Yüksekova’da Kürt Halkına Yargısız İnfaz: 2 Kişi Katledildi!

on 7 Aralık 2013 - 00:26 Kategori: Güncel
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
7 Aralık, 2013

Dün Yüksekova’da PKK gerillalarının mezarlarının tahrip edilmesini protesto etmek için yürüyen kitleye saldıran polis Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir’i katletti. Devlet ve burjuva medya katliamın ardından karşılıklı çatışma olduğu, eylemcilerin silah çektiğini aktaran dezenformasyon kampanyası başlatırken, otopsi raporları ve iki kişinin cenazelerinin fotoğrafları yaşanılanın açık bir infaz olduğunu ortaya koyuyor.

Ölen kişiler medya ve devlet tarafından tarafından PKK’li olarak gösterilirken, DİHA’nın ulaştığı görgü tanıkları ve katledilenleri tanıyan kişiler Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir’in bölgede esnaflık yapan kişiler olduğunu aktardı. DİHA’dan aktarılanlara göre Reşit İşbilir Esendere-İran arasındaki Perihan Karakolu’na demir doğrama götürdüğü için polisler tarafından tanınan birisi. Veysel İşbilir’in de oto tamircisi olduğu belirtiliyor.

DİHA bir kişinin başından ve bir kişinin de göğsünden vurularak katledildiğini aktarırken, Mehmet Reşit İşbilir’in bedeninden 6, Veysel İşbilir’in ise 2 kurşun çıktığı belirtiliyor.

Polis baskısı katliamlarla da son bulmazken, cenazelerin götürüldüğü Yüksekova Devlet Hastanesi basıldı. Acil servis neredeyse taşlan edilirken, polis hastaneyi gaza boğmayı ihmal etmedi. Cenazeler daha sonra Van’a kaçırıldı.

Katliamın ardından Kürt ulusal hareketi cephesinden sert açıklamalar yükseldi. BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Şimdi Hakkari Valisi’nin yaptığı gibi, ‘Bir çatışmada öldürülmüş iki kişi’ olarak mı açıklayacaksınız, yoksa 34 ve 32 yaşında amca-yeğen, Yüksekova oto sanayisinde çalışan iki işçinin öldürülmesi vesilesiyle halkımızdan özür mü dileyeceksiniz? Bunu duymak istiyoruz. Yüksekova Hastanesi Acil Servisi’nin içine özel kuvvetlere bağlı polisler giriyor, gaz atıyor, hastanenin camını çerçevesini yıkıp oradaki insanlara işkence ediyor, cenazeleri zorla ele geçirip Van’a götürüyor. Ve biz çıkıp ‘Analar ağlamıyor, barış var’ diyeceğiz. Kusura bakmayın, biz ikiyüzlü değiliz.”Açıklamasını yaparken iktidarın tutumunu eleştirdi.

Öcalan ise kendisini ziyaret eden BDP heyeti ile şu mesajı iletirken, Kürt halkına provokasyona kapılmama çağrısında bulundu:

“Öncelikle Gever’de (Yüksekova) hayatını kaybeden halkımızın iki mümtaz evladının acısını paylaşıyor, başta aileleri ve Gever halkı olmak üzere bütün Kürt halkına başsağlığı diliyorum. Bu cinayetler sürece dönük büyük bir provokasyondur. Yeni ve daha büyük provokasyonlara karşı herkesin daha uyanık ve daha dikkatli olması gerekir. 

Bir halkın evlatlarının anısına dönük en büyük duyarlılık; onların adını hem hayatın, hem de barış ve özgürlük mücadelesinin içinde yaşatmakla anlamlı olacaktır.

Süreç konusunda umudumu halen korumakla birlikte Hükümetten daha olumlu bir müzakere girişimi bekliyorum. Türkiye ’nin ve Bölgenin kurtuluşuna ve tam bir demokratik cumhuriyetin inşa edilmesine giden süreçte her kim ki, dar seçim hesapları içerisine düşerek, demokratik hamleleri geciktirirse, kaos ve çatışma şartlarına davetiye çıkarmış olur. 

Büyük demokratik çözüm için üç ayak önemlidir: Bunların başında; yasal zemin ve hukuki çerçeve gelmektedir. İkinci olarak; tarafı olmayan bir müzakere düşünülmeyeceği için tarafların ve statülerinin bu yasal çerçeve içerisinde tanımlanması gerekir. Üçüncü olarak da; bir izleme kurulunun ya da bir hakem heyetinin sürece dâhil olması gerekir. Bu süreçte inisiyatif ve sorumluluk sahibi olmam dolayısıyla, barışın ve yeni demokratik cumhuriyetin inşası hakkındaki düşüncelerimi bütün Türkiye kamuoyuna anlatabilmem için basın ve diğer iletişim ve temas olanaklarının ivedilikle sağlanması gerekir.

Yerel seçimlerde görev alacak bütün adaylara ve demokrasi güçlerine şimdiden başarılar diliyorum.

Yeni yılın başta halklarımız olmak üzere tüm insanlığa barış, özgürlük ve demokrasi getirmesini diliyor ve temenni ediyorum. Bu itibarla Roboski ve tüm değer ailelerine, hasta tutsaklara, kadınlara ve gençlere, tüm cezaevlerine özel selamlarımı gönderiyorum.” 

Yüksekova’da Kitlesel Cenaze

Katledilen iki kişinin cenazeleri bugün tekrar Yüksekova’ya getirilirken, binlerce kişi katliamlara karşı cenazeye akın etti. İl genelinde esnafın kepenk kapattığı gözlemlendi. Devlet burada da tahammülsüzlüğünü sürdürerek kitleye gaz bombalarıyla saldırdı. Selahattin Demirtaş’ın alana gelmesiyle birlikte yürüyüş gerçekleştirildi.

Saat 18.00 sıralarında ise dağılmaya başlayan kitlenin içerisine dalan zırhlı bir polis aracı havaya ateş açtı, provokasyonu devam ettirdi. Bu olayda bir kişinin ağır yaralandığı aktarılıyor.

AKP iktidarı bir yandan çözüm sürecinden bahsederken, katliamlarını sürdürmeye devam ediyor. Yakın zamanda kalekol inşaatını protesto eden kitleye ateş açılmış ve 18 yaşındaki Medeni Yıldırım katledilmişti.

Devlet bugün yazdığı senaryoyu 2004 yılında da kullanmış ve Diyarbakır’da katledilen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın üzerinden 13 kurşun çıkmıştı. Ayağında terlikle katledilen Kaymaz’ın “terörist” olduğu ve uzun namlulu silah taşıdığı yine hem devlet hem de işbirlikçi medya tarafından yayılmıştı.

Devletin katliamlarına karşı Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmek gerekmektedir. Mücadele sürdürülmediği sürece sokaklarda katliamlar son bulmayacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı