/ SEP Girişimi / İstanbul’dan Bir Okur Mektubu: Yoğun sömürüden kesitler

İstanbul’dan Bir Okur Mektubu: Yoğun sömürüden kesitler

on 16 Ekim 2012 - 10:47 Kategori: SEP Girişimi
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Geçtiğimiz günlerde farklı sektörlerden taşeron işçilerle söyleşiler gerçekleştirdik. Onlarla işleri ve çalışma koşulları hakkında konuştuk ve bu söyleşilerden açığa çıkan gerçekleri sizlere aktarmak istedik.

Röportaj yaptığımız metro bakım işçisi tünellerde çalışıyor. Tünellerdeki hava oranının %18.5 olduğunu ve tünelde bir işçinin günde 4 saatten fazla çalışmasının sağlık sorunlarına yol açtığını, ancak onların 8 saat çalıştıklarını söyledi. İşçiler taşeronlaştırılıyor, sendikalılaşma hakları ellerinden alınıyor, daha düşük ücretlerle daha kötü şartlarda çalıştırılıyor ve yetmezmiş gibi ücretleri düzgün ödenmiyor.

Röportajın devamında Kartal-Kadıköy metrosunda da çalıştığını metro yapımının koşullarından bahsediyor. ’Ne kazalar oldu’ diyor. Oysa basında (burjuva medyada) sadece metronun ne kadar hızlı yapıldığından , başbakanın açılış konuşmasından bahsediliyor; ama nedense söz konusu işçiler olunca medya üç maymunu oynuyor.

Peki ya inşaat işçilerine ne demeli? Bir inşaatın durdurulması için belli sayıdan – yani ölüm kontenjanından- daha fazla insanın hayatını kaybetmesi gerekiyor. Sorumlular bir işçi öldüğünde sadece gelip kontrol ediyorlar(!). Ama tabiki sonuç inşaata devam. Burada vurgulanması gereken şudur ki kapitalistler işlerinin yapılmasından başka hiçbir şey düşünmezler. İşin hangi şartlarda yapıldığı, işin ne kadar tehlikeli olduğu verdiği maaşın yetip yetmediği hiç önemli değildir.

Röportaj yaptığımız bir diğer işçi ise bir yemekhane işçisi. Çalıştığı yemekhanede hava giriş çıkışının sağlandığı bölme işçilerin çalıştığı yerde. İşçiler bu bölmenin yarattığı soğuk hava dalgasına maruz kalıyorlar günde 10 saat boyunca. Ancak kimsenin buna bir dur demeye niyeti yok! “Bizim canımız onların umrunda mı?” diyerek aslında sömürüldüğünün değersizleştirildiğinin farkında olduğunu göstermiş oluyorlar.

Sistem bize özgür olduğumuzu hissettiriyor. İstemiyorsan çalışmak zorunda değilsin diyor. Peki gerçekten öyle mi? Tabiki hayır. Bir iş yerinden seni sömürdüğü için çıkarsın gidip diğerinde kendini sömürtürsün. Düşük ücretlerle çalışmak istemediğinde sana alternatif olarak yeni mezun, iş tecrübesi olmayan emekçileri daha ucuza çalışmaya zorlar. Aslında çıkıp gidebileceğimiz hiçbir alan yok. Bu sistem öyle bir sistem ki sömürüyor ve bunu öyle sinsice yapıyor ki sen özgür olduğunu sanıyorsun. Öte yandan işçilere bireysel hareket alanı sağlamadığından, işçilerin birlikte mücadele etmesini sağlar.
Bu düzen yıkılabilir. Bizler üretiyoruz. Bizler çalışıyoruz. Bir alternatif var. O da sosyalizmdir. Birlikte güçlüyüz. Bu yüzden biz bütün işçi ve emekçileri Devrimci Marksist saflara çağırıyoruz!

                                                                                                                                                                                                       İstanbul’dan Bir SDH’li

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı