/ Polemik / Toplumsal Eşitlik’e Cevap- DEUK ve Neden 5. Enternasyonal?

Toplumsal Eşitlik’e Cevap- DEUK ve Neden 5. Enternasyonal?

on 12 Eylül 2014 - 21:58 Kategori: Polemik
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Toplumsal Eşitlik Dergisi’nde SDH hakkında Halil Çelik imzalı bir yazı yayınlandı. Görünüş itibariyle Veli Umut Arslan’ın Yeni Bir Dünya Örgütü: 5.Enternasyonaladlı yazısına verilen bir eleştiri gibi duran yazı, maalesef herhangi bir düşünceye karşı çıkıp başkasını önermiyor. Keyfe keder kara çalmalarla dolu olan yazıda fikirsel derinlik ve tartışmanın esamesini görmek mümkün değil. Bu sözde eleştiri, “Teoriye dudak büken Marksist Bakış ise tam tersi bir yol izlemekte ve “devrimci” pratiklerden hareketle, devrimci bir kurama ulaşabileceğini varsaymakta…”türünden serbest “atış”lardan ibaret desek durumu abartmış olmayız. “Sağa sıçrama”, “genç bir grup olma(!)”, “Marksizm ile bağlarını bütünüyle kopartma”, “uluslararası örgütlenmeye önem vermeme”, “teorik yükümlülüklerden kaçma”, “pablocularla aynı noktaya gelme”,  “fikirlerini ödünç alma”, “Troçkizmi karalama” diye uzayıp giden bir küfür edebiyatından geriye kalan, yazıdaki tek düşünsel ifade kırıntısı ve tartışma sayılabilecek tek şey, 5.Enternasyonal girişimleri karşısında 4.Enternasyonal’in halen var olduğu ve bunun da (kendilerinin üyesi olmadığı) DEUK olduğudur.

İfade kırıntısı diyoruz, çünkü bu da aynı keyfilik içerisinde bir ön kabul durumunda. Yazar, hareketimize yönelik çamur manzumesi yerine 4.Enternasyonal’in 2.Dünya Savaşı’ndan sonra geçirdiği sayısız bölünmenin ardından nasıl olup da bugün hala var olduğunu açıklamaya çalışsaydı çok daha iyi bir iş yapmış olurdu. Ama belli ki böyle bir çaba yerine devrimcilere çamur atmak çok daha kolay bir iş. Hele 4.Enternasyonal’in bugün DEUK bünyesinde var olduğu iddiası aslında ciddiye alınacak bir şey değil. Ama DEUK’u bilmeyenler bu iddianın büyük bir ciddiyetsizlik olduğunu ilk etapta fark etmeyebilirler. Anlaşılan Halil Çelik Troçkizmin tarihini sadece kendisinin bildiğini zannediyor.

4.Enternasyonal’in Tarihselliği

4.Enternasyonal’in halen var olduğu şeklindeki iddialara kulak asarsak devrimci işçi hareketi tarihinde Birinci Enternasyonal, 1864-1876; 2.Enternasyonal, 1889-1914; 3.Enternasyonal 1919-23 arasında varlık gösterebilmişken 4.Enternasyonal’in (1938-∞) sonsuza dek gidebileceğini kabullenmemiz gerekiyor. Bütün enternasyonaller sınıf mücadelesinin belirli bir döneminde büyük görevlerin getirdiği yakıcı ihtiyaçlara cevap vermişler ve dönemlerinin ürünleri olmuşlardır. Durum böyleyken Troçki’nin bir takım epigonları, tarihsel maddeciliği idealizm lehine terk ederek 4.Enternasyonal’i sınıf mücadelesinden bağımsız olacak şekilde tarih dışı tinsel bir varlığa dönüştürmüşlerdir. İşte Marksizm’den asıl kopuş budur. Tarihsel maddecilik ve diyalektikten ziyade skolastisizme bel bağlayanlar, 4.Enternasyonal’in 2.Dünya Savaşı’nın sonrasındaki süreçte bir sürü bölünmeyle örgütsel olarak tamamen dağıldığı ve Troçki’nin mirasının taşıyıcısı olmaktan çıktığı gerçeğine gözlerini kaparlar. Aynı skolastikler aradan geçen 60 yıldan fazla bir zamanda sınıf mücadelesinin geçirdiği tarihsel dönemeçler karşısında 4.Enternasyonal’in gerçekte var olmadığını inkar ederler. Peki gerçekte olan neydi? Her biri 4.Enternasyonal ya da devamı olma iddiasındaki sayısız grubun çabalarıydı. Bunların içerisinde kuşkusuz saygıyla anılması gereken devrimci çabalar vardı, ama yaşayan bir 4.Enternasyonal’den söz edilemezdi. Peki, skolastik epigonlar ne yaptılar? Hayatı, gerçeği inkar edip, eğip bükerek, kendi varlıklarını haklı çıkaran, başkalarına sayıp söverken kendi “başarılarını” anlatan kurgusal bir dünya yarattılar. Dogmatizm lehine Marksist yöntemi terk edenlere bayrak açanlardan birisi de Troçki’nin fikirlerini ve yaklaşımını en iyi bilen, eşi ve başından sonuna kadar yoldaşı olan Natalya Sedova idi. Sedova, 1951 gibi erken bir tarihte Troçki’nin epigonlarını “eski ve geçersiz formülleri saplantı haline getirmek” ile mahkum edip 4.Enternasyonal’den istifa etmişti(1). Sedova’nın kurucusu olduğu, uğruna Troçki’yi, çocuklarını ve binlerce yoldaşını kaybettiği 4.Enternasyonal’den ayrılması, öyle basit bir gelişme gibi geçiştirilemez, bilakis, bu ayrılık, 4.Enternasyonal’in Troçki’nin geleneğini temsil edemeyeceğinin ve de dağılışının ifadelerinden biridir. Gerçekten de bu saatten sonra bölünmelerin sonu gelmemiş ve epigonların elindeki yapı, her biri 4.Enternasyonal olma iddiasındaki bir çok farklı gruba bölünerek kağıt üstündeki bir isme dönüşmüştür.

Bütün bunlar 4.Enternasyonal’in tarihsel önemini ve ileriye doğru attığı dev adımları dışlamaz. 4.Enternasyonal, tıpkı öncekiler gibi döneminin örgütüydü. Söz konusu tarihsel dönemde 4.Enternasyonal Stalinizm karşısında Marksizmin temiz bayrağının yere düşmesini engelleyerek çok hayati bir görevi yerine getirmiştir. Tüm olağanüstü zorluklar karşısında enternasyonalist komünist fikirlere yeni bir kuşağı kazanmış ve bunu tüm dünyaya yaymasını bilmiştir. Gelgelelim Troçki ve birçok önderinin katledilmesinin ardından 4.Enternasyonal, 2.Dünya Savaşı sonrasındaki zorlu süreçte bir seri bölünme yaşayacak, liderliğine küçük burjuva eğilimler hakim olacak ve bütünlüğünü hepten kaybedecektir. Bu saatten sonra dünya işçi hareketi tamamen önderliksiz kalmıştır. Bunun neticesinde 1960’lı ve 1970’li yılların görkemli mücadeleleri Stalinizmin ve diğer küçük burjuva radikallerinin egemenliği altında kalmıştır. Bu saatten sonra yapılması gereken temellerini ilk dört enternasyonalin birikimlerinden alan yeni bir enternasyonal inşa etmektir. Bu da tabiyatıyla 5.Enternasyonal olacaktır. Tartışılması gereken 5.Enternasyonal’i inşa sürecinin programı ve metodolojisidir.

4.Enternasyonal Kim, DEUK Kim?

Belli ki neden 5.Enternasyonal’in gerekli olduğunu tartışan yazımızda DEUK’un önünde secdeye eğilip 4.Enternasyonal’in yaşayan hali olarak selamlamamamız Halil Çelik’i epey kızdırmış. Böylelikle hareketimize saldırmak için hazırda tuttuğu enerjisini serbest bırakmak için gerekli itilimi elde ettiğini düşünmüş. Peki bu “yüce” DEUK nedir, şimdi bunu açıklamanın zamanı geldi.

DEUK, “Dördüncü Enternasyonal Uluslararası Komitesi” ismini kullanan ABD merkezli, orta sınıf bir gruptur. Bu grubun esas yaptığı hatırı sayılır bir mali kaynakla yürüttükleri internet gazeteciliğidir (wsws.org) Bu mali kaynak da emekçilerden gelmemektedir. Zaten grubun hiçbir yerde işçi sınıfı ya da gençlik mücadeleleriyle kurduğu organik bağ bulunmamaktadır. Ne ABD’de, ne Almanya’da, ne Britanya’da, ne de Avustralya’da… Bu noktada bir parantez açarak Halil Çelik ile aramızdaki bir farka işaret etmek zorundayız: Biz kimseye keyfe keder suçlamalarla kara çalmak derdinde olmayız. DEUK’un her gün güncellenen wsws.org adlı bir sitesi var. Bu siteden DEUK’un bir bileşeni olduğu direniş, grev ya da gençlik mücadeleleri gösterebilirlerse bizleri çürütmüş olurlar, ama gösteremezler. Ağızlarından Lenin’i Troçki’yi düşürmeyen bu oluşum (DEUK) maalesef sınıf mücadelesine tümden yabancıdır. İnternet gazeteciliği dışında grubun ana pratik faaliyeti, bulundukları ülkelerde seçimden seçime ve yine esas olarak internetten yürüttükleri seçim çalışmalarıdır. Buna paralel olarak DEUK’un ne ulusal alanda ne de uluslararası ölçekte örgütlenmek (Leninist inşa) gibi bir derdi de yoktur. Aslında bunu Toplumsal Eşitlik’ten arkadaşlar kendi deneyimleri ile bilmelidirler. Kaç yıldır kapısını aşındırdıkları, her şeylerini benimsedikleri, adeta kopyaladıkları DEUK, TE’yi bir türlü kardeş örgüt olarak kabul etmemektedir. Toplumsal mücadelelere katılmayan, örgütlenmek gibi bir derdi olmayan, salt entelektüel çaba gösterip aslında internet medyacılığından başka bir şey yapmayan sonra da oturdukları yerden kibirle kendisinden başka herkese adeta kin kusan DEUK mudur, 4. Enternasyonal’in bugünkü devamcısı. Başta söylediğimiz gibi bunun adı en hafif deyimle ciddiyetsizliktir. Peki nasıl oluyor da TE, ilahını bulmuş müridler gibi, böyle bir grubun kuyruğuna takılıp DEUK havariliğine soyunuyor? Halil Çelik ve yoldaşları ya DEUK’un ve genel olarak Troçkizmin tarihini bilmiyorlar ve safça wsws.org’da çıkan yazılardan bir izlenime sahipler ya da daha da kötüsü sınıf mücadelesinden uzak böyle bir grubun parçası olmak işlerine geliyor. Umarız birincisi doğrudur, çünkü bu hata düzeltilebilir.

Halil Çelik, Cannon önderliğindeki Marksistlerin 1953’te DEUK’u kurarak Mandel ve şürekasını yenip 4.Enternasyonal’i kurtardığını iddia ediyor. Çelik, gene, ya bilmiyor, ya da insanları kandıracağını zannediyor: Cannon, 1953’ten bir müddet sonra örgütü SWP ile beraber DEUK’tan ayrılıp Mandel ile birleşerek USFI’yı kurmamış mıdır? Daha sonra DEUK’ta bir dizi bölünme daha gerçekleşmemiş midir? Neticede DEUK kala kala Britanya’daki Gerry Healy’nin elinde kalmamış mıdır? On yıllarca mutlak otorite olarak DEUK’u yöneten, DEUK’un ruhu ve önderliği olan Healy, bu süreç içerisinde Kaddafi ve Saddam gibi burjuva milliyetçileriyle düşüp kalkmamış mıdır?(2) Peki sormazlar mı 4.Enternasyonal ve önderi bu mudur diye? Troçki’den Healy’e böyle bir devamlılığın var olduğunu iddia etmek, olsa olsa Troçki’ye ve 4.Enternasyonal’e yapılan bir hakarettir.

DEUK, kendi dokümanlarında Pablo-Mandel liderliğini Stalinizme yedeklenmekle ağır şekilde eleştirmektedir. Bu, kesinlikle doğru bir eleştiridir. Ama DEUK kendisi de 1960’larda Troçkistlerin katili Mao’ya (kültür “devrimi”nde) destek vererek aynı suçu işlemiştir(3). Bunun dışında Nahuel Moreno’ya Peronizm’le ilişkili olmak konusunda demediğini bırakmayan DEUK, kendisinin Kaddafi gibilerle olan ilişkisini nasıl açıklayacaktır? Bu gibi örnekler daha çarpıcı olanlarıyla çoğaltılabilir, ama bu bizlere şunu gösteriyor: Halil Çelik ve TE, diğer çalışmalarında, bizlere DEUK’un hiç de samimi olmayan resmi tarihini anlatmaktadır. Gerçekteyse bu tarih yozlaşmalarla, politik zikzaklarla, skandallarla ve çok olumsuz bir politik kültür ile doludur. Mesele, ayrıca, Healy’nin günah keçisi ilan edilmesi ve bütün sorumluluğun onun omuzlarına yıkılması ile örtbas edilemez, zira söz konusu olan DEUK’un çeyrek asırlık politikasıdır.

1980’lerde Gorbaçov’u alkışlayan Healy, peşi sıra patlayan skandalların etkisiyle Britanya’daki örgütünden (Devrimci İşçi Partisi-WRP) atılır. Diğer taraftan DEUK’un on yıllar boyunca merkezi örgütü olan WRP bu süreç sonrasından tamamen dağılır. Bu saatten sonra DEUK, ABD seksiyonun başını çektiği ufacık birkaç gruba düşmüştür. Kendisi de oldukça küçük olan ABD seksiyonu da bir süre sonra internet medyacılığına geçip fiili örgütlenmeyi tamamen bir kenera bırakmıştır. İşte, Çelik’in DEUK’u budur. Bizler kafayı DEUK ile bozmuş değiliz, özel bir düşmanlığımız da yok, ama birileri kalkıp DEUK’u 4.Enternasyonal gibi sunmaya kalkarsa Troçkist geleneğimizi savunmasını da biliriz.

TE’ye gelirsek. Sungur Savran ve Şadi Ozansu ekipleriyle yaşadıkları bölünme süreçlerinden sonra kendilerini maalesef körü körüne, wsws kanalıyla, DEUK’a bağlamış gözüküyorlar. DEUK’un programını, ismini, tarzını, mümkün olan herşeyini kopyalamış durumdalar. Halil Çelik yazısında bir yandan “dünyanın işçi hareketleriyle sarsıldığı bir dönem”den bahsederek aciliyetten dem vuruyor, sonra da örgütlenmek gibi bir derdi olmayan DEUK gibi bir oluşumu liderlik olarak kabul ediyor, pratiğini onlara göre uyarlıyor. Sonra da Lenin gibi bir örgütçüyü ağzından düşürmüyor. Epey yaman bir çelişki doğrusu.

Halil Çelik, salt oturdukları yerden etrafa saldırmayı maharet sanan, altı tamamen boş bir kibirle böbürlenip poz kesen DEUK alışkanlıklarını aynen benimsemişe benziyor. Kendisi el altından Kaddafi ile işler çevirirken diğer tüm Troçkistlere yapabileceği en büyük düşmanlığı yapan ve en devrimci pozlarda gezen Healy geleneğinin tüm dünyada kötü bir şöhreti zaten var. Bunlar Türkiye’de bilinmiyor olabilir. Ama madem gereği oluştu bu konular devrimci Marksist çevrelerde bilinmelidir.

Bu aşamada sözü fazla uzatmaya gerek yok. TE’li arkadaşlar, devrimci çalışma yürütmeyen, entelektüalizmle tatmin olan bir grubu mutlak otorite olarak kabul ederek büyük hata yapmaktadırlar. Sözde Troçkist bir sürü geleneğin en klasik hastalıklarından birisi, devrimci çalışmadan uzak durmak, Leninist inşa sürecinden köşe bucak kaçıp konformizm bataklığında entelektüel gevezeliklerle tatmin sağlamak olmamış mıdır? Türkiye ve dünyada sınıf mücadelesinin böyle bir hastalığa ihtiyacı olmadığı kesin.

Bolşevik-Troçkist gelenek kendisini sınıf mücadelesi temelinde bir inşa örgütü olarak tanımlar. Oysa TE’nin bel bağladığı DEUK çizgisi, kerameti kendinden menkul bir “doğru teori”ye sahip oluş üzerinden kendisini ifade eder. Dikkat edilecek olursa sınıf mücadelesinden kopuk bir “doğru teori” tamamen donuk bir kategoriden başka bir şey değildir. Program ve çizgi sınıf mücadelesinde test edilmedikçe, hatalardan öğrenilmedikçe bu “doğru teori” tamamen havada kalır. Bu saatten sonra dogmatizm egemen olmak zorundadır. Bolşevik geleneğimizde ise örgüt işçi sınıfı içerisinde kendisini ve programını gözden geçirir. Bolşevik parti hem öğretmen hem de öğrencidir. DEUK’un durumunda ise teorik püritenlik görüntüsü yaratarak prim yapma derdi dışında işçi sınıfına ve gençliğe tamamen yabancı bir akademik tartışma grubu havası bulunmaktadır.

Türkiyeli Marksizm iddiasındaki bir grup, ABD’deki bahsettiğimiz türden bir grubu Kabe gibi belliyorsa, Stalinistlerin bir zamanlar Moskova’yı Kabe olarak bellemesine şaşırmamak gerekir…

 

 

(1)   İngilizcesi: http://www.marxists.org/archive/sedova-natalia/1951/05/09.htm; Türkçesi: http://www.marksist.com/ceviriler/dorduncu_enternasyonalden_istifa.htm?ref=klasshop.com

(2)   http://www.wsws.org/IML/fi_vol13_no1/fi_vol13_no1_facpdf.pdf; Hillmore, Peter. “Diary”, The Guardian, 16 August 1977; Pallister, David. “£50,000 for facts on foreign gold”, The Guardian, 17 September 1981;  Burns, Tom (1988). “The Revolution Betrayed”. Solidarity (16); Pitt, Bob. The Rise and Fall of Gerry Healy, p. 66. (http://tr.scribd.com/doc/33035535/Rise-and-Fall-of-Gerry-Healy);http://libsoc.blogspot.com/2004_07_25_libsoc_archive.html

(3)   Pitt, Bob. The Rise and Fall of Gerry Healy, p. 66. (http://tr.scribd.com/doc/33035535/Rise-and-Fall-of-Gerry-Healy); North, David. (1991) Gerry Heally and His Place in the History of Fourth International, Labor Publications: Detroit. p. 52 (http://books.google.com.tr/books?id=HvND7IRiCEkC&printsec=frontcover&hl=tr#v=onepage&q=ho%20chi%20minh&f=false); SLL Newsletter (14 Jan. 1967)

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı

Sosyalizm Kazanacak!