/ Sınıf Mücadelesi / BEDAŞ’tan Kenya’ya Selam Olsun Direnen İşçi Sınıfına!

BEDAŞ’tan Kenya’ya Selam Olsun Direnen İşçi Sınıfına!

on 13 Eylül 2014 - 11:47 Kategori: Sınıf Mücadelesi
Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

 Tam 120 gündür sendikal haklarının peşinde mücadele eden Bedaş işçileri her Cuma gerçekleştirdikleri Galatasaray – Bedaş Binası önü yürüyüşünü dün yine devrimci kurumların ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirdi. SDH olarak bizimde sınıf dayanışmasında yer aldığımız BEDAŞ’lı işçilerin direnişi, pek çok taşeron firmada cereyan eden rutin hak gasplarına karşı örgütlü bir direnişlin sembolü. Ücretlerin ödenmeyişi ve Enerji-sen üyesi olan işçilerin örgütlü oluşu BEDAŞ yönetimini hemen bir tedbir almaya “zorlamış”, sendikalı işçilerin işlerine hiçbir gerekçe gösterilmeksizin son verilmişti.

Bundan sonrasında BEDAŞ kapısında ve çok çeşitli yerlerde mücadele nedenlerini kamuoyuyla paylaşan direnişteki işçiler, yer yer polis şiddetine maruz kalmış; gözaltı süreçleri sıklaşmıştır. BEDAŞ’ın birçok departmanında çalışan Enerji-Sen’li işçiler, iş haklarının sağlanması, mağduriyetlerinin giderilmesi için ayrıca başvurdukları hukuksal süreçte eylemselliklerini sürdürüyorlar. Özellikle bu eylemselliklerin en önemli kısmını her Cuma gerçekleştirilen dayanışma yürüyüşleri oluşturuyor. SDH olarak takip etmeye çalıştığımız direnişte devrimci kamuoyunun ilgisinde de bahsetmek gerek. Ancak bu ilgi, işçilerle gerçekleştirdiğimiz sohbetler de kendini gösterdi ki mücadele alanlarında, sendikalarda görmeye alışık olduğumuz o vahim tablo burada da açığa çıkmış.

Mücadelenin bel kemiği olan işçilerin, direnişi yönetmede ki inisiyatifini hiçe sayacak iradi davranışlar burada da sendikalı işçilerin tepkisine yol açacak bir noktaya varmış. “Mücadele dostlarımızı her türlü polis şiddetine karşı ilk önce biz korur kollarız ama direnişimizi bizim adımıza yönetmek, bizsiz mücadeleyi yönetmek olur; bununda kimseye faydası dokunmaz” demeleri devrimci örgütlerin sınıf mücadelelerine nasıl güdük yaklaştıklarını anlatan net bir örnek.

Elbette ki devrimci örgütlerin sınıf mücadelesindeki yerleri kaçınılmazdır. Ancak bunu Lenin de söylediği gibi sınıfın ne gerisinde ne de ilerisinde durarak değil sınıfın yanında olarak yapmak gerekir.

Yıllardır mücadele alanlarını hegemonya savaşına döndürenlerin ısrarla fark edemediklerini kör göze parmak sokarcasına anlatıyor sınıf kardeşlerimiz. İyi bilinmelidir ki bugün ekonomik talepleri için sokağa inen BEDAŞ’lı işçiler Kenya’da ki eğitim emekçilerini ve dünyanın neresinde mücadele veren emekçi varsa işte biz O’yuz diyebiliyorsa, yarın mücadele menzilini genişletip sistem karşısında uzlaşmaz tavır almasını da bilecektir. Aceleci davranmak devrimci Marksist perspektifle bağdaşmadığı gibi işçilerin inisiyatif almadığı, deneyim kazanamadığı mücadele süreçleri; yarının eşit toplum kapılarını da bizlere aralamaz.

 

 

İstanbul SDH

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

0 YORUM YAP

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.