/ Kültür-Sanat / İki Dil Bir Bavul (Yön: Orhan Eskiköy, Özgür Doğan, 2009)

İki Dil Bir Bavul (Yön: Orhan Eskiköy, Özgür Doğan, 2009)

on 13 Eylül 2014 - 00:34 Kategori: Kültür-Sanat
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

(01.11.09)

Öğrencilerinin hiç Türkçe bilmediği bir köy okuluna öğretmen gelmiş Emre Aydın’ın hikayesi belgesel olarak aktarılmış beyaz perdeye. Okulun açıldığı gün öğrencilerin gelmesini boş yere bekliyor Emre öğretmen. Kimi tarlada, kimi oyunda olan öğrencilere muhtar ile birlikte teker teker haber veriyor. Öğrencileri okula getirmeyi başardığında ise daha büyük sorunları olduğunun farkına varıyor: Öğrencilerine eğitim verebilmesinin önkoşulu olan aynı dili konuşmak, Denizli’li öğretmenimiz ve Urfa’lı çocuklarımız için sağlanamıyor. Birleştirilmiş sınıflarda (yeterli sayıda öğretmenin olmadığı koşullarda farklı sınıfların birarada eğitim-öğrenim görmesi) öğretmenin ilk işi bütün çocuklara Türkçe öğretmek oluyor. En azından bunu denemek. Keza filmin son sahnesi bu gerçeğe başarılı bir şekilde değiniyor. Okulların kapanıp, öğretmenin memleketine dönmesinden sonra, çocukları birbirleriyle oyun oynarken görüyoruz. Neşeli bir şekilde bir su birikintisine çırılçıplak atlayan bu ilkokul çağındaki çocuklar, tabii ki günlük hayatlarına kendi anadillerinde, Kürtçe, devam ediyorlardı.

Filmin dokunduğu en önemli nokta, herhalde anadilde eğitimin gerekliliğini, onun yokluğu ile anlatması. Zehir gibi Kürt çocuklarının kendileri için bir yabancı dile mahkum edilmesi, sözgelimi Kürdistan’daki illerin ÖSS’deki başarı oranlarının düşük olmasını da bir şekilde açıklıyor. Tabii ki daha da vahim olan, anadillinde rüya gören, anadilinde ağlayan, anadilinde aşık olan bu insanların, hayatları boyu dünyaya ilişkin her türlü bilgiyi bu ikinci dille öğrenmeye zorlanmalarıdır.

Film, Kürdistan’ın geri bırakılmışlığına da değinmekte. Türkiye’de modernleşme adına hamle üzerine hamle yapıldığı iddia edilen dönemlerde, Türkiye burjuvazisinin, toprak rantının sömürücüsü toprak ağalarıyla işbirliği yaptığını biliyoruz. Nitekim ilk meclisten günümüze Kürt vekillerin ezici çoğunluğunun toprak ağası olması da bu doğrultudadır. Bu rantın 60-70’li yıllar boyunca Batı’ya aktığını, bölgeye yatırımın bu işbirliği sonucu sınırlı kaldığını biliyoruz.

Film eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisiyle de karşılaştı. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Büyük Jüri Yılmaz Güney Ödülü ve SİYAD En İyi Film Ödülü ve Antalya Altın Portakal FF’de En İyi İlk Film Ödülü gibi önemli ödüller kazandı. Tabii ki, filme en büyük ödül, çıplak gerçekliği emekçilerin sofrasına koyması nedeniyle, emekçilerin beğenisi biçiminde olacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

0 YORUM YAP

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sosyalizm Kazanacak!