/ SEP Girişimi / SDH’den Arjantin ve Brezilyalı Devrimci Marksistlerin Katılımıyla Panel

SDH’den Arjantin ve Brezilyalı Devrimci Marksistlerin Katılımıyla Panel

on 15 Temmuz 2013 - 14:16 Kategori: SEP Girişimi
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
15 Temmuz, 2013

Türkiye gibi Haziran ayını büyük bir halk hareketi ile karşılayan ülkelerden birisi de Brezilya olmuştu. Brezilya emekçileri ve gençleri on yılların suskunkuğunu bozarak eylemlere büyük bir güçle katılmışlardı. Brezilyalı eylemciler, açık ki Türkiye’deki eylemlerden etkilendiler ve Türkiye’ye selam gönderdiler.

Bu enternasyonalist dayanışmanın güzel örneklerini sergilemek ve Brezilya’daki yoldaşların deneyimlerini paylaşmak için PCO (Partido da Cause Operaria) örgütünden Alejandro telekonferans yoluyla bizlerle birlikteydi. Bunun dışında Arjantin’den Lionel, TPR (Tendencia Piquetera Revolucionaria) adına İsmail Beşikçi Vakfı’ndaki panelde aramızdaydı. Paneldeki üçüncü konuşmacı SDH yoldaşları adına söz aldı. Yaklaşık 3.5 saat süren konuşma ve tartışmalar, enternasyonalist dayanışmanın getirdiği canlılık ve yoldaşlık bilinciyle dolu doluydu.

İlk olarak söz alan Lionel, bizlere güney Amerika’daki son durum hakkında bilgi verdi. Yoldaş Lionel Latin Amerika’da bir devrin kapanmakta olduğunu vurguladı. Buna göre kıtadaki ulusalcı iktidarlar yavaş yavaş yolun sonuna geliyorlardı. Chavez’in varisi Maduro kıl payı farkla seçimleri kazanmıştı ve şimdilerde ABD önderliğindeki kapitalist kutba göz kırpıyordu. Tüm Latin Amerika’ya yayılan krizin faturasını halka yükleyen ulusalcı liderler sağın yükselişine zemin hazırlamaktaydı. Bolivya’da da benzeri bir durum vardı. Lionel bizlere radikal bir tabana sahip olan COB sendikasının Morales’in neoliberal yönelimine tepki olarak partileşme kararı aldığını aktardı. Lionel, bu girişimin sendikal bürokrasinin elinde bir pazarlık aracı olarak mı kalacağı ya da gerçekten devrimci bir önderlik olarak mı yükseleceğinin büyük önem taşıdığını ve bu sorunun cevabının mücadele ile verileceğini ekledi.

Bundan sonra Lionel Arjantin’deki ulusalcı burjuva Kirchner hükümetinin de yolun sonuna geldiğini sözlerine ekledi. Önümüzdeki ağustos ve ekim aylarında yapılacak olan seçimlede sağcı partiler ile emperyalizm yanlısı merkez sol partilerin ilerleme kaydedecekleri bekleniyor. Zaten Kirchner’in kendisi de son dönemde sağ ve emperyalizm yanlısı bir çizgiye kaymıştı. Güçlü tepkilerden çekinen Kirchner bir kez daha aday olmayacağını açıklamak zorunda kalmıştı. Yaklaşan seçimlerde devrimci ve Morenocu merkezcilerin oluşturduğu bir ittifak olan Sol Cephe’nin kendisini emekçi kitlelere güçlü bir alternatif olarak gösterme şansı olduğunu aktaran Lionel, geçen seçimlerde Sol Cephe’nin elde ettiği 700 bin oyun bu durumu işaret ettiğini vurguladı. Diğer taraftan TPR örgütünün Sol Cephe’nin olumsuz yanlarını eleştirdiği belirtti. Bu eleştirilerin başında da Sol Cephe’nin en hassas politik konularda atılım içerisinde olmayışı ve sendikal bürokrasi karşısında taban inisiyatifini örmek için gerekli çabanın gösterilmemesi geliyor. Bu çerçevede Lionel TPR’nin, Sol Cephe’nin emekçiler nezdinde Kirchner’in soldaki alternatifi olabilmesi ve gerçek antiemperyalist bir hatta oturması için Sol Cephe’nin Savunulması İçin Koordinasyon Komitesi’ni örgütlediği belirtti.

Ardından Lionel Brezilya’nın yakın geçmişine değindi, böylelikle Brezilyalı Alejandro yoldaşın konuşması öncesi dinleyicilerin Brezilya konusundaki temel bilgileri kuvvetlendirildi. Lionel Brezilya’da çok büyük etki yapan İşçi Partisi’nin yükselişini anlattı. Bir zamanlar 1980lere kadar askeri cuntanın devrilmesi için çabalayan sendikacıların bir süre sonra işbirlikçi sendika ağalarını sendikalardan uzaklaştırdığını ve daha sonraki süreçte de partileşmeye gittiğini söyledi. İşçi Partisi daha sonra iktidara geçecek ve eski işçi liderleri yeni dönemin üst düzey isimleri olacaktı. Tıpkı devlet başkanı Lula örneğinde olduğu gibi. Ama daha sonra Lula’nın emperyalist kapitalist sisteme entegre olduğu ortaya çıkacaktı. PCO (Partido da Cause Operaria) gibi devrimci örgütler, Lula’nın PT’sinin işçi düşmanı hatla yakınlaşmasına ve giderek neoliberalizme doğru yönelmesine karşı mücadele ettikleri için PT’den atıldıklarını ekleyelim.

Brezilya’daki Son Ayaklanma

Konuşmasında Brezilya’daki ayaklanmaya dair ayrıntılı detaylar ortaya koyan Alejandro, mücadeledeki en büyük eksikliğin sosyalist liderlik olduğunu vurguladı. Ulaşım zamlarına karşı yürüyen mücadelede, aslında piyasa öncelikli federal ve ulusal hükümete verilen bir tepkiydi. Eylemler, 13 Haziran’da Sao Paula’da eylemcilere yönelik çok sert polis saldırısı sonrasında çok büyük bir sıçrama yapmıştı. Bunun ardında burjuva politikacılar ve medya, bir u dönüşüyle eylemcilere karşı çok ılımlı bir tavır takınacaktı. Alejandro bunun taktik bir dönüşüm olduğunu, bu saatten sonra eylemlere sızdırdıkları sivil polis ve sağcı faşizan militanlarla eylemlere müdahale etmeye başladıklarını aktardı. Bu kesimler, devrimcilerin etkisini kırmak için sadece Brezilya bayrağının taşınmasını özellikle vurguluyorlar ve gerekirse fiziksel şiddet tehditini devreye sokuyorlardı. Alejandro’nun altını çizdiği gibi ulusal bayrak Brezilya’da sadece milli maçlarda görülen birşeydi, yani buradaki amaç sosyalistleri saf dışı bırakmak, etkisizleştirmek ve eylemlere daha sağ bir görüntü vermekti. Alejandro’nun PCO bu saldırılara kulak asmadığını vurguladı.

Brezilya’da gerçekleştirilen son genel grevin sendikal bürokrasinin sıfır örgütlenme çabasına rağmen emekçiler arasında ciddi yankı bulduğunu ve beklenmeyen sektörlerin bile greve destek verdiği anlatıldı. Bunun anlamı da şimdilerde yavaşlayan kitle hareketinin önümüzdeki süreçte yeniden sınıf eksenli biçimde kendisini göstereceği idi.

SDH’nin Katkıları

SDH adına söz alan yoldaş, yaşanmakta olanın aslında küresel düzeyde bir eylem olduğunun altını çizdi. Yoldaş, eylemlerin hızla bulaşıcı bir niteliği olduğundan önümüzdeki süreçte başka sosyal patlamaların da dünyanın şu ya da bu köşesinde gerçekleşebileceğini belirtti. Dünyanın sınıf mücadelesi açısından en hassas bölgelerinde yeni bir eylemci kuşağının yetiştiğini ve mücadeleye atıldığını belirten yoldaş, bunun tam da kapitalist sistemin krizini denk geldiğinden devrimci olasılıkların önümüze geleceğini vurguladı. Bu açıdan emekçi gençliğin uğruna mücadele ettiği, iş-özgürlük-gelecek gibi hedeflerin gençliği emperyalist kapitalist sistemle çatışmaya götürdüğünü çünkü bu taleplerin en kısmi olanlarının bile sistem sınırlarını zorladığını görmek gerekir. Bunun zorunlu anlamı, emperyalist kapitalist sistemden zorunlu bir kopuştur. Böyle bir perspektifin devrimci sonuçlarının da ancak sürekli devrim ışığında Bolşevizmi inşa etmekle çıkarılabileceği yoldaş tarafından vurgulandı.

Bunun dışında çok canlı geçen soru cevap bölümünde AKP iktidarının yaklaşmakta olan ekonomik krizin basıncı altında olduğu vurgulandı. AKP’nin üzerine bastığı ekonomik, psikolojik, iç ve dış politik dengelerin çözülmekte olduğu dolayısıyla önümüzdeki aylarda toplumsal muhalefetin üstelik bu sefer sınıf merkezli taleplerin daha yoğun bir şekilde kullanıldığı bir şekil alarak güçlü bir şekilde geri dönmesinin ciddi bir olasılık olduğu konuşulan konulardan birisiydi.

Aşırı sıcağa rağmen, çok yoğun, dolu dolu geçen panel, alkışlar ve konuşmacı yoldaşlara yapılan tebriklerle sona erdi.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı