/ Kültür-Sanat / Düzenin Tarih Anlayışının Bir Yansıması: Fetih 1453

Düzenin Tarih Anlayışının Bir Yansıması: Fetih 1453

on 13 Eylül 2014 - 01:02 Kategori: Kültür-Sanat
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

 (22.02.12)
Faruk Aksoy’un yönettiği Fetih 1453 filmi fragmanlarının gösterime girdiği günden beri çok konuşuluyor. 17 milyon dolarla, Türkiye sinemasındaki en yüksek bütçeye sahip olan film, gösterime girdiği tarihten itibaren yaklaşık 1 buçuk milyonluk gişeyi yakaladı.

Filmin fragmanlarının gösterime girmesinden sonra, Türkiye sinemasının bu konudaki eksikliğini kapatacağını düşünen çevreler vardı. Bilindiği gibi Türkiye sineması çok önemli yapıtlara sahip olsa da, bugüne kadar çekilen tarih filmleri Malkoçoğlu, Tarkan gibi güldürü unsuru olmaktan çıkamayan örneklerle dolu. Bu filmler gerçekçi olmayan ve üstünde fazla uğraşılmadığı açık olan savaş sahneleriyle dolu, bilimsellikten ve tarihi olayları neden sonuç ilişkileriyle incelemekten uzak, sadece şovenist duyguları perçinlemek için kullanılan yapımlardan ibaretti. Filmlerde genel olarak Türkler iyi, güçlü, cesur, mert olarak gösterilirken; düşman unsurlar kötü, entrikalar çeviren, masum insanları öldüren kişiler olarak gösteriliyordu.

Fetih 1453 filmi, daha profesyonel savaş sahneleri olması dışında eski filmlere göre önemli bir farklılık içermiyor. Filmde şovenist hava aynen korunmuş. Saraylarında kötü insan kahkahaları eksik olmayan “Kahpe Bizans”, Osmanlı Devleti’ne karşı, haçlı ordusu toplamaya çalışmak, Karamanoğulları’nı kışkırtmak gibi çeşitli entrikalar yaparken, Osmanlı Devleti kudretiyle bu entrikaları alt ediyor. Artık klasikleşmiş olan Müslüman köyünü basıp masum insanları öldüren Bizans askerlerini göstermek de unutulmamış. O yıllardaki nesnel koşullar da filmde hiç belirtilmemiş. Bizans İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durum, Ortadoks-Katolik çelişkisinin kısmen bahsedilmesi dışında, hemen hemen hiç yok. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin İstanbul’u fethetmesine başlıca gerekçe olarak İslam dininin peygamberi Muhammed’in sözleri gösterilmiş.

Filmdeki savaş sahnelerindeki ve görsel efektlerdeki teknik detaylar Türkiye sinemasındaki önemli bir gelişme. Bu sahnelerde yoğun bir uğraş olduğu ve bunun filmin bütçesine yansıdığı açık. Ancak bu sahnelerde de bir yaratıcılık yok. Filmdeki savaş sahnelerinin çoğu, izleyenin aklına başka tarih filmlerinden sahneleri getiriyor (örneğin: savaş kulelerinin yıkılması, Cennetin Krallığı)
Filmin kurgusu da eleştirilmesi gereken bir başka unsur. Film, Fatih’in fedaisi olarak gösterilen Ulubatlı Hasan’la, Topçu Urban’ın üvey kızı arasındaki ilişkinin etrafında dönüyor. Senarist yarattığı kurguyla, İstanbul’un fethiyle ilgili klişeleri de işlemek istemiş ama bu durum çok eklektik olmuş. Urban’ın üvey kızının başlarda erkek kılığına girerek -ki saçlarını kestirmesi haricinde bu rolü hiç yerine getirmiyor- Osmanlı ordusuyla birlikte kuşatmaya gitmesi gerçeklikten çok uzak.
Milliyetçi ve muhafazakâr çevreler ise filmi öve öve bitiremiyor. Zaman Gazetesi yazarı Mustafa Armağan, filmin Muhammed’in “İstanbul mutlaka fetholunacaktır” sözünü içermesinden dolayı İstanbul’un fethini sağlıklı bir tarihsel zemine oturtması olarak gördüğünü belirtmiş (ayrıca belirtmek gerekir ki Muhammed’in böyle bir söz söyleyip söylemediği kesin değildir, önemli Hadis kitaplarında bu söze rastlanılmaz). Filmi ilk izleyenlerden biri de Recep Tayyip Erdoğan oldu. Hasta olduğu için evinde ona özel getirilen filmin DVD’si ile filmi seyreden Tayyip Erdoğan’ın filmi çok başarılı bulduğu söyleniyor. Aynı şekilde Bülent Arınç da filmle ilgili ”Çok duygulu. Biraz ağladım doğrusu. Fethi bütün özellikleriyle anlatmışlar. Oynayanlar da çok güzel oynuyor. Sahneler çok hoş. Efektler, müzik gayet güçlü. Çok başarılı buldum. Faruk Aksoy’u, ekibini, bu filme destek veren herkesi kutluyorum. Gerçekten son yıllarda çekilmiş en muhteşem film. Herkese tavsiye ediyorum.” yorumunu yaptı. AKP’nin önde gelenlerinin filmle ilgili bu türden yorumlar yapması gayet normal. Fetih politikasının ve Türk-İslam sentezinin yüceltildiği bir film, “Yeni Osmanlıcılık” adıyla yeni emperyal düşünceleri geliştirilen hükümetin amaçlarına uygun.

Kemalist çevreler ise filmden genel anlamda rahatsız. Örneğin, Fazıl Say filmde Türk’ün, Türk’e reklamının yapıldığı ve filmin klişelerle dolu olduğunu belirterek Fetih 1453’ün müziklerini yapmaktan vazgeçtiğini belirtti. Kemalistlerin rahatsızlığının en önemli sebebi dinin ön planda tutulması olabilir. Yoksa klişelere karşı olduğunu belirten Kemalistlerin, Mustafa Kemal’le ilgili klişeler sorgulandığında dahi verdiği tepkiler biliniyor. Sonuç olarak Fetih 1453 filmi de bize, diğer örneklerinde olduğu gibi, bilimsellikten ve objektiflikten uzak, resmi tarih tezleriyle paralel bir tarih filminden öte bir şey sunmuyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

0 YORUM YAP

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sosyalizm Kazanacak!